Arsa yatırımı yaparken çoğumuz yalnızca kendi aldığımız arsaya bakıyoruz. Konumu güzel mi, imarı var mı, bölge gelişiyor mu, yeni ulaşım projeleri geliyor mu?

Bunların hepsi elbette çok önemli. Ancak çoğu yatırımcının gözden kaçırdığı bir gerçek daha var:

Sizin arsanızın ve villanızın değerini yalnızca sizin yaptığınız yapı belirlemiyor. Komşunuzun ne yaptığı da belirliyor.

Özellikle Avrupa’nın birçok planlı konut bölgesinde bunun başarılı örneklerini görüyoruz. Yan yana onlarca, hatta yüzlerce villa bulunuyor; yapıların kat yükseklikleri, renkleri, çatı biçimleri, bahçe düzenleri ve cepheleri belirli bir mimari bütünlük içerisinde tasarlanıyor.

Ortaya baktığınız zaman bir mahalle değil, adeta tek bir proje görüyorsunuz.

Türkiye’de ise özellikle villa imarlı bazı bölgelerde maalesef çok farklı bir tabloyla karşılaşabiliyoruz.

Siz ciddi bir yatırım yapıp estetik, iki katlı ve bölgeye uygun bir villa yapıyorsunuz. Yan parselde mor renkli, bambaşka mimariye sahip bir yapı yükseliyor. Karşı tarafta tek katlı kırmızı bir ev, birkaç parsel ileride tamamen farklı bir bina…

Hepsi ruhsat ve mevzuata uygun yapılmış olsa bile ortaya mimari açıdan karmaşık bir görüntü çıkabiliyor.

İşte yatırımın değeri tam da burada etkilenmeye başlıyor.

Çünkü gayrimenkul yalnızca dört duvardan veya bir tapudan ibaret değildir. Çevresiyle birlikte değer kazanır, çevresiyle birlikte değer kaybeder.

Arsanızın bulunduğu bölgeye yeni bir yol gelebilir, ulaşım yatırımları açıklanabilir, altyapı tamamlanabilir ve bölgedeki fiyatlar yükselebilir. Fakat sonunda insanlar orada yaşayacaksa karşılarında nasıl bir yerleşim gördükleri de en az bunlar kadar önemlidir.

Bu nedenle villa arsası alırken artık sadece “Kaç metrekare, emsali kaç, fiyatı ne?” diye sormak yeterli değil.

Ben yatırımcıların bir soru daha sorması gerektiğini düşünüyorum:

“Burada yarın nasıl bir yaşam alanı ortaya çıkacak?”

Mimari projesi önceden belirlenmiş, kat sayısı, cephe karakteri, renkleri, bahçe düzeni ve yerleşim planı belli olan bölgeler bu nedenle önemli bir avantaj taşıyor.

Çünkü siz sadece kendi yatırımınızı değil, komşunuzun yapacağı yapının sizin yatırımınıza verebileceği zararı da bir ölçüde kontrol altına almış oluyorsunuz.

Bana göre Türkiye’de özellikle yeni villa bölgelerinde önümüzdeki yıllarda üzerinde daha fazla konuşmamız gereken konulardan biri budur:

Tek tip bina değil, mimari bütünlük.

Amaç herkesin aynı evde yaşaması değildir. Amaç bir bölgenin karakterinin korunmasıdır.

Çünkü bazen arsanızı siz alırsınız, villanızı siz yaptırırsınız; fakat yatırımınızın gelecekte kaç para edeceğine komşunuzun yaptığı bina da ortak olur.

Gayrimenkulde doğru yatırım yalnızca doğru arsayı almak değildir.

Doğru çevrenin içinde doğru arsayı almaktır.