Ankara Yenimahalle’de sıradan bir dükkân gibi görünen Mert Plak Müzik Market’in kapısından içeri adım atanları, bambaşka bir zaman karşılıyor.
Sonsöz Gazetesi’nden Sümer Taşkıran’ın haberine göre; Raflardan taşan kasetler, duvarları süsleyen plak kapakları, eski radyolar ve gramofonlar… Burada zaman dijital akmıyor; analog ilerliyor.
1975’TEN BUGÜNE AYNI ADRESTE
Mert Plak’ın sahibi Halil Savaşcı, 1975 yılından bu yana aynı mahallede, aynı dükkânda müzikle iç içe bir hayat sürdürüyor. Savaşcı için bu dükkân yalnızca bir iş yeri değil; gençliğin, anıların ve değişen Türkiye’nin sessiz tanığı.
“MÜZİK DİJİTALLEŞTİ, RUH GERİ PLANDA KALDI”
Türkiye’de müzik sektörünün bilgisayar ve teknoloji eksenli bir yapıya bürünmesiyle birlikte eski dinleme alışkanlıklarının büyük ölçüde kaybolduğunu dile getiren Savaşcı, dijital platformların pratiklik sunduğunu ancak müziğin ruhunu zayıflattığını söylüyor. Ona göre kaset, CD ve plak; dinleyiciyi müziğe daha çok dahil eden araçlar.
25–30 BİN KASETLİK BİR ARŞİV
Mert Plak’ın raflarında adeta yaşayan bir müzik arşivi bulunuyor. Halil Savaşcı’nın verdiği bilgiye göre dükkânda 25 ila 30 bin arasında geniş arşive sahip kasetler yer alıyor. A’dan Z’ye her sanatçıya ait kasetlerin bulunduğu bu koleksiyon, yalnızca satış amacı taşımıyor; aynı zamanda geçmişin izlerini bugüne taşıyarak, geçmişin izlerini korumaya devam ediyor.
KASET KOKUSU, PLAK SESİ
Kasetlerin elle seçildiği, bantların kalemle sarıldığı, plakların tozunun özenle silindiği dönemlerin izleri dükkânda hâlâ hissediliyor. Mert Plak, müziği yalnızca dinlenen bir ses olmaktan çıkarıp dokunulan, hissedilen bir deneyime dönüştürüyor.
Haberin daha geniş ve detaylı halini Sonsöz Gazetesi’nde okuyabilirsiniz.