Emekli bir polis memurunun intiharından sonra, emeklilerle ilgili yeni bir yazı yazmak adeta farz oldu. Bu amaçla da ulaşabildiği tüm kaynakları sizlerle paylaşmanın doğru olacağını düşündüm. Detaya girmeden, tüm, araştırmalarımdan ortaya çıkan sonucu tek bir cümle ile özetlemek mümkün. Hükümetin emeklilerle ilgili politikaları yetersiz kalıyor.

2026’nın en önemli araştırması; Forum Toplum Araştırmaları Enstitüsü koordinasyonunda Verita Analitik tarafından yapılmış. Araştırmanın başlığı da her şeyi açıklıyor: “Türkiye’de Emekli Yoksulluğu”

Araştırma, Mayıs 2026’da yayımlanmış. Nicel bölümde Türkiye’nin 12 bölgesinde 400 emekliyle anket, nitel bölümde ise 40 emekliyle derinlemesine görüşme yapılmış. Özellikle dikkat çekici rakamlar şunlar:

- Emeklilerin yüzde 88,8’i, çalışmadan temel ihtiyaçlarını karşılayamadığını söylemişler. El hak doğru bende bir emekli olarak bu gruba giriyorum. Bugün emekli aylığımın neye yettiğini düşündüğümde bu oran bana şaşırtıcı gelmiyor.

- Emeklilik sonrasında çalışanların yüzde 89,4’ü, çalışma nedenini geçim zorunluluğu olarak ifade etmiş.

- Çalışan emeklilerin yüzde 62’si sosyal güvencesiz şartlar altında görev yapıyor.

- Emeklilerin yüzde 66’sının aktif borcu bulunuyor. Elbette; burada mesele borcun miktarı olmaktan çok insanların neden emeklilik döneminde borçlanarak yaşama altında kaldıklarında düğümleniyor.

- Borçluların yüzde 98,6’sında kredi kartı borcu var.

- Emeklilerin yüzde 47’si, acil bir durumda bir ay içinde 20 bin lira bulamayacağını belirtmiş.

- Yüzde 76’sı, maddi yetersizlik nedeniyle sosyal etkinliklere katılamıyor.

- Emeklilerin yüzde 30,5’i kiracı.

- Yüzde 76,2’si kış aylarında ısınma giderlerini karşılamakta zorlanıyor veya çok zorlanıyor.

- Emeklilerin yalnızca yüzde 36,5’i sağlık durumunu iyi veya çok iyi olarak değerlendiriyor.

- Yüzde 74’ü gelecek konusunda kaygılı.

- Yüzde 8’i devletin emeklilere yeterli yaşam güvencesi sağlamadığını düşünüyor.

Bir başka önemli veri de şu: Araştırmaya katılanların ortalama emekli aylığı yaklaşık 25.600 lira, ortalama hane geliri ise yaklaşık 55 bin lira. Yani emekli aylığı, araştırmadaki hanelerde toplam gelirin ancak yaklaşık yarısını oluşturuyor.

En düşük emekli aylığı Temmuz 2026 ödeme döneminden itibaren 23.552 liraya çıkarıldı. Bilindiği gibi bu tutar, 2026’nın ilk altı aylık TÜFE artışı esas alınarak 20 bin liradan 23.552 liraya yükseltilmişti.

Burada yalnızca maaşın nominal olarak yükselmesine bakmak yanıltıcıdır. Asıl güçlü karşılaştırma, 23.552 liranın bugünkü gıda, kira, ısınma ve diğer zorunlu harcamalar karşısındaki satın alma gücünün ne kadarına yettiğidir. Kaldı ki, maaşlara yapılan artıştan sonra en düşük maaş alan emeklilerin kayıpları yaklaşık olarak üç bin lirayı aşmış olmasıdır.

Burada bir başka konuya da parantez açmak gerekiyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2025 Gelir ve Yaşam Koşulları sonuçlarında 65 yaş üzerindeki nüfusun 9 milyon 583 bine ulaştığı ve son beş yılda yüzde 20,5 oranında arttığı görülüyor. Bu nedenle konu artık yalnızca “emekli maaşı” meselesinden çıkarak, giderek büyüyen bir yaşlılık ve sosyal politika meselesi haline gelmesidir.

Özetle;

Şimdi yukarıda özetlemeye çalıştığımız tabloya bakarak, son günlerde yaşadığımız ve buharlaşan 900 milyar liraya baktığımızda sizler ne görüyorsunuz. Ortada büyük bir çarpıklık yok mu?

Bugünün emeklilik tablosuna yalnızca emekli aylığına bakarak ulaşmak mümkün değil. Emekli çalışıyorsa, borçlanıyorsa, ısınma giderini karşılamakta zorlanıyorsa ve acil durumda 20 bin lira bile bulamıyorsa, sorun artık yalnızca maaşın miktarı değil, emekliliğin sağladığı hayat güvencesidir.

Emeklilik, insanın hayatının sonbaharında huzur bulacağı dönem olması gerekirken, bugün birçok emekli için geçim mücadelesinin yeni bir biçimi haline gelmiştir.