Arsa yatırımı denildiğinde toplumda çok yaygın bir düşünce var: “Toprak her zaman kazandırır.”

Ben buna küçük ama çok önemli bir ek yapmak istiyorum:

Her toprak aynı şekilde kazandırmaz. Her arsa da yatırım değildir.

Bugün Türkiye’nin birçok noktasında; doğru düzgün ulaşımı olmayan, yakınında gelişim planı bulunmayan, nüfus hareketi görülmeyen ve gelecekte değerini artırabilecek gerçekçi hiçbir sebebi bulunmayan araziler, sadece “ileride çok değerlenecek” denilerek pazarlanıyor.

Peki neden değerlenecek?

Bir yatırımcı arsa alırken ilk olarak bu sorunun cevabını aramalıdır.

Çünkü bir arsanın bir hikâyesi olmalıdır. Ancak bu hikâye hayal ürünü değil, mümkün olduğunca somut verilere ve gerçekleşmesi beklenen gerçek projelere dayanmalıdır.

Örneğin benim özellikle dikkat ettiğim konuların başında ulaşım projeleri geliyor.

Bakanlıklar ve ilgili kamu kurumları tarafından açıklanmış hızlı tren, süper hızlı tren, otoyol ve yeni bağlantı yolu projeleri; bulundukları bölgelerin geleceğini ciddi şekilde değiştirebilir.

Özellikle hızlı tren sistemlerinin önümüzdeki yıllarda Türkiye’de çok daha önemli hale geleceğini düşünüyorum.

Uçak yolculuğu mesafe olarak çok hızlıdır. Türkiye’nin bir ucundan diğerine birkaç saat içerisinde ulaşabilirsiniz. Ancak iş sadece uçuş süresinden ibaret değildir. Havaalanına ulaşım, güvenlik işlemleri, bekleme süresi ve indikten sonra şehir merkezine ulaşım da hesaba katıldığında toplam yolculuk süresi ciddi şekilde uzayabilir.

Hızlı trenin en önemli avantajlarından biri ise istasyonların çoğu zaman şehirlerin merkezine veya merkezi ulaşım ağlarına daha yakın olmasıdır.

Bu nedenle hızlı tren ve süper hızlı tren güzergâhlarının geçtiği bölgeler, istasyon çevreleri ve bu ulaşım akslarına bağlantısı güçlü yerler yatırımcı açısından dikkatle incelenmelidir.

Aynı durum otoyollar için de geçerlidir.

Türkiye’de özel araç kullanımı oldukça yaygın. Önümüzdeki dönemde de karayolu ulaşımının önemini koruyacağını düşünüyorum. Bu nedenle yeni otoyol projeleri, bağlantı yolları, kavşaklar ve şehirler arası ulaşımı kısaltacak yatırımlar, çevresindeki bölgelerin erişilebilirliğini artırabilir.

Erişilebilirlik arttığında bölgeye insan gelir.

İnsan geldiğinde konut gelir.

Ticaret gelir.

Yeni projeler gelir.

Ve bütün bunlar zaman içerisinde arsa talebini etkileyebilir.

Fakat burada çok önemli bir noktanın altını çizmek gerekiyor:

Arsa yatırımı sabır ister.

Bugün alıp birkaç ay sonra satarak büyük kazanç elde etmek her zaman mümkün değildir. Hatta arsa yatırımının doğasına çoğu zaman aykırıdır.

Arsada esas kazanç genellikle beklemeyi bilen yatırımcının önüne çıkar.

Doğru lokasyonu seçersiniz.

Gelişmeleri takip edersiniz.

Ulaşım projelerini incelersiniz.

İmar durumunu araştırırsınız.

Bölgenin nüfus ve yapılaşma hareketlerini gözlemlersiniz.

Ve zamana bırakırsınız.

Bir arsanın değer kazanmasının sebebi sadece yılların geçmesi değildir.

O arsaya ulaşımın kolaylaşmasıdır.

Çevresinde yaşamın başlamasıdır.

Yeni konutların yapılmasıdır.

Ticaretin gelişmesidir.

Bölgenin insanların gitmek istediği bir yere dönüşmesidir.

Bu yüzden arsa alırken sadece metrekare fiyatına bakmayın.

Şunu sorun:

“Bu bölgenin gelecekte değer kazanmasını sağlayacak gerçek sebep nedir?”

Bu soruya somut bir cevap veremiyorsanız, sadece ucuz olduğu için alınan bir arsa yıllarca bekleyebilir.

Ama doğru ulaşım aksında, doğru gelişim bölgesinde ve gerçek projelerin çevresinde yapılan sabırlı bir arsa yatırımı, uzun vadede yatırımcısına çok güçlü sonuçlar sağlayabilir.

Altın, fon, mevduat veya farklı yatırım araçlarının hepsinin yatırım dünyasında ayrı bir yeri vardır.

Arsanın farkı ise başka bir noktadadır:

Elle tutulur, gözle görülür ve sınırlı bir varlıktır.

Yeni para üretilebilir.

Yeni finansal ürünler çıkarılabilir.

Ama aynı lokasyonda yeniden toprak üretilemez.

Bu yüzden benim arsa yatırımında değişmeyen üç kuralım var:

Doğru yer.

Gerçek bir hikâye.

Ve sabır.

Çünkü arsa sadece satın alınmaz.

Doğru arsa beklenir.