AKP Grup toplantısında “Kırmızı -Beyaz, En büyük Türkiye” sloganlarıyla kürsüye gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan “Dünya Kupası'na katılmaya hak kazanan milli takımımızı gönülden tebrik ediyorum. Finale kadar gideceğimizi ümit ettiğimiz mücadelelerde şimdiden başarılar diliyorum. Bizim Çocuklar'ın ay yıldızlı formayı zaferden zafere taşıyacağına yürekten inanıyorum. Bizim çocukları gönülden tebrik ediyorum. Finale kadar gideceğimiz ümit ediyor, kutluyorum.” diye konuştu.
“ZINAVADAN ÇIKTI”
Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının büyük bölümünde CHP ve Genel Başkan Özgür Özel’i eleştirdi. Ülkede darbeciliğin ve cuntacılığın kitabının CHP yazdığını söyleyen Erdoğan“Bizim AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak çok büyük sorumluluklarımız var, ülkemizi bölgemizdeki yangından korumak gibi bir vazifemiz var. Son günlerde muhalefetin iyice zıvanadan çıkan uslübü yüzünden bu hatırlatmayı gerekli buluyorum. Bu milletin gözünü boyayamazsınız. Laf cambazlığını siyaset diye yutturamazsınız. Bu millet; samimiyi kolpaçıdan, ahlaklıyı, ahlaksızdan ayırmayı çok iyi bilir. Halk, ana muhalefet partisi arasındaki kalite, vizyon farkını çok net görmekte. Ana muhalefet partisi başkanının sürdürdüğü çirkinliği benim vatandaşım elbette görmektedir. Bundan zerre kadar şüphe duymuyorum.” diye konuştu.
CUMHURBAŞKANINA HAKARET
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasını satır başları şöyle ;
Unutmasınlar ki sadece kendilerini küçük düşürürler. Biz bu oyuna asla alet olmadık, olmayacağız. Fakat gerektiğinde hadsize hadsizi bildirmenin 40 yetime kaftan girdirmekten daha üstün olduğunu da çok iyi bileceğiz. Bu ülkenin Cumhurbaşkanına, iktidar partisine çirkin ifadelerle hakaret etmek, ana muhalefet dahil kimsenin hakkı da haddi de değildir. Bu ülkede darbeciliğin ve cuntacılığın kitabını CHP yazmıştır. Türk siyasi tarihini açıp bakın, orada darbecilerle kol kola yürüyen CHP'yi görürsünüz.”
“AĞZI BOZUK BİR KARAKTER”
27 Mayıs'ın baş aktörü CHP'yi görürsünüz. 12 Eylül darbecilerinin ilham kaynağı CHP ideolojisidir. 3 Kasım 2002'den beri Türkiye'yi hedef alan provokasyonların tamamında CHP vardır. 27 Nisan bildirisi öncesinde CHP vardır. Gezi olaylarında sokaktakilerin sırtını sıvazlayan CHP'dir. 15 Temmuz ihanetine kontrollü darbe diyerek darbecileri aklamaya çalışan yine CHP'dir. Darbecilik CHP'nin karakteri ve kimliğidir. Darbeye destek CHP'nin milli sporudur. CHP bu ülkede darbeciliği vücut bulmuş halidir. Nasıl tenekeyi sarıya boyamakla altına dönüşmezse, CHP'nin de darbeci zihniyeti değişmez.
Karşımızda ne kalibremize ne de kalitemize uygun bir siyasi rakip var. Maalesef ana muhalefet partisinin genel başkanlık koltuğunda ağzı bozuk, ruhu hali bozuk, hakaretlerinden yüzü dahi kızarmayan bir karakter bulunmaktadır. CHP'li vatandaşlarımızın bu akıl tutulmasından rahatsız olduğunu çok iyi biliyorum."
İRAN'A ABD-İSRAİL SALDIRISI
Kardeş ve dost ülkelerin yaşadığı acıların bir an önce son bulmasını samimiyetle arzu ediyoruz. Ancak bölgemizi bekleyen tehlikelerin başında savaşın uzamasının yanında bölgesel bir iç çatışmaya dönüşme riski vardır. Enerji, ulaştırma, sivil altyapıya dönük misillemeler bu ihtimali artırmaktadır. Şunu burada açıkça ifade etmek mecburiyetindeyim. Bölgemizi yangın yerine çevirmekle kalmayıp tüm insanlığın omuzlarına çok ağır bir ekonomik yük bindiren bu hukuksuz savaşın birinci derece sorumlusu çatışma, kaos ve kriz bağımlısı İsrail hükümetidir. Savaşın yeni cepheler açılmak suretiyle devam etmesine sebebiyet verecek her gelişme İsrail'in kanlı stratejisine hizmet edecek bölgemize ise kaybettirecektir. Savaşta dökülecek her damla kanın Netanyahu'nun siyasi ömrünü uzatacak bir can suyu olacağı unutulmamalıdır. Bir diğer önemli husus şudur: İran'la savaşın küresel barış vizyonuna hizmet ettiği, tam tersine sabote ettiği, dinamitlediği açıktır."
“SAVAŞIN İÇ ÇATIŞAMAYA DÖNME RİSKİ VAR”
Bölgemizde 28 Şubat'ta başlayan ve birinci ayını dolduran savaş, tehdit ve tehlike düzeyini artırarak devam ediyor. Önceliğimiz ülkemizin bu fırtınalı döneminde kazasız belasız atlatmasıdır. Hükümet olarak muhalefetin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeden dengeli ve rasyonel bir zeminde bu süreci yürütüyoruz. Bölgemizde barışın hakim olması ne yapılması gerekiyorsa bunları tereddütsüz yapmayı görev biliyoruz. Türkiye'nin ilkeli tavrı insanlığın ve vicdanın sesi olmuştur.
Savaşın bölgesel iç çatışmaya dönüşme riski var. Savaşın birinci derece sorumlusu İsrail'dir. Savaşta dökülen her damla kanın Netanyahu'nun siyasi ömrünü uzatacak bir can suyu olacağı unutulmamalıdır."