Yaşam

“İç mimarlara imza yetkisi verilmeli”

İç Mimar Meltem Aksungur Pirdal, iyi bir proje için iç mimarlara daha fazla imza yetkinliği verilmesi gerektiğini vurguladı.

KARDELEN UÇAK

İç mimarlık mesleğinde yaşanan sorunlardan bahseden İç Mimar Meltem Aksungur Pirdal, çözüm önerilerini aktararak mesleğin daha çok önem kazanması gerektiğini vurguladı. İç mimarların imza yetkisi olması gerektiğini kaydeden Pirdal, iç mimarlık ve ilgili meslek gruplarının koordine şekilde ilerlemesi gerektiğini söyledi.

“İÇ MİMARLARIN YASAL YETKİNLİĞİ ARTIRILMALI”

İç mimarların yasal olarak yetkinliklerinin artırılması gerektiğini ifade eden İç Mimar Meltem Pirdal, “Özellikle teknik kısımda iç mimarların rol alması ve yasal olarak yetkinliklerinin olması çok kıymetli bir durum. Örneğin belli durumlarda imza yetkisi verilmeli. Yani iç mimarın imzası olmadan o sürecin tamamlanmaması gerekiyor ama bu imza bir şekilde atılmayarak ya da önemsenmeyerek kullanıcıya teslim edilebiliyor. Daha sonrasında büyük sıkıntılara yol açıyor. İç mimarın imza yetkisinin olması bu mesleği daha da güçlü kılacaktır. Projelere belli zorunluluklar getirilerek iç mimarın onayından da geçmeli.” Değerlendirmesini yaptı.

“ÇALIŞANLARIN MESLEKİ BİR ALT YAPISI YOK

İç mimarlık alt yapısı olmamasına rağmen müşterileri aldatıcı politika izleyen kişileri eleştiren Pirdal, “İç mimari faaliyet gösteren firmaların bünyelerinde iç mimar çalıştırmaları gerekiyor. O zaman o tabelaya iç mimarlık ve dekorasyon yazabilirler. Bir mağazaya giriyorsunuz, dekorasyon firması yazıyor. Ancak sahibinin dekorasyonla, iç mimarlıkla ilgisi yok. Çalışanlara bakıyorsunuz, mesleki bir alt yapısı kesinlikle yok. Bu müşteriyi kandırmaktır. Kandırmaya giderek müşteriyi kendine çekip sadece para kazanma gayesi güdülüyor orada. Ama iç mimarlık bu kadar kolay tabelaya ya da bir kartvizite işlenmemeli diye düşünüyorum.” Şeklinde konuştu.

“ BÜTÇE VE ZAMAN ÖNEMLİ SORUN”

Pirdal, iç mimarlık mesleğinde bütçe ve zaman sorunlarına değinerek, “İç mimarlık çok detaylı bir meslek dalı aslında. Yelpazesi çok geniş. Yaşadığımız mekandaki her tasarım ve teknik öge aslında iç mimarlığın kapsamı içinde yer alıyor. O yüzden projelendirme sürecinde farklı sorunlar, uygulama sürecinde farklı sorunlarla karşılaşabiliyoruz.  İlk olarak tasarım sürecinde değinmem gereken en büyük sorun aslında müşterinin beklenti durumu. Bütçe ve zaman. Bazen çıkmayacak bir zaman aralığında çok büyük bir projenin teslim edilme beklentisine giriliyor. Bu maalesef imkanlardoğrultusunda tatmin edilmeyecek bir noktada oluyor. Çünkü önemli bir tasarım oluşturuluyor. Bütçe, proje çok beğeniliyor. Bu sefer müşteri bütçeyle entegre olamıyor. Bütçenin çözülmesi bekleniyor. Bütçe bazen fazla oluyor. Projede zaman sıkıntısı oluyor. Tasarım kısmında karşılaştığımız en büyük iki tane sorun aslında zaman ve bütçe.” ifadelerini kullandı.

“HER FİRMANIN İÇ MİMARİ OLMALI”

Her firmanın kendi bünyesinde bir iç mimarı olması gerektiğine işaret eden İç Mimar Pirdal, “Örneğin, mobilya firmasıysa bünyesinde bir iç mimar olmalı. Devreye giremediğimiz noktalarda bir iç mimar olursa, kendi bünyelerinde çok daha sağlıklı ve bizim çizdiğimiz tasarımların birebir sonucuna en yakın noktada müşterilerimize teslim etme şansı sağlarlar. Aynı şekildeinşaat firmaları için de geçerli. Bir elektrik projesi, bir teknik proje çiziyoruz ve bunu okuyamıyorlar firmalar. Artık  böylebir dönemde bu sorun yaşanmamalı. Zaman kaybı yaşanıyor. Bünyesinde bir iç mimar olup cidden sağlıklı ve  iyi noktada bir proje teslim yapacaksak kaliteli elemanlarla kaliteli bir iş süreci yönetmek zorundayız.” dedi.

“İÇ MİMARLIK VE DİĞER MESLEKLER ENTEGRE ÇALIŞMALI”

İç mimarlık ve diğer meslek gruplarının birlikte ilerlemesi gerektiğini belirten Pirdal, şöyle devam etti: “ Türkiye’deki en büyük sorunlardan biri: göz ardı etme. ‘Yaptım işi, bitti'mantığında yaklaşıyorlar. Böyle olmamalı. Mesela mühendislik, iç mimarlık, mimarlık  gerekiyorsa endüstri mühendisliği beraber ilerlemeli. Hatta örneğin, sürdürülebilir bir tasarım üzerine çalışılıyorsa çevre mühendisi de gerekebilir. Bu mesleklerin hepsi entegre ve kontakt bir şekilde tecrübesini ortaya koyarsa çok daha sağlıklı ve kaliteli işler çıkacaktır. Deprem zamanındaki gibi büyük  üzüntüleryaşanmayacaktır. Deprem döneminde yalana yıkım da onlardan bir örnek mesela.”