Antalya’nın Serik ilçesindeki Belek turizm bölgesinde bulunan NEST Kongre ve Sergi Merkezi’nde gerçekleştirilen 77’nci Uluslararası Uzay Kongresi, son günündeki oturumlarla devam etti. Halk Günü kapsamında düzenlenen programda, insanlı uzay uçuşlarının güvenliği ve uzay teknolojilerinin geleceği ele alındı.
Kanadalı astronot ve Uzay Kaşifleri Derneği Başkanı Julie Payette’in moderatörlüğündeki “Uzay Uçuşu Artık İnsanlar İçin Güvenli mi?” başlıklı oturumda, aralarında Türkiye’nin ikinci astronotu Tuva Cihangir Atasever’in de bulunduğu uluslararası astronotlar görüşlerini paylaştı.
Panelde radyasyonun insan sağlığına etkileri, uzay enkazı, acil durumlarda kurtarma planları, ticari uzay uçuşlarında güvenlik ve uzun süreli görevlerin psikolojik etkileri değerlendirildi.
Astronotlar uzay uçuşlarının güvenliği konusunda ayrıştı
İnsanlı uzay uçuşlarının geçmişe kıyasla daha güvenli hale gelip gelmediği sorusu, panelin öne çıkan başlıklarından biri oldu.
Avrupa Uzay Ajansı astronotu Andre Kuipers, uzay uçuşlarının bugün daha güvenli olduğunu düşünmediğini belirtirken, Sierra Space Baş Astronotu Thomas Marshburn de risklerin nasıl tanımlandığının önemine işaret etti. Japon astronot Naoko Yamazaki ise uçuşların risk taşımaya devam ettiğini ancak güvenlik açısından ilerleme kaydedildiğini düşündüğünü ifade etti.
Marshburn, uzay uçuşlarının özünde risk yönetimi olduğunu belirterek, uzay mekiği dönemine kıyasla kapsül tasarımlarına dönüşün riskleri kontrol altına alma açısından önemli bir adım olduğunu söyledi.
Radyasyonun uzun vadeli etkileri belirsizliğini koruyor
Astronotların uzayda maruz kaldığı radyasyonun uzun vadeli sonuçları da panelde tartışıldı.
Marshburn, Uluslararası Uzay İstasyonu’nda yapılan çalışmaların insan vücudundaki değişimlere ilişkin önemli bilgiler sağladığını, ancak radyasyonun sağlık üzerindeki etkilerinin henüz tam olarak anlaşılamadığını belirtti.
Astronotlarda kansere bağlı ölüm oranlarının genel nüfustan yüksek görünmediğini aktaran Marshburn, mevcut verilerin kesin sonuçlara ulaşmak için yeterli olmayabileceğine dikkat çekti. Astronotların sağlık açısından özel olarak seçilmiş bir grup olması ve araştırmalardaki örneklem sayısının sınırlılığı, değerlendirmeleri zorlaştıran unsurlar arasında gösterildi.
Uzay enkazı ve uzay yürüyüşleri önemli riskler arasında
Uydu sayısının ve uzaydaki enkazın artması, insanlı görevler açısından büyüyen bir tehdit olarak öne çıktı. Andre Kuipers, uzay çöplerinin artık ciddi bir sorun haline geldiğini belirterek aktif enkaz temizleme sistemlerine ihtiyaç duyulduğunu söyledi.
Marshburn ise fırlatma ve iniş aşamalarının yanı sıra, özellikle zamanla yıpranan uzay giysileriyle gerçekleştirilen uzay yürüyüşlerinin de önemli riskler taşıdığını dile getirdi.
Astronotlar, güvenlik prosedürlerine bağlı kalmanın ve insan kaynaklı hatalara karşı önlemler geliştirmenin önemini vurguladı.
Yapay zekâ arızaları önceden tespit edebilir
Panelde yapay zekânın uzay görevlerindeki olası kullanım alanları da gündeme geldi.
ABD’li astronot Andrew Feustel, yapay zekânın sistemlerdeki hataların tespit edilmesi, arızaların kaynağının belirlenmesi ve kurtarma mekanizmalarının geliştirilmesinde kullanılabileceğini ifade etti. Feustel’e göre teknoloji, bir sistem tamamen arızalanmadan önce sorunu öngörmeye ve gerekli düzeltmelerin yapılmasına yardımcı olabilir.
Axiom Space Baş Astronotu Michael Lopez-Alegria ise özellikle Mars görevlerinde yapay zekânın farklı bir rol üstlenebileceğini belirtti. Dünya ile Mars arasındaki iletişim gecikmesinin anlık konuşmayı zorlaştıracağını ifade eden Lopez-Alegria, yapay zekânın uzun yolculuklarda astronotlara eşlik eden bir destek mekanizması olarak kullanılabileceğini söyledi.
Acil durumlar için kurtarma planları hazırlanıyor
Astronotlar, uzay görevlerinde olası kazalara karşı önceden hazırlanan kurtarma planlarının önemine de değindi.
Marshburn, 2009’daki Hubble Uzay Teleskobu görevi sırasında olası bir acil durumda kullanılmak üzere ikinci bir uzay mekiğinin hazır bekletildiğini anlattı.
Lopez-Alegria ise Uluslararası Uzay İstasyonu’nun astronotlar için bir tür güvenli liman görevi gördüğünü, ticari uzay istasyonlarında ise kapsülle ayrılma ve gerektiğinde alternatif kurtarma araçlarından yararlanma seçeneklerinin planlandığını belirtti.
Uzay görevlerinde sağlık kontrolleri, mürettebat içindeki tıbbi destek ve Dünya’daki uçuş hekimleriyle iletişim de güvenlik planlarının önemli parçaları arasında yer alıyor. Marshburn, özellikle iletişimin gecikmeli gerçekleşeceği uzak görevlerde yapay zekâ ve uzaktan tıp sistemlerinin hayati önem taşıyabileceğini kaydetti.
Mars yolculuğunda psikolojik destek de gerekecek
Uzun süreli uzay görevlerinin yalnızca fiziksel değil, psikolojik açıdan da zorluklar barındırdığı belirtildi.
Marshburn, Dünya’yı görebilmenin ve aile ile arkadaşlarla iletişim kurabilmenin astronotlara psikolojik destek sağladığını söyledi. Mars yolculuğunda Dünya’nın uzaktan küçük bir noktaya dönüşmesinin bu desteği farklılaştıracağını ifade etti.
Lopez-Alegria ise zorlu doğa ve kamp eğitimlerinin mürettebat üyelerinin birlikte hareket etmesine ve takım bağlarını güçlendirmesine yardımcı olduğunu dile getirdi.
Tuva Cihangir Atasever de konuşmasında korku ile umudun birlikte taşınması gerektiğine ilişkin Mevlana Celaleddin-i Rumi’ye atfettiği bir sözü paylaştı. Atasever, uzay uçuşlarında dikkatli davranmak için risklerin farkında olmanın, sınırları aşmak içinse umudu korumanın önemli olduğunu vurguladı.




