Eğitim

“Görmezden gelinen duygular felakete dönüşebilir”

Klinik Psikolog Neslihan Akdoğan, iki şehirde peş peşe yaşanan okul saldırılarını Gazetemiz Sonsöz’e değerlendirdi. Akdoğan, yalnızca güvenlik önlemlerine odaklanmanın yetersiz kalacağını vurgulayarak, çocukların ve ergenlerin iç dünyasında biriken duygusal yüklerin zamanında fark edilmesi gerektiğini söyledi.

Geçtiğimiz hafta iki şehirde peş peşe yaşanan elim olaylara tüm ülke olarak yürekten sarsıldık. Başta anne- babalar olmak üzere tüm 86 milyonun canını acıtan bu vahim olaylara ilişkin gazetemiz SONSÖZ’e konuşan Klinik Psikolog Neslihan Akdoğan, kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.
Sonsöz Gazetesi’nden Sümer Taşkıran’ın haberine göre; toplumda derin yaralar açan saldırıların yalnızca güvenlik eksikliği ya da bireysel bir sorun olarak ele alınamayacağını belirten Akdoğan, çocukların ve ergenlerin ruhsal dünyasına daha yakından bakılması gerektiğini ifade etti.

ACI TABLOYLA YÜZLEŞMEK

Akdoğan, henüz Siverek’te yaşanan okul saldırısının şoku atlatılamamışken, ertesi gün Kahramanmaraş’tan gelen haberle toplumun bir kez daha sarsıldığını belirtti. Bir ortaokulda yaşanan silahlı saldırıda 8’i öğrenci, 1’i öğretmen olmak üzere toplam 9 kişinin yaşamını yitirdiğini hatırlatan Akdoğan, bunun yalnızca rakamlardan ibaret olmadığını söyledi.
“9 can, 9 hayat… 9 yarım kalan hikâye… Ve geride kalan evlerde uzun süre sönmeyecek bir yangın…” ifadelerini kullanan Akdoğan, her kaybın ardında dağılan aileler, yarım kalan hayaller ve telafisi olmayan acılar bulunduğunu vurguladı. Saldırganın sırt çantasıyla okula girdiği, yanında 5 silah ve 7 şarjör taşıdığı yönündeki iddiaların dehşetin boyutunu ortaya koyduğunu belirten Akdoğan, “Bir ortaokula… Çocukların gülmesi, koşması, hayatı öğrenmesi gereken bir yere…” sözleriyle yaşanan trajedinin ağırlığına dikkat çekti.

SOSYAL MEDYADAKİ UYARI NEDEN GÖRÜLMEDİ?

Olayın en çarpıcı yönlerinden birinin, saldırganın günler öncesinden sosyal medyada yaptığı paylaşımlar olduğunu ifade eden Akdoğan, kamuoyuna yansıyan bilgilere göre saldırının önceden haber verildiğini söyledi. “Hazır olun, bu okulda birkaç gün sonra saldırı olacak” şeklindeki ifadelerin, yalnızca tehdit değil aynı zamanda yardım çağrısı ya da dikkat çekme girişimi olarak da değerlendirilmesi gerektiğini belirten Akdoğan, şu soruyu yöneltti:
“Bunu gören kimse yok muydu? Muhtemelen vardı. Ama asıl soru şu: Neden bu uyarı ciddiye alınmadı?” Akdoğan’a göre bu tür paylaşımlar, sadece cezai ya da güvenlik boyutuyla değil, ruh sağlığı ve erken müdahale perspektifiyle de ele alınmalı. Çünkü bazen bir çocuk ya da genç, kendisini ifade edecek sağlıklı kanallar bulamadığında en tehlikeli yolları seçebiliyor.

ŞİDDETİN BULAŞICILIĞI: COPYCAT ETKİSİ

Peş peşe yaşanan iki saldırının tesadüf olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Akdoğan, psikoloji literatüründe “copycat etkisi” olarak bilinen kavrama dikkat çekti. Bu etkiyi, bir şiddet olayının yoğun şekilde görünürlük kazanmasının ardından benzer eğilim taşıyan başka bireyler üzerinde tetikleyici rol oynaması olarak açıklayan Akdoğan, özellikle ruhsal açıdan kırılgan çocuklar ve ergenler için bu riskin daha yüksek olduğunu söyledi.
Haberin daha geniş ve detaylı halini Sonsöz Gazetesi’nde okuyabilirsiniz.