Gündem

Tarım Arazileri ve Su Havzalarını Tehdit Altında

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Murat Kapıkıran, büyük ölçekli projeler nedeniyle İstanbul’daki tarım arazileri, su kaynakları ve ormanların ciddi bir tehdit altında olduğunu söyledi. Kapıkıran, özellikle Kanal İstanbul başta olmak üzere bazı projelerin kentin tarımsal varlıklarını hızla azalttığını belirtti.

İlk ilan edildiği günden bugüne kadar birçok tartışmaya konu edilen Kanal İstanbul Projesi, teknik açıdan değerlendirildiğinde uzmanlar tarafından farklı görüşlerle nitelendiriliyor.

Sonsöz Gazetesi’nden Goncagül Konaş’ın haberine göre; TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Murat Kapıkıran, İstanbul’da yürütülen büyük altyapı ve imar projelerinin tarım alanları, su havzaları ve ormanlar üzerinde yoğun baskı oluşturduğunu söyledi. Kanal İstanbul projesinin başlangıçta bir su yolu olarak tanıtıldığını ancak zamanla geniş kapsamlı bir imar ve yenişehir projesine dönüştüğünü belirten Kapıkıran, proje alanında binlerce hektar tarım ve mera arazisinin vasfının değiştirilerek yapılaşmaya açıldığını ifade etti.

KANAL İSTANBUL: “BİR SU YOLU PROJESİ OLMAKTAN ÇIKTI”

Kanal İstanbul projesinin bu sürecin en önemli örneklerinden biri olduğunu ifade eden Kapıkıran, projenin başlangıçta bir su yolu olarak tanımlandığını ancak zamanla büyük bir imar projesine dönüştüğünü dile getirdi. Kapıkıran, “Kanal İstanbul 45 kilometre uzunluğunda Karadeniz’i Marmara’ya bağlayacak bir kanal projesi. Fakat artık bir su yolu olmaktan çıkıp bir imar projesi, yenişehir projesi halinde yürütülüyor.” dedi.

Proje alanında önemli miktarda tarım ve mera arazisinin bulunduğunu belirten Kapıkıran, “Bu alanın 13 bin 500 hektarlık kısmı tarım arazisi, 1500 hektarlık kısmı da mera arazisiydi. Mera arazisi yasal düzenlemeyle vasfı değiştirildi. Tarım arazilerinin de koruma kurulu kararları ve Tarım Bakanlığı onaylarıyla vasıfları değiştirildi.” ifadelerini kullandı.

“BARAJ KORUMA ALANLARINDA PLANLAMA YAPILDI”

Kapıkıran, proje bölgesinde İstanbul’un su ihtiyacının önemli bir bölümünü karşılayan barajların bulunduğunu da hatırlatarak şunları söyledi: “İstanbul’un yüzde 27 su ihtiyacını karşılayan iki barajın yakın, orta ve uzak koruma alanlarında planlamalar yapıldı. Açtığımız bütün davalara rağmen TOKİ üzerinden imar uygulamaları sürdürülüyor.”
Bölgedeki tarım alanlarının hızla yapılaşmaya açıldığını vurgulayan Kapıkıran, “Bölgedeki bütün tarım arazileri neredeyse talan edilmeye devam ediliyor. İstanbul’un yakın çevrede gıda ihtiyacını karşılayacak çok önemli bir alanın yok edildiğini söylemek mümkün.” dedi.

“TARIM ARAZİLERİ GİDEREK AZALIYOR”

İstanbul’daki mevcut tarım alanlarının giderek azaldığını belirten Kapıkıran, “Şu an İstanbul’da 74–75 bin hektar civarında tarım arazisi mevcut. Kanal İstanbul kapsamındaki 13 bin 500 hektar çıktıktan sonra bu alan daha da azalıyor.” ifadelerini kullandı.

Son dönemde bazı tarım arazilerinin konut projeleri için dönüştürülmeye çalışıldığını da söyleyen Kapıkıran, “Yaklaşık 4 bin hektarlık tarım arazisinin vasfı değiştirilerek ‘Benim Evim Arsam’ projesi kapsamında tarım dışına çıkarılması yönünde bir süreç izleniyor. Bakanlık onayından sonra sosyal konut yapımı için arsaların hazırlanması hedefleniyor.” dedi.

“PLANLAMA SÜREÇLERİNDE ZİRAAT MÜHENDİSLERİ YOK”

Kapıkıran, kentsel planlama süreçlerinde ziraat mühendislerinin yeterince yer almadığını savunarak, “Plan komisyonları içerisinde ziraat mühendisliği alanının çok etkili olması gerekirken bunu İstanbul’da göremiyoruz. Uzmanı olmayan gruplar tarafından tarım arazileri, meralar, sulak alanlar ve ormanlar planlamaya dahil edilip yapılaşmaya açılabiliyor” diye konuştu.

Haberin daha geniş ve detaylı halini Sonsöz Gazetesi’nde okuyabilirsiniz.