SEVGİ GÜLDOĞAN
Çankaya Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden Öğr. Gör. Uğur Öner tarafından kaleme alınan çalışmaya göre, bibliyoterapi, bireyin yaşadığı zorlukları kitaplar aracılığıyla fark etmesini ve bu sorunlarla başa çıkma yollarını geliştirmesini sağlıyor.
Araştırmada, kitap okuma süreci üç temel aşamada değerlendiriliyor: Özdeşim ve yansıtma aşamasında okuyucu, karakterle empati kurarak kendi yaşamını sorguluyor. Katarsis ya da diğer bir adıyla arınma aşamasında ise bastırılan duygular ortaya çıkıyor ve birey rahatlama yaşıyor. Diğer yandan içgörü ve bütünleşme aşaması da kişinin kendini ve yaşadıklarını anlamlandırarak çözüm yolları geliştirmeye başladığı aşama olarak ele alınıyor.
Araştırma, çocuk ve gençlerle yapılan uygulamalarda Küçük Prens ve Pollyanna gibi klasik öykülerin etkili olduğunu gösteriyor. Bu eserler, hem bireyin kendini tanımasına yardımcı oluyor hem de umut, sevgi, kayıp gibi temel duyguları işlemesi için güvenli bir alan yaratıyor.
SADECE BİR KİTAP DEĞİL, DOĞRU KİTAP ÖNEMLİ
Araştırmaya göre, bibliyoterapinin etkili olabilmesi için bireyin yaşına, okuma düzeyine ve yaşadığı sorunlara uygun kitap seçimi kritik önem taşıyor. Kitabın edebi niteliği, dil seviyesi ve duygusal içeriği danışanın özelliklerine göre belirlenmeli.
UYGULAMA ALANI SADECE KLİNİKLER DEĞİL
Bibliyoterapi, sadece psikolojik danışmanlar tarafından değil; öğretmenler ve ebeveynler tarafından da uygulanabiliyor. Eğitim ortamlarında, çocukların gelişimsel sorunlarıyla başa çıkmasına yardımcı olan bu yöntem, okul korkusu, arkadaşlık problemleri gibi konuların çözümünde etkili bir araç olarak kullanılıyor.
Araştırmanın sonuç bölümünde ise şu vurgu dikkat çekiyor: “İnsanlar, kitaplar aracılığıyla kendi öykülerine uzaktan bakma fırsatı bulurlar. Bu da onlara, duygularını tanıma, yeniden düzenleme ve iyileşme imkânı sunar.”