Ülkemizde makyaj ve peruka sanatının en önemli isimlerinden Erdal Arsoy, yarım asrı aşan meslek hayatını Sonsöz Gazetesi’ne anlattı.
Sonsöz Gazetesi’nden Sümer Taşkıran’ın haberine göre; Devlet Tiyatroları ve Devlet Opera ve Balesi’nde 50 yılı aşkın süre görev yapan Arsoy, plastik makyaj sanatının akademik zemine taşınmaması halinde tükenme noktasına geleceğini söyledi.
Sivas’ın Divriği ilçesinde dünyaya gelen Erdal Arsoy’un hayatı gençlik yıllarında futbolla şekillenmişti. Yetenekli bir futbolcu olan Arsoy, transfer aşamasına kadar gelmişti. Ancak babasının yönlendirmesiyle eğitim hayatına ve sanata yöneldi. 1965-66 yıllarında Devlet Tiyatroları Peruka Atölyesi’ne girdi. O dönem kurumun genel müdürlüğünü yürüten Türk sinema ve tiyatro oyuncusu Cüneyt Gökçer döneminde yetişti. Yurt dışında eğitim almış ustalardan saç, sakal, bıyık ve peruka yapımını öğrendi. Türkiye’de bu alanda uzman sayısının yok denecek kadar az olduğu bir dönemde mesleğin temel taşlarından biri haline geldi.
Devlet Tiyatroları ile Opera-Bale’nin ayrılmasının ardından Devlet Opera ve Balesi’ne geçti ve burada tam 50 yıl 2 ay görev yaptı. 2014 yılında emekli oldu ancak mesleğine tutkuyla bağlı olduğu için üretmeye devam etti.
KULİSLERDE BİR OKUL: USTA SANATÇILARLA YILLAR
Usta sanatçı Arsoy, sahne arkasında Türkiye tiyatrosunun önemli isimleriyle birlikte çalıştı. Kerim Afşar ve Yıldırım Önal gibi ustaların disiplinine yakından tanıklık etti. Sanatçıların prova ciddiyetini ve sahneye duydukları saygıyı anlatırken, “Bir replik bile değişse eser yeniden ele alınırdı” ifadelerini kullandı. Teknik ekip ile sanatçının bir bütün olduğunu, terzisinden ışıkçısına kadar herkesin zincirleme disiplin içinde çalıştığını vurguladı.
SANAT AİLESİ VE YEŞİM ARSOY
Erdal Arsoy’un en büyük gurur kaynaklarından biri ise kızı Yeşim Arsoy oldu. Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi mezunu olan ve akademik kariyerinde doçentliğe yükselen Yeşim Arsoy, çağdaş tasarım ve plastik makyaj alanında önemli projelere imza attı. Yurtdışında eğitim aldı, büyük prodüksiyonlarda çalıştı ve akademik alanda yükseldi. Arsoy, kızının bu sanatı daha ileri bir noktaya taşıdığını söyledi.
Devlet Opera ve Balesi ile Hollanda’nın Lahey kentinde sahne aldıkları turneyi anlatırken duygulandı. Avrupa seyircisinin performans karşısında ayakta alkışladığını, Türk sanatçılarının disiplin ve kalitesinin takdir gördüğünü ifade etti. Türkiye’nin yalnızca folklorik unsurlarla değil, bale ve opera gibi evrensel sanatlarla da temsil edilmesi gerektiğini savundu.
Haberin daha geniş ve detaylı halini Sonsöz Gazetesi’nde okuyabilirsiniz.