Televizyon ekranlarında geniş bir izleyici kitlesine ulaşan gündüz kuşağı programları, ele aldığı çarpıcı hikâyelerle dikkat çekerken, beraberinde önemli tartışmaları da getiriyor.
Sonsöz Gazetesi’nden Goncagül Konaş’ın haberine göre; psikolog Sinan Sayar, bu tür içeriklerin aile yapısından bireysel psikolojiye kadar birçok alanda olumsuz etkiler oluşturabileceğine işaret ederek, özellikle mahremiyet algısının zedelenmesi, şiddet ve çatışmanın normalleşmesi ile yanlış rol modellerin yaygınlaşması riskine dikkat çekti.
“MAHREMİYET SINIRLARI İHLAL EDİLİYOR”
Sayar, bu programların içerik yapısına ilişkin değerlendirmesinde, “Son yıllarda televizyon ekranlarında geniş bir izleyici kitlesine ulaşan gündüz kuşağı kadın programları, içeriklerinde sıklıkla aile içi sorunları, ilişkisel çatışmaları ve mahrem konuları ele almaktadır.” ifadelerini kullandı. Programların çoğunlukla “gerçek hayat hikâyeleri” üzerinden ilerlediğinin vurgulandığını belirten Sayar, “Bu durum, psikolojik ve toplumsal etkileri açısından dikkatle değerlendirilmesi gereken bir alan oluşturmaktadır.” dedi.
Programlarda yer alan içeriklerin önemli bir bölümünün aile içi mahremiyeti zedelediğini belirten Sayar, “Bu programlarda yer alan içeriklerin önemli bir kısmı, aile içi mahremiyetin sınırlarını ihlal edebilecek niteliktedir. Özel hayatın dramatize edilerek kamuya sunulması, bireylerin sınır algısını zayıflatabilir.” diye konuştu.
Özellikle çocuklar ve ergenler açısından risklere dikkat çeken Sayar, “Bu durum, sağlıklı mahremiyet kavramının gelişimini olumsuz etkileyebilir.” dedi. Aile içi sorunların ekranlar aracılığıyla çözülüyormuş gibi sunulmasının da yanlış bir algı oluşturduğunu belirten Sayar, “Bireylerin problem çözme becerilerinde dışa bağımlılığı artırabilir.” değerlendirmesinde bulundu.
Haberin daha geniş ve detaylı halini Sonsöz Gazetesi’nde okuyabilirsiniz.