Ankara, çoğu zaman siyaset, bürokrasi ve yoğun şehir temposuyla anılıyor.
Sonsöz Gazetesi’nden Sümer Taşkıran’ın haberine göre; Ancak Altındağ’ın bir köşesinde, bu hızın dışında kalan bambaşka bir dünya var. Altınköy Açık Hava Müzesi, ziyaretçisini yalnızca geçmişe değil, aynı zamanda unutulmuş bir yaşam biçimine götürüyor.
Toprak yollar, kerpiç evler, ahşap kapılar ve avlular… Altınköy’de atılan her adım, Anadolu’nun 20. Yüzyıl ortalarına uzanan köy hayatına dair izler taşıyor. Burası bir dekor alanı değil; bir dönemin gündelik hayatının yeniden kurgulanmış hâli.
BİR MÜZE DEĞİL, YAŞAYAN BİR ALAN
Altınköy’ü benzer açık hava alanlarından ayıran en önemli unsur, yalnızca yapıların sergilenmesi değil, köy yaşamının bütünlüklü biçimde anlatılması. Köy okulu, bakkal, cami, değirmen, kahvehane ve evler; tek tek değil, bir yaşam döngüsü içinde konumlandırılmış durumda.
Ziyaretçi, bir binaya bakmakla yetinmiyor; Bir köyün nasıl yaşadığını, nasıl ürettiğini ve nasıl sosyalleştiğini adım adım deneyimliyor.
Günümüzde büyük ölçüde kaybolan imece kültürü, komşuluk ilişkileri ve üretime dayalı yaşam, Altınköy’de yeniden hatırlatılıyor. Bahçelerde ekilen ürünler, geleneksel yöntemlerle yapılan işler ve hayvanlarla iç içe geçen alanlar, özellikle çocuklar için öğretici bir deneyim sunuyor. Bu yönüyle Altınköy, yalnızca nostaljiye seslenen bir alan değil; kentsel yaşamın kaybettiklerini sorgulatan bir durak niteliği taşıyor.