Sergi, Nuri Pakdil Edebiyat Müzesi ev sahipliğinde açılırken; ipek kozasından yapılan tablolar, çiçekler ve dekoratif ürünler yoğun ilgi görüyor.
Bediha Sağcan öncülüğünde 19 yıllık gönüllü eğitim süreci
Sergideki eserler, yaklaşık 19 yıldır gönüllü eğitimler düzenleyen Bediha Sağcan öncülüğünde hazırlanıyor. Emekli öğretmen ve izci lideri olan Sağcan, bu sanatı yıllar önce Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’de öğrendiğini ve zamanla bir yaşam tutkusuna dönüştürdüğünü belirtiyor.
Sağcan, ipek kozası sanatının hem dinlendirici bir yönü olduğunu hem de özellikle ev hanımları için ekonomik bir üretim alanı oluşturabileceğini ifade ediyor.
“Kozanın gerçekten bir büyüsü var”
Sanatın etkileyici yönüne dikkat çeken Sağcan, “Kozanın gerçekten bir büyüsü var. Tablolar yapıldığında insanı dinlendiriyor,” sözleriyle ipek kozasının estetik ve ruhsal etkisini vurguluyor.
Yaklaşık 1700’lü yıllara uzanan bu sanatın kadınlar tarafından üretildiğini araştırmalarında ortaya koyduğunu belirten Sağcan, Türkiye’de bu geleneğin yeniden canlandırılması için çeşitli eğitim programları geliştirdiklerini aktarıyor.
Doğadan gelen renklerle hazırlanan eserler
Kursiyerler, ipek kozasını makas ve özel yapıştırıcılarla işleyerek katman katman açıyor. Bazı eserlerde kozalar 7 katmana kadar ayrılarak çiçek ve figürlere dönüştürülüyor.
Doğal boyama teknikleri de kullanılan çalışmalarda soğan kabuğu, nar kabuğu, limon, mor marul ve ceviz yaprağı gibi doğal malzemelerle renklendirme yapılıyor. Bu yöntem, eserlerin hem çevre dostu hem de özgün olmasını sağlıyor.
İpek böceğinden gelen sabır ve emek
İpek böceklerinin yalnızca beyaz dut yaprağıyla beslendiğini belirten Sağcan, bir kozada yaklaşık 900 ila 1500 metre ipek bulunabildiğini ifade ediyor. Yaklaşık 40–45 gün süren üretim süreci, sabır ve özen gerektiriyor.
Kadın emeğiyle ekonomik katkı hedefi
Proje, yalnızca sanatı yaşatmayı değil aynı zamanda kadınlara ekonomik katkı sunmayı da amaçlıyor. Küçük aksesuarlar ve yaka çiçekleri gibi ürünlerin ilgi gördüğü ancak daha geniş kitlelere ulaşması gerektiği belirtiliyor.
Şu anda 12 kişilik bir ekiple çalışmalarını sürdüren kursiyerler, hem üretmeye hem de bu geleneksel sanatı yeni nesillere aktarmaya devam ediyor.
Gençlere aktarılması hedefleniyor
Bediha Sağcan, en büyük hedefinin bu sanatı gençlere öğretmek olduğunu vurguluyor. Özellikle lise öğrencilerinin ve genç kadınların bu alana yönelmesiyle geleneğin sürdürülebileceğini ifade ediyor.