Bundan tam 85 yıl önce bugün, II. Dünya Savaşı’nın kaderini tayin eden en görkemli, en dramatik ve en amansız deniz muharebelerinden biri Atlas Okyanusu'nun kuzeyinde son buldu.
Nazi Almanyası’nın denizlerdeki mutlak hakimiyet sembolü, dönemin en büyük ve en gelişmiş savaş gemisi olan Bismarck, İngiliz Kraliyet Donanması’nın (Royal Navy) adeta tüm gücüyle üstüne çökmesi sonucu okyanusun karanlık sularına gömüldü.
İngilizlerin gururu HMS Hood’u tek bir atışla havaya uçuran o devasa namlulardan, eski model bir çift kanatlı uçağın bıraktığı kader belirleyici torpidoya ve Hitler'in deniz stratejisinin çöküşüne kadar; Bismarck’ın yapımından batışına uzanan o epik hikâyeyi tüm detaylarıyla inceliyoruz.
DEMİRDEN BİR KABUS
I. Dünya Savaşı’ndan yenik çıkan Almanya, Versay Antlaşması gereği büyük savaş gemileri inşa edemiyordu. Ancak Adolf Hitler’in 1933’te iktidara gelmesiyle bu kurallar yırtılıp atıldı.
- Kriegsmarine'in Gururu: İsmini Almanya'nın kurucu şansölyesi Otto von Bismarck'tan alan gemi, 1936 yılında Hamburg’daki Blohm & Voss tersanesinde gizlilik içinde kızağa kondu. 14 Şubat 1939’da bizzat Hitler’in katıldığı görkemli bir törenle denize indirildi.
- İngiltere'ye Gözdağı: Bismarck’ın yapılış amacı, Britanya İmparatorluğu'nun can damarı olan Atlantik’teki ticaret konvoylarını vurmak ve İngiliz Donanması’nı kendi sularına hapsetmekti.
- Yürüyen Kale: Resmi olarak Versay sınırlarına uymak için 35.000 ton olarak deklare edilse de, tam yükle 50.000 tonu aşan ağırlığıyla o güne kadar Avrupa'da inşa edilmiş en büyük zırhlıydı. 30 knotun üzerindeki hızı ve her biri 38 cm'lik sekiz adet devasa ana namlusuyla adeta yüzen bir ölüm makinesiydi.
İLK VE SON GÖREV
Bismarck, amiral gemisi olarak seçildi ve yanına ağır kruvazör Prinz Eugen verilerek 18 Mayıs 1941'de Rheinübung (Ren Egzersizi) Operasyonu için denize açıldı. Amaç, radarlara yakalanmadan Atlantik’e sızmaktı. Ancak İngiliz istihbaratı geminin hareketini erkenden fark etti.
Danimarka Boğazı Muharebesi ve "Hood"un Sonu (24 Mayıs 1941)
İngilizler, Bismarck'ı durdurmak için donanmanın göz bebeği, batırılamaz denilen devasa kruvazör HMS Hood ve yeni zırhlı HMS Prince of Wales'i gönderdi.
İki dev güç Danimarka Boğazı’nda karşı karşıya geldi. Muharebenin henüz 6. dakikasında, Bismarck’ın beşinci salvosundan çıkan bir mermi, HMS Hood’un cephaneliğine isabet etti.
İngilizlerin gururu olan dev gemi, korkunç bir patlamayla ortadan ikiye ayrılarak sadece 3 dakika içinde 1.418 mürettebatıyla battı. Sadece 3 kişi sağ kurtulabildi. Bu olay İngiltere'de tam bir ulusal şok ve yas havası yarattı.
OKSYANUSTA AMANSIZ AV
HMS Hood’un batırılması üzerine İngiltere Başbakanı Winston Churchill, Kraliyet Donanması’na tarihi ve kesin emrini verdi: "Sink the Bismarck!" (Bismarck'ı Batırın!) Atlantik’teki tüm İngiliz savaş gemileri, konvoy koruma görevlerini bırakarak Bismarck'ın peşine düştü.
- Ölümcül Yaralar: Hood ile yapılan savaşta Bismarck da yara almıştı. Yakıt tankı delinmiş ve gemi arkasında okyanusta kilometrelerce uzanan bir petrol izi bırakmaya başlamıştı. Amiral Günther Lütjens, operasyonu iptal ederek tamirat için işgal altındaki Fransa’nın Brest limanına doğru kaçma kararı aldı.
- Tarihin Akışını Değiştiren Çift Kanatlılar: 26 Mayıs gecesi, İngiliz uçak gemisi HMS Ark Royal'den kalkan, dönemi için antika sayılan kumaş kaplı, çift kanatlı Swordfish (Kılıçbalığı) torpido uçakları fırtınalı havada Bismarck'a saldırdı.
- Kilitlenen Dümen: Uçakların bıraktığı torpidolardan biri, milyarda bir yaşanacak bir tesadüfle Bismarck’ın tam dümen mekanizmasına isabet etti. Dümen 12 derece iskele yönünde kilitlendi. Dev gemi artık düz gidemiyor, okyanusun ortasında İngiliz filosuna doğru geniş daireler çizerek çaresizce dönüyordu.
BATIRILIŞ
Kaçamayacağını anlayan Amiral Lütjens, Berlin'e son mesajını gönderdi: "Gemi son mermisine kadar savaşacaktır. Yaşasın Führer!"
27 Mayıs sabahı İngiliz zırhlıları HMS King George V ve HMS Rodney, çaresizce dönen Bismarck’ı kuşattı. Yaklaşık iki saat süren acımasız yaylım ateşinde Bismarck’a yaklaşık 2.800 mermi yağdırıldı. Geminin üst yapısı tamamen hurdaya döndü, namluları sustu ancak dev çelik gövde bir türlü batmıyordu.
En sonunda, İngiliz kruvazörü HMS Dorsetshire'ın attığı torpidolar ve hayatta kalan Alman mürettebatın geminin İngilizlerin eline geçmemesi için kendi ambar kapaklarını patlatması (kendi kendini batırması) sonucu, Bismarck saat 10.39’da alabora olarak battı. 2.200 kişilik mürettebattan sadece 114 kişi sağ kurtulabildi.
AZ BİLİNENLER
- "Batırılamaz Sam" (Unsinkable Sam): Bismarck'ın en sıra dışı maskotu, gemide yaşayan siyah-beyaz bir kediydi. Bismarck battıktan sonra İngiliz gemisi HMS Cossack tarafından denizden kurtarıldı ve İngilizler ona "Oscar" adını verdi. İlginç olan, bu kedi daha sonra batan HMS Cossack ve yine batan uçak gemisi HMS Ark Royal'den de sağ kurtulmayı başardı. Üç büyük gemi faciasından sağ çıkan kedi, ömrünün kalanını Belfast'ta bir "denizci emeklisi" olarak huzur içinde tamamladı.
- Antika Uçakların Paradoksu: Bismarck’ın üzerinde dönemin en gelişmiş, bilgisayarlı atış kontrol sistemine sahip uçaksavar bataryaları vardı. Ancak İngilizlerin gönderdiği Swordfish uçakları o kadar yavaş uçuyordu ki, Bismarck’ın gelişmiş nişangahları uçakların hızını doğru hesaplayamadı ve mermiler hep uçakların önüne düştü. Yani antika uçaklar, aşırı yavaş oldukları için hayatta kaldılar.
- Kardeş Gemi Tirpitz: Bismarck'ın "Tirpitz" adında ikiz bir kız kardeşi vardı. Norveç fiyortlarında saklanan Tirpitz, savaşa neredeyse hiç aktif olarak katılmadı ancak varlığı bile İngiliz donanmasını yıllarca meşgul etmeye yetti. İngilizler ona " Yalnız Kraliçe" adını takmıştı.
- Enkazın Keşfi: Bismarck'ın enkazı, Titanic'i de bulan ünlü okyanus bilimci Robert Ballard tarafından 1989 yılında, yaklaşık 4.790 metre derinlikte bulundu. Enkaz üzerinde yapılan incelemeler, geminin İngiliz mermileriyle parçalandığını ancak nihai batışın Almanların kendi gemilerini sabote etmesiyle (kendi kendini batırma) gerçekleştiğini doğruladı.
Bismarck’ın 85 yıl önce Atlantik’in karanlığına gömülmesi, Nazi Almanyası’nın yüzey donanmasıyla savaşı kazanma rüyasının da sonu oldu. Hitler, bu büyük prestij kaybından sonra dev savaş gemilerine olan inancını tamamen kaybetti ve deniz stratejisini savaşın sonuna kadar tamamen U-Bot (denizaltı) savaşlarına kaydırdı.