EBRU APALAK
İki yaşından itibaren tarımla iç içe büyüyen 35 yaşındaki Münevver Kepenek, hem geçmişteki tarım yöntemlerini hem de günümüzdeki modern uygulamaları gözler önüne serdi. Kepenek, tarımda yaşanan büyük değişimlerin yanı sıra, sektörde kadınların daha fazla görünür olması için yapılması gerekenleri, çiftçilerin girdi maliyetleriyle nasıl başa çıktığını dile getirdi.
Türkiye'deki tarım politikalarının iyileştirilmesi gerektiğini vurguladı. Kepenek, tarımda sürdürülebilirliği sağlamak ve gençleri çiftçiliğe özendirmek için atılması gereken adımları anlatarak gıda güvenliğinin önemine dikkat çekti.
- İki yaşından beri çiftçilikle uğraşan biri olarak, Türkiye’de tarım ve hayvancılıkla ilgili gözlemlediğiniz en büyük değişimler neler?
- Münevver Kepenek: Köyde doğan bir çiftçi çocuğu, iki yaşından itibaren çiftçilikle iç içe büyür. Hayatımın büyük bir kısmı tarlalarda geçti ve çiftçi olmak her zaman çocukluk hayalimdi. Çocukluğumda atla çift sürüldüğünü ve düvenle harman yapıldığını gördüm. Zamanla, harmanı patozla yapmaya başladık. Şimdi ise hasat, biçerdöver sayesinde birkaç günde tamamlanabiliyor. Tarımda makineleşme, daha fazla tarım alanının daha az iş gücüyle işlenmesine imkân tanırken, iş gücü maliyetlerini ve ürün kayıplarını da azaltıyor. Ancak, iş gücüne olan ihtiyaç azaldığı için köyden kente göçü hızlandırıyor. Şehirlere göçün nedenlerinden biri, köylerdeki ilkokulların ve sağlık ocaklarının kapanmasıydı. Eğitim ve sağlık imkânlarının yetersizliği, gençlerin kente göç etmesinin en büyük sebeplerinden biri. Köyler mahalleye dönüşse de doğalgaz, internet ve kanalizasyon gibi altyapı hizmetleri hâlâ birçok köyde mevcut değil. Eskiden tarımda makineleşme olarak adlandırdığımız şey, günümüzde akıllı tarım uygulamaları, dijitalleşme ve tarım teknolojileri olarak anılmakta. Özellikle küçük üreticilerin bu teknolojilere ulaşamaması, ancak bu teknolojiye sahip büyük üreticilerle rekabet etmeye çalışmaları, bence en çarpıcı değişimlerden biri. Hayvancılık alanında ise, çocukluğumda bizim köyümüzde en az 15 koyun sürüsü olan 500 hayvanlık işletmeler vardı. Şimdi ise yalnızca üç çoban kaldı.
- Tarımda kadın emeği çok yoğun ama kadınların emeği yeterince görünür değil. Kadınların emeğinin tarımda daha fazla görünür olması için neler yapılmalı?
- Münevver Kepenek: Kadınların tarım sektöründe daha fazla görünür olabilmesi için, çiftçi kayıt sistemi belgeleri, tarla tapuları, işletme kayıtları, banka kredileri, SGK ödemeleri ve hibe başvurularının kadınlar adına yapılması gerekmektedir. Ayrıca, kadınların tarım sektörüyle ilgili sosyal hayatta daha fazla söz sahibi olması, sektöre dair her konuşmada yer alması ve karar alma mercilerinde, yönetim alanlarında ve teknik bilgi gerektiren yerlerde bulunmaları önemlidir.
“ÜLKE GENELİNDE GİRDİ MALİYETLERİ İÇİN TEK BİR FİYAT BELİRLEMEK ADİL DEĞİL”
- Çiftçiler girdi maliyetleri (gübre, tohum, ilaç, mazot) konusunda ciddi sıkıntılar yaşıyor. Bu sıkıntılarla nasıl başa çıkıyorsunuz?
- Münevver Kepenek: Çiftçilerin girdi maliyetleri konusunda sorun yaşamasının nedeni, aslında ürünlerini doğru fiyatlandıramamaları ve fiyatlandırma mekanizmasının çiftçilerin elinde olmamış olmasıdır. Mazot, gübre ve yem fiyatlarını çiftçiler belirlemez. Bunun yanı sıra ürettikleri süt, et, buğday ve domates fiyatlarını da çiftçiler belirleyemez. Durum böyle olunca, bir esnaf üç liraya aldığı bir malın üzerine kazancını, vergisini ve masraflarını ekleyerek beş liraya satmaya karar verebilir. Ancak çiftçi, kendi maliyetinin üzerine kazancını ekleyerek fiyat belirleyemez. Çiftçiliğin ekonomik açıdan zor olmasının asıl nedeni bence budur.
Ayrıca, her çiftçi buğday ektiğinde aynı verim ve kaliteyi almaz; her toprağın işlenmesi için ihtiyaç duyulacak mazot miktarı aynı değildir, her toprağın ihtiyaç duyacağı gübre de aynı değildir. Yani maliyet ve verim bölgelere, hatta tarladan tarlaya değişir. Dolayısıyla, ülke genelinde tek bir fiyat belirlemek adil değildir.
Kendi üretim modelimde ise dışarıdan girdi maliyetlerini minimumda tutmaya çalışıyorum. Bunun için gübre kullanmak yerine topraklarımı iyileştirmeyi, topraktaki organik madde miktarını artırmayı, ekim nöbeti uygulamayı, kuru tarım ağırlıklı üretim yapmayı ve kadim bilgileri doğaya saygılı bir şekilde, bitki ya da hayvanlara zarar vermeden, mümkün olduğunca doğal üretim yapmaya gayret ediyorum.
“KIRSALDA ÇİFTÇİLİKLE UĞRAŞAN GENÇ, KENTTEKİ GENÇTEN DAHA FAZLA AVANTAJA SAHİP OLMALI”
- Türkiye’de çiftçiliğin geleceğini nasıl görüyorsunuz? Gençlerin çiftçiliğe yönelmesi için neler yapılmalı?
- Münevver Kepenek: Türkiye'de şu anda çiftçilikle uğraşan nüfusun büyük bir kısmı 65 yaş üzerindedir. Tabii ki tarım sektöründe gençler de yer alıyor, ancak gençler, sürdürülebilir bir şekilde bu sektörde yer almayı pek düşünmüyorlar; çoğu hafta sonları ailelerine yardımcı oluyor, fakat her biri daha güvenceli, maaşlı işlerde çalışıyor. Çiftçiliğin gençlere özendirilmesi için, kentteki bir genç ile köydeki bir gencin ulaşabileceği sosyal faaliyetlerin, imkânların, yaşam standartlarının ve refah seviyelerinin eşit olması gerekiyor. Hatta, kırsaldaki yaşamın zorluklarına rağmen, kırsalda çiftçilikle uğraşan gencin, daha fazla avantaja sahip olması sağlanmalı. Özellikle kadınların sosyal güvencesinin devlet tarafından desteklenmesi ve çiftçiliğin, özellikle küçük aile işletmeleri için kazanç getiren bir meslek hâline gelmesi önemlidir.
Şu anda özellikle hayvancılık işletmelerinde yabancı erkek işçilerin çalıştırıldığını biliyoruz. Bu durum, kendi vatandaşlarımızın hayvancılıktan anlayan kalifiye sürü yöneticisi ve çoban olarak yetişmemesi hâlinde bir risk oluşturuyor. Ayrıca, büyük yatırımcıların sektörde söz sahibi olması ve yatırım alanlarını değiştirmesi, ekonomide dalgalanmalara yol açabilir. Bu nedenle, küçük aile işletmelerinin hem bitkisel hem de hayvansal üretimde yaygınlaştırılması, ekonomide ve gıda güvenliğinde daha sürdürülebilir bir politika sağlayacaktır.
“YAŞ SEBZE VE MEYVELER KATMA DEĞERLİ ÜRÜNLERE DÖNÜŞTÜRÜLMELİ”
- Türkiye’deki tarım politikalarını yeterli buluyor musunuz? Çiftçilerin daha fazla desteklenmesi için neler yapılmalı?
- Münevver Kepenek: Tarım politikalarının daha fazla iyileştirilebileceğini düşünüyorum. Çiftçilerin daha fazla desteklenmesi için öncelikle küçük aile işletmelerinin yaygınlaştırılması ve desteklenmesi gerekmektedir. Ayrıca, çiftçilikle uğraşan kadınların, özellikle eşi çiftçi olan ve kırsalda yaşayan kadınların, SGK primlerinin devlet tarafından ödenmesi önemlidir. Çünkü kadınlar sektörde genellikle kayıt dışı çalışmakta ve 24 saat çalışan işçilerdir. Bu nedenle, küçük aile işletmelerinin çiftçiliğe devam edebilmesinin tek şartı, kadının bu işi gönüllü olarak yapıyor olmasıdır. Bu tür bir destek, çiftçiliğin sürdürülebilirliği açısından önemli bir teşvik olacaktır.
Ürünlerimiz piyasaya çıktığında, yurt dışından aynı ürünün getirilerek fiyatların düşürülmemesi gerekmektedir. İthalat yerine yerli üretimin teşvik edilmesi ve desteklenmesi önemlidir. Ayrıca, yaş sebze ve meyvelerin ikincil, katma değerli ürünlere dönüştürülmesi için girişimlerde bulunulmalı ve çiftçiden alınıp işlenmesi teşvik edilmelidir. Örneğin, geçtiğimiz yıl narenciye ürünleri tarlada kaldı. Bunlar meyve suyu hâline getirilip okullarda öğrencilere ücretsiz dağıtılabilirdi veya yurt dışına satılabilirdi. Yine geçtiğimiz yaz domates, biber, kavun ve karpuz gibi ürünler tarlada kaldı.
- İklim değişikliği tarımı etkiliyor. Son yıllarda mahsullerinizde ya da üretim sürecinizde değişiklikler oldu mu?
- Münevver Kepenek: Son yıllarda yağış rejiminin değişiklik göstermeye başladığını gözlemliyoruz. Kendi üretimlerimde bu durumu önceden fark ettiğim için yıllardır kuru tarım uygulamalarını öğrenmeye ve bunları hayata geçirmeye çalışıyorum. İklime ve doğal şartlara uyumlu yerel tohumları üretimde kullanıyorum; özellikle soğuk ve kurak şartlara dayanıklı yerel buğday çeşitleri, nohut, mercimek, çörek otu, karabuğday ve çok yıllık tıbbi bitkileri yetiştiriyorum.
GIDA GÜVENLİĞİ KRİZİ VE ÇİFTÇİLERİN SÜRDÜRÜLEBİLİR GIDA MODELİ
- Son yıllarda dünyada ve Türkiye’de gıda krizine dair endişeler artıyor. Uzun yıllardır üretici olarak sahadasınız; gıda güvenliği açısından en büyük riskler neler? Çiftçiler bu krizle nasıl mücadele edebilir?
- Münevver Kepenek: Günümüzde ve önümüzdeki yıllarda gıda güvenliği ve gıda güvencesi açısından bizleri birçok riskin beklediği aşikâr. Bu riskler; su kullanımı, kuraklık, iklim değişikliği, dünya nüfusunun artması, topraklarımızın kirlenmesi ve ülkemiz özelinde çiftçiliğin hem itibar görmemesi hem de kazanç getirmemesi ile köylülerin ve küçük üreticilerin şehirlere göç etmesi şeklinde sıralanabilir. Bununla birlikte, büyük yatırımcıların tarımda söz sahibi olması ve herhangi bir sektör değişikliği durumunda gıda üretiminde ciddi kayıpların yaşanma ihtimali de önemli bir risktir. Ayrıca, kentteki gıda krizi endişesiyle hobi bahçelerine yönelen insanların tarım topraklarını küçük parçalara bölmesi, bu alanların heba olmasına ve kaynakların bilinçsizce kullanılmasına yol açmaktadır.
Öte yandan, büyük zorluklarla üretilen gıdanın israf edilmesi önemli bir sorundur. Nitekim, gıdanın üçte biri tarlada, üçte biri ise tarladan tabağımıza gelene kadar israf edilmektedir. Bu israfın önüne geçebilirsek hem gıda fiyatları düşecek hem de daha fazla gıdaya ulaşma imkânı doğacaktır.
Çiftçilerin bu krizle mücadele edebilmesi için tüketicilerin de alışveriş tercihlerinde bilinçli olması, doğru ve temiz gıda ürünlerini araştırarak ulaşması, küçük üreticilerin ürünlerini doğrudan üreticilerden satın alması ve aile işletmeciliğini teşvik etmesi büyük önem taşımaktadır.
Çiftçiler ise üretimlerinde kuru tarım yöntemlerini ve birbirini destekleyen üretim modellerini tercih edebilir; mümkün olduğunca sürdürülebilir yerel tohumları kullanarak ürünlerine katma değer kazandırıp perakende satış yapabilirler. Böylece hem gıda tedariğindeki israf azalacak hem de küçük üreticilerin ayakta kalmasıyla sürdürülebilir bir gıda modeli oluşacaktır.
MÜNEVVER KEPENEK KİMDİR?
Münevver Kepenek, 1990 yılında Eskişehir'in Tepebaşı ilçesindeki Kozkayı Köyü’nde doğdu. Çiftçi bir ailenin çocuğu olarak yetişti. Anadolu Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi'nde Arkeoloji, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nde İktisat bölümlerini tamamladı ve Açıköğretim Fakültesi'nde Tarım Teknikerliği öğrenimi gördü. Kepenek, Kozkayı'da üniversite okuyan ilk kız öğrenci olma özelliğine sahiptir.
Eskişehir'de girişimci kadın çiftçilerin öncüsü oldu. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2019 yılında düzenlediği "Tarımda Kadın Girişimciliğinin Güçlendirilmesi Programı" konulu proje yarışmasında, Eskişehir İl Birinciliğini kazandı ve Türkiye genelinde mansiyon ödülüne lâyık görüldü. Bakanlıktan aldığı destekle 4 simental gebe düve aldı. Evinin yakınında kurduğu çiftlikte, hayvanlarının bakımını üstlenerek organik hayvancılık yapıyor. Ürettiği yerel buğday çeşitlerini, bakliyatları ve yağlık bitkileri işleyerek son tüketiciye sosyal medya üzerinden satışa sunuyor.
Sekiz yıldan uzun bir süredir gönüllü olarak yerel tohumları koruma ve yaygınlaştırma çalışmalarını sürdüren Kepenek, bu süre zarfında, 10 binden fazla kişiye yerel tohum temin etti. Can Suyu Yerel Tohum Topluluğu'nu kurdu. Kepenek, kadınları tarımda görünür kılmak amacıyla 2020'de Eskişehir'de, kadın çiftçilerden oluşan Eskişehir Kadın Çiftçiler Derneği'ni kurdu.