Bir ülkenin geleceğini anlamak istiyorsanız gençlerine bakıp ona göre değerlendirme yapmak gerekiyor. Peki bugün gençlerin gözlerine baktığımızda ne görüyoruz? Heyecan mı, merak mı, yoksa giderek büyüyen bir umutsuzluk mu?

Son yıllarda gençler arasında yaygınlaşan bir duygu var: “Ne yaparsam yapayım bir şey değişmeyecek.” Bu cümle sadece bireysel bir karamsarlık değil, aynı zamanda toplumsal bir alarmdır bu, çünkü umut, yalnızca bir duygu değil; harekete geçmenin, üretmenin ve hayal kurmanın temelidir.

Bu temel ekonomik belirsizliğin ve umutsuzluğun en görünür sebeplerinden biridir. Eğitim almanın, kendini geliştirmenin ve çalışmanın karşılığını alacağına dair inanç zayıfladığında, motivasyon da doğal olarak düşüyor. Gençler artık sadece “başarılı olmak” için değil, “ayakta kalmak” için de mücadele ediyor.

Ancak mesele sadece ekonomi değil. Gençler kendilerini ifade edebilecekleri alanların daraldığını düşünüyor.
Fikir ve düşüncelerin gerektiği gibi önemsenmediğini hissediyor, Bu da onları sessizliğe değil, duygusal bir kopuşa sürüklüyor.

Bir diğer önemli nokta ise kıyaslanmak Sosyal medya sayesinde herkes birbirinin hayatını görüyor, ama ne yazıkki bu görünenler çoğu zaman gerçeği yansıtmadığına şahit olabiliyoruz. Bu durum gençlerde “yetersizlik” hissini büyütüyor. Başkalarının başarı hikâyeleri, kendi hayatlarının eksikliği gibi algılanıyor.

Öncelikle gençlere yaklaşırken tebessümle onlarla bir arkadaş gibi konuşmak sorunları ve sıkıntıları dile getirmeden önce sen başara bilirsin ben sende bu azmi kabiliyeti görüyorum hiç kimse dünyaya özverili olarak gelmedi diyerek onları anlamak gerekiyor, “yargılamak” değil. Onların yaşadığı dünyanın, önceki nesillerden çok daha farklı olduğunu kabul etmek gerekiyor, daha fazla dinleyen, daha az konuşma bir yaklaşım belki de ilk adım; belki de başarının anahtarı kim bilir.

Gençlere güvenmek de önemli, sorumluluk verildiğinde, söz hakkı tanındığında ve gerçekten dahil edildiklerinde, umutsuzluk yerini yeniden üretkenliğe bırakabilir.

Herkesin bir deneme, karar verme gibi hakkı vardır kimi başarır kimi başaramaz burada vereceğimiz ufacık bir tepki veya övgü onları adeta çukurada atar görede yükseltir tabiri caizse bu onlara verilen özgüvendir. Her aile bireyinin bunu çocuklarına uygulaması gerekmektedir.

Son olarak şunuda eklemem gerekirse umut bulaşıcıdır, Tıpkı umutsuzluk gibi. Eğer bir toplum gençlerine umut veremiyorsa, geleceğini de kaybetme riskiyle karşı karşıyadır. Belki de kendimize şu soruyu sorsak bence daha doğru olacaktır. Gençler neden umutsuz, biz onlara neden umut olamıyoruz?