Birçok kişi alerjilerin çocukluk döneminde ortaya çıktığını ve yetişkinlikte yeni bir alerji geliştirmenin mümkün olmadığını düşünüyor. Oysa alerjik hastalıklar yaşamın farklı dönemlerinde kendini gösterebiliyor. Daha önce polenlerden etkilenmeyen bir kişinin bahar aylarında sürekli hapşırmaya başlaması veya yıllardır tükettiği bir besinden sonra cilt reaksiyonları yaşaması bu duruma örnek oluşturuyor.
Üstelik ilerleyen yaşlarda ortaya çıkan belirtiler her zaman klasik alerji tablosuyla sınırlı kalmıyor. Burun tıkanıklığı, ciltte kaşıntı, gözlerde sulanma ve solunum şikâyetleri farklı sağlık sorunlarıyla da karıştırılabiliyor. Bu nedenle sonradan gelişen alerjilerin nedenlerini anlamak, belirtileri doğru değerlendirmek açısından önem taşıyor.
Çocuklukta Görülmeyen Alerji Yıllar Sonra Başlayabilir mi?
Alerjik hastalıklar yaşamın herhangi bir döneminde başlayabiliyor. Çocukluk çağında alerjisi bulunmayan bir kişi, yetişkinlikte hatta ileri yaşlarda belirli maddelere karşı hassasiyet geliştirebiliyor.
Bunun temelinde bağışıklık sisteminin alerjenlere verdiği yanıt, genetik özellikler ve kişinin yaşamı boyunca karşılaştığı çevresel etkenler bulunabiliyor. Ancak alerjinin neden belirli bir yaşta ortaya çıktığı her zaman kesin olarak açıklanamıyor.
Örneğin, uzun yıllar aynı evde yaşayan bir kişi ev tozu akarlarına karşı duyarlılık geliştirebiliyor. Benzer şekilde, çalışma ortamının değişmesi veya yeni kimyasal maddelere maruz kalınması da bazı alerjik hastalıkların ortaya çıkmasında rol oynayabiliyor.
Burada önemli bir ayrıntı bulunuyor: Bir maddenin ilk kez rahatsızlık vermesi, alerjinin mutlaka o gün başladığı anlamına gelmiyor. Kişinin duyarlılığı daha önce gelişmiş olabilir veya belirtiler ilk kez fark edilir hâle gelmiş olabilir.
Yaş İlerledikçe Alerji Gelişmesini Neler Tetikliyor?
Sonradan ortaya çıkan alerjiler tek bir nedene bağlanamıyor. Kişinin genetik yatkınlığı, çevresel maruziyetleri ve bağışıklık sisteminin özellikleri birlikte değerlendirilmesi gereken faktörler arasında yer alıyor.
Yaşam alanındaki değişiklikler: Yeni bir eve taşınmak, nemli ortamlarda bulunmak veya evcil hayvanlarla daha fazla vakit geçirmek, kişinin farklı alerjenlerle karşılaşmasına neden olabiliyor.
Mesleki maruziyet: Temizlik malzemeleri, kozmetik ürünler, tozlar ve çeşitli kimyasallarla uzun süre temas etmek, bazı kişilerde alerjik hastalıkların gelişmesiyle ilişkili olabiliyor.
Genetik özellikler: Ailesinde alerjik hastalık bulunan kişilerde alerji gelişme ihtimali artabiliyor. Ancak aile öyküsü bulunmayan kişilerde de alerji ortaya çıkabiliyor.
Bağışıklık sistemindeki değişimler: Bağışıklık sisteminin çalışma biçimi yaşla birlikte değişebiliyor. Bu durum bazı kişilerde alerjik belirtilerin başlaması veya mevcut şikâyetlerin farklılaşmasıyla ilişkili olabiliyor.
Stres ve hormonal değişimler de bazı kişilerin belirtilerini etkileyebiliyor. Bununla birlikte bu etkenlerin her birinin doğrudan yeni bir alerji oluşturduğu söylenemez.
Sonradan Ortaya Çıkan Alerjiler Kendini Nasıl Belli Ediyor?
Yetişkinlikte başlayan alerjiler, etkilenen organa ve alerjenin türüne göre farklı belirtilerle kendini gösterebiliyor. Bazı kişilerde yalnızca burun ve göz şikâyetleri görülürken bazılarında ciltte veya sindirim sisteminde belirtiler ortaya çıkabiliyor.
Özellikle şu belirtilerin tekrarlaması dikkat gerektiriyor:
-
Nedeni belirgin olmayan hapşırma nöbetleri ve burun akıntısı
-
Gözlerde kaşıntı, kızarıklık ve sulanma
-
Ciltte kızarıklık, kabarıklık veya kurdeşen
-
Belirli ortamlarda artan öksürük ve hırıltılı solunum
-
Bazı yiyeceklerin tüketilmesinden sonra gelişen şişlik veya döküntü
-
Belirli ürünlerle temasın ardından ortaya çıkan cilt tahrişi ya da kaşıntı
Ancak bu belirtiler tek başına alerji tanısı koymak için yeterli değil. Özellikle ileri yaşlarda ilaçların yan etkileri, cilt kuruluğu, enfeksiyonlar ve diğer hastalıklar benzer yakınmalara yol açabiliyor.
Yetişkinlikte En Çok Hangi Alerjilerle Karşılaşılıyor?
Sonradan gelişen alerjiler farklı biçimlerde ortaya çıkabiliyor. Belirtilerin hangi durumlarda başladığı, olası nedenin belirlenmesine yardımcı olabiliyor.
Mevsimsel Alerjiler Günlük Yaşamı Zorlaştırabiliyor
Polenlere bağlı alerjik rinit, yetişkinlikte fark edilebilen rahatsızlıklar arasında bulunuyor. Özellikle yılın belirli dönemlerinde tekrarlayan hapşırma, burun tıkanıklığı ve göz kaşıntısı bu duruma işaret edebiliyor.
Belirtilerin açık havada veya polen yoğunluğunun arttığı dönemlerde şiddetlenmesi, değerlendirmede önemli ipuçları sunabiliyor.
Daha Önce Sorun Yaratmayan Besinler Reaksiyona Neden Olabiliyor
Besin alerjisi çocukluk döneminin yanı sıra yetişkinlikte de başlayabiliyor. Bazı kişilerde belirli yiyeceklerin tüketilmesinden sonra kurdeşen, dudaklarda şişme, kusma veya solunum belirtileri görülebiliyor.
Bununla birlikte her besin kaynaklı rahatsızlık alerji anlamına gelmiyor. Besin intoleransı ve diğer sindirim sorunları da benzer şikâyetlere yol açabiliyor. Şüpheli durumlarda kişinin kendi kendine besinleri tamamen hayatından çıkarması yerine uzman değerlendirmesi alması gerekiyor.
İlaçlara Karşı Sonradan Hassasiyet Gelişebiliyor
İlaç alerjileri de farklı yaşlarda ortaya çıkabiliyor. Bazı antibiyotikler ve ağrı kesiciler sonrasında cilt döküntüsü, kaşıntı veya şişlik gelişmesi, alerjik reaksiyon ihtimalini gündeme getirebiliyor.
Bununla birlikte ilaçların neden olduğu her yan etki alerji değildir. Şüpheli bir reaksiyon yaşandığında sağlık uzmanına bilgi verilmesi ve ilacın kullanımıyla ilgili kararın tıbbi değerlendirmeye göre alınması gerekiyor.
Ciltteki Kaşıntının Nedeni Her Zaman Alerji Olmayabilir
Parfümler, saç boyaları, kozmetikler, deterjanlar ve bazı metaller ciltte temas kaynaklı alerjik reaksiyonlara yol açabiliyor. Kızarıklık, kaşıntı ve döküntü bu reaksiyonların belirtileri arasında yer alabiliyor.
Öte yandan özellikle ileri yaşlarda başlayan cilt kaşıntılarının farklı nedenleri de bulunabiliyor. Bu nedenle uzun süren, tekrarlayan veya yaygınlaşan şikâyetlerin yalnızca alerjiye bağlanmaması gerekiyor.
Alerji Tanısı için Hangi Testler Yapılıyor?
Sonradan başlayan alerjilerde doğru tanıya ulaşmak için öncelikle kişinin belirtileri ve sağlık geçmişi değerlendiriliyor. Şikâyetlerin hangi mevsimde, ortamda veya besin tüketiminden sonra ortaya çıktığı, olası tetikleyicilerin belirlenmesini kolaylaştırabiliyor.
Gerekli görüldüğünde deri prick testi ve kanda alerjene özgü IgE ölçümü gibi yöntemlerden yararlanılabiliyor. Bazı temas alerjilerinin araştırılmasında ise yama testi kullanılabiliyor.
Testlerin herkes için aynı şekilde uygulanması gerekmiyor. Sonuçların kişinin şikâyetleri ve muayene bulgularıyla birlikte değerlendirilmesi önem taşıyor. Alerji şüphesinde alerji ve immünoloji uzmanına başvurmak, gereksiz kısıtlamaların ve yanlış tedavilerin önüne geçilmesine yardımcı olabiliyor.
İlerleyen Yaşlarda Alerji Belirtileri Nasıl Kontrol Altına Alınabilir?
Alerjiyle mücadelede ilk adım, belirtileri tetikleyen etkenin belirlenmesi ve mümkün olduğunda bu etkenle temasın azaltılmasıdır. Polen alerjisi bulunan kişiler polen yoğunluğunun arttığı dönemlerde maruziyeti azaltabilir; ev tozu akarlarına duyarlı kişiler ise yatak odasında toz birikimini kontrol altında tutabilir.
Tedavi seçenekleri alerjinin türüne, belirtilerin şiddetine ve kişinin genel sağlık durumuna göre değişiyor. Doktor önerisiyle kullanılan ilaçlar veya uygun hastalarda alerjen immünoterapisi belirtilerin kontrol edilmesine yardımcı olabiliyor.
Özellikle ileri yaştaki kişilerin alerji ilaçlarını gelişigüzel kullanmaması gerekiyor. Bazı ilaçlar uyku hâli, baş dönmesi veya başka ilaçlarla etkileşim gibi sorunlara neden olabildiğinden tedavi seçiminin sağlık uzmanıyla yapılması önem taşıyor.
Sonuç olarak alerji, yalnızca çocukluk çağında görülen bir sağlık sorunu değil. Yıllar boyunca herhangi bir belirti yaşamayan kişilerde de yetişkinlikte veya ileri yaşlarda ortaya çıkabiliyor. Yeni başlayan şikâyetleri doğru değerlendirmek ve belirtilerin kaynağını uzman yardımıyla belirlemek, sağlıklı bir yaşam için önem taşıyor.




