Bir milletin kaderini değiştiren lider, fikirleriyle hâlâ yaşıyor!
Takvimler 10 Kasım 1938'i gösterdiğinde Türkiye, tarihinin en büyük acılarından birini yaşadı. Saat 09.05'te Dolmabahçe Sarayı'nda bir milletin kurtuluş mücadelesine önderlik eden, Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk hayata gözlerini yumdu. Aradan tam 88 yıl geçti. Ancak onun adı, mücadelesi, devrimleri ve fikirleri hâlâ bu topraklarda yaşamaya devam ediyor.
10 Kasım, yalnızca bir ölüm yıldönümü değildir. Bir milletin bağımsızlık iradesini, özgürlük mücadelesini ve yeniden doğuşunu hatırladığı gündür.
Mustafa Kemal Atatürk, Osmanlı İmparatorluğu'nun parçalandığı, Anadolu'nun işgal edildiği, milletin umudunu kaybetme noktasına geldiği bir dönemde tarih sahnesine çıktı. O, teslimiyeti kabul etmedi. "Ya istiklal ya ölüm" diyerek milletini bağımsızlık mücadelesine çağırdı.
Samsun'dan başlayan kurtuluş yürüyüşü, Amasya, Erzurum ve Sivas kongreleriyle büyüdü. Ankara'da Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılmasıyla milletin kendi kaderini tayin etme iradesi devlet yönetimine taşındı. Ardından Kurtuluş Savaşı kazanıldı ve 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet ilan edildi.
Atatürk, yalnızca bir savaşın komutanı veya bir devletin kurucusu değildi. O, aynı zamanda toplumun çağdaşlaşmasını hedefleyen büyük bir dönüşümün öncüsüydü.
Cumhuriyetle birlikte egemenlik kayıtsız şartsız millete verildi. Eğitimden hukuka, ekonomiden kültüre, toplumsal yaşamdan bilime kadar birçok alanda köklü değişimler gerçekleştirildi. Kadınların toplumsal ve siyasal yaşama katılması için önemli adımlar atıldı. Harf Devrimi yapıldı, eğitim birliği sağlandı, hukuk sistemi çağdaşlaştırıldı.
Atatürk'ün en büyük hedeflerinden biri, Türkiye'yi aklın, bilimin ve çağdaş uygarlığın rehberliğinde ileriye taşımaktı. Çünkü o, bir ülkenin yalnızca askeri zaferlerle değil, eğitimle, bilimle, üretimle ve demokrasiyle yükselebileceğine inanıyordu.
Bugün aradan 88 yıl geçmiş olmasına rağmen Atatürk'ü anlamak, yalnızca anma törenlerine katılmak ve saat 09.05'te saygı duruşunda bulunmakla sınırlı kalmamalıdır. Onun düşüncelerini, Cumhuriyetin temel değerlerini ve bağımsızlık anlayışını gelecek kuşaklara aktarmak hepimizin sorumluluğudur.
Atatürk'ün "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" sözü, bugün de yolumuzu aydınlatan temel düşüncelerden biridir. Gençlere güvenmesi, eğitime verdiği önem ve Türkiye'nin geleceğini onların ellerine emanet etmesi, Cumhuriyetin hangi idealler üzerine kurulduğunu açıkça göstermektedir.
Bir de onun şu sözünü hatırlayalım:
"Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır."
Evet, Atatürk'ün bedeni aramızdan ayrılalı 88 yıl oldu. Ancak kurduğu Cumhuriyet, bıraktığı eserler ve düşünceleriyle tarihteki yerini koruyor.
10 Kasım'da bir kez daha başımızı öne eğiyor, büyük bir saygı ve özlemle Atatürk'ü anıyoruz.
Çünkü bazı insanlar ölür ama fikirleri ölmez. Bazı liderler tarihe geçer, bazıları ise bir milletin ortak hafızasına, vicdanına ve geleceğine yerleşir.
Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, seni yalnızca 10 Kasım'da değil, Cumhuriyetin değerlerini yaşattığımız her gün özlem, minnet ve saygıyla anıyoruz.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bir kurtuluş destanının en büyük kahramanı olarak sadece tarih sayfalarının derinliklerinde değil yüce Türk milletinin kalbinin tam ortasında sevgi yumağına sarılı bir halde bulunmaktadır.
Atatürk’e olan sevgi ve saygımız dünya varoldukça devam edecektir. O’nun vatanı adına yapmış olduğu hizmetleri gelecek nesillerimize en iyi şekilde anlatmalı ve öğretmeliyiz. Anlatmalıyız ki çok büyük zorluklar içerisinde kazanılan Kurtuluş Savaşı’nın ve kurulan cumhuriyetin değeri daha iyi anlaşılsın rahat uyu Atam… Emanetin Cumhuriyet, en büyük mirasın bağımsızlık ve özgürlük bilincidir.