Deprem tıpkı ölüm gibi hayatımızın bir gerçeği. Geçmişten bu yana insanlar için en fazla yıkıma sebep olan afet olan depremleri engellemenin bir yolu yoktur bu yüzden depreme karşı önlem almak gerekir.
DEPREMLERİN OLUŞMA SEBEBİDEPREMLERİN OLUŞMA SEBEBİ
Depremler genellikle kırıkların (fay hatları) çatlamasıyla oluşur. Bunun yanı sıra volkanik faaliyetler, toprak kaymaları, mayın patlamaları veya nükleer patlamalar sonucunda da depremler gerçekleşebilir.

DEPREM RİSKİ YÜKSEK OLAN ÜLKELER VE ALDIKLARI ÖNLEMLER
Dünyanın belirli kesimlerinde deprem riski diğer yerlere oranla daha fazladır. Bu ülkelerin bazıları ise bizim ülkemizle kıyaslanamayacak kadar yüksek şiddetli depremlere ev sahipliği yapar. Bu ülkeler ve aldıkları önlemler ise şu şekildedir;
JAPONYA
Söz konusu deprem karşısında alınan önlemler olduğu zaman akla gelen ilk ülke Japonya oluyor. Sismik açıdan en aktif bölgelerden biri olan bu ada ülkesinde deprem karşısında önceden erken uyarıda bulunan sistemler geliştirmiştir. Ülkede çocuk yaştan itibaren başlayan tatbikat çalışmaları da yapılıyor. Ayrıca tahliyenin zorunlu olduğu durumlar için de önceden planlamalar yapılıyor.

İZLANDA
İzlanda, deprem riski yüksek bir ülke olduğu için, deprem karşısında önlem almak için yüksek teknolojili bir deprem uyarı sistemi kullanıyor. Bu sistem, yeraltındaki deprem hareketlerini algılayarak, halkı depremden önce uyarıyor. Depremlerde ölümleri önlemeye yardımcı olan bu sistem, özellikle İzlanda'da sıklıkla yaşanan depremlerde hayat kurtarıcı olmuştur.
MEKSİKA
Meksika, deprem riski yüksek bir ülke olduğu için, afet yönetimi konusunda aldığı önlemlerin arasına “bilinçlenmeyi” birinci sıraya koyuyor. Birinci sınıf okullarda her ay deprem tatbikatları düzenleniyor ve bu tatbikatlar, özellikle çocukları depreme karşı hazırlamak amacıyla yapılıyor. Ayrıca, Meksika'da deprem çantaları adı verilen özel çantalar hazırlanarak, bu çantaların içerisinde gerekli malzemeler bulunuyor ve deprem anında insanların hızlıca toplanmasına yardımcı oluyor.

SİNGAPUR
Singapur, deprem riski düşük bir ülke olsa da ülke hükümeti, deprem karşısında hazırlıklı olmak için ciddi bir yaklaşım benimsiyor. Hükümet, deprem gibi afetlerle mücadele etmek için, askerleri de dahil olmak üzere tüm halkı bir araya getiren düzenli tatbikatlar düzenliyor. Bu tatbikatlar, halkın afetlere hazırlıklı olmasını ve hızlıca tepki göstermesini sağlıyor.
İTALYA
İtalya, deprem riski yüksek bir ülke olduğu için, özellikle depremlerin hasar verdiği binaların yeniden inşası için ilginç bir yöntem kullanıyor. Ülke, yeniden inşa edilen binaların, geleneksel İtalyan mimarisine uygun olarak inşa edilmesini zorunlu kılıyor ve bu sayede, depremlerden sonra oluşabilecek hasarın minimize edilmesine yardımcı oluyor. Bu yöntem, binaların depreme karşı daha dayanıklı olmasına da yardımcı oluyor.
ŞİLİ
Şili, tarihi boyunca çok büyük depremlere şahit olmuştur. 1960 yılında 9,5 büyüklüğündeki Valdivia depreminde binlerce kişi hayatını kaybetti. Ancak Şili, bu afetten başlayarak depremlere karşı önemli bir mücadeleye girişti. Gelinen aşamada, artık depremlerde büyük kayıplar vermeyen bir ülkeye dönüştü. Örneğin 2015’te 3 dakikadan uzun süren 8,3 büyüklüğündeki Illapel depreminde 13 kişi hayatını kaybetti. 2016’da yaşanan 7,6 büyüklüğündeki Chiloé depreminde ise hayatını kaybeden olmadı. Şili bu depremlerdeki başarısını katı imar kurallarına borçlu.

TÜRKİYE'DE ALINAN YA DA ALINAMAYAN ÖNLEMLER
Türkiye bir deprem kuşağı ülkesi. Şili, Japonya gibi yüksek şiddetli depremler olmasa da ülkemiz depremlerin sık görüldüğü bir yer. Yukarıdaki diğer ülkeler gibi ülkemizin de deprem önlemleri mevcut fakat bu önlemlerin uygulanabilirliği meçhul. Ülkemizin bir deprem etkisi altındaki binalar için bir yönetmeliği var. Bu yönetmelikte binaların nasıl depreme dayanaklı olabileceği bulunuyor fakat bunların ülkemizdeki inşaatlarda dikkate alınıp alınmadığı bilinmiyor. 6 Şubat Depremlerinde gördüğümüz gibi bir çok müteahhit bu yönetmeliğe uymayıp binaları depreme dayanıksız bir şekilde tasarlıyor. Eskiden yapılan binaların bu yönetmeliğe uymadığını düşünmek daha olası çünkü o dönem bir yönetmelik olsa da denetleme yapılmıyordu. Asıl problem günümüzde yapılan binaların bu denetimden kaçabiliyor oluşu. En son depremde görüldüğü gibi yapımı bir yılı bile geçmeyen binaların hatta lüks rezidansların 7,5 şiddetine dayanamaması bu konuda sıkıntıların olduğunu gösteriyor. Ülkenin sıkıntısı bir yönetmeliğin olmaması ya da önlemlerin bilinmemesi değil bunlara uyulmaması. Büyük İstanbul depremi yaklaşırken hala bu tedbirlerin alınmaması bizi 6 Şubat Depremlerinden bile daha fazla sıkıntıya yaklaştırıyor. Hele ülkenin ekonomi merkezinin İstanbul olduğunu göz önüne alırsak kayıplarımız sadece vatandaşlarımız olmayabilir. Bunun önüne geçmek için yönetmeliğe harfi harfine uyulmalı ve denetimlerin eksiksiz bir şekilde yapılması gerekli.
