Gündem

Türkiye'de 'Laikliğin' 88. yılı

Laiklik, 5 Şubat 1937 yılında yapılan değişiklik ile birlikte Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına eklendi.

Türkiye Cumhuriyeti 1924 Anayasasına 5 Şubat 1937 tarihinde yapılan değişiklikle 'Laiklik' anayasaya eklenmiştir. 

LAİKLİK NEDİR?

Laik kelimesinin kökeni Antik Yunan'dan gelir. Laos, halk demektir. Laikos ise halka ait, ruhban olmayan demektir. Rönesans ve reformlar sonrası Yeni Çağ'da laiklik siyasi bir anlam kazanmıştır. Yakın Çağ ile birlikte laiklik, siyaseti ve dini ayırmak için kullanılmaya başlanmıştır. Hukuki terimde tanımı din ve devlet işlerinin ayrılması olarak yer alır. Devlet, bir dine inanıp inanmama meselesini özel bir problem sayar, fertlerinin sadece maddi yönüyle ilgilenir, kendisi devlet olarak hiçbir dini taşımaz, hiçbir dini ayine iştirak etmez, fakat fertlerin her türlü dini serbestliklerini kabul eder. Devlet, dini esaslara dayanan kanunlar yapamayacağı gibi, bütün dinlere eşit mesafede durur ve hiçbir şekilde dinlerin ibadet hüküm ve kurallarına müdahale edemez. Bununla birlikte din adına devlet düzenini bozacak davranışları önlemekle yükümlüdür. Laiklik halkın kanun yapma kural koyma hakkı ve özgürlüğünü savunmaktır.

ATATÜRK VE LAİKLİK

Atatürk'e göre lâiklik, yalnız din ve dünya işlerinin ayrılması demek değildir. Tüm yurttaşların vicdan, ibadet ve din özgürlüğü de demektir.

DÜNYADA LAİKLİK

Fransa, Japonya, Meksika, Portekiz ve Türkiye anayasalarında laikliğe yer veren ülkelerdir. ABD, Hindistan, Küba gibi ülkeler ise laikliğe yer vermemesine rağmen hukuk sistemleri laiklik üzerine kuruludur. 

TÜRKİYE VE LAİKLİK

3 Mart 1924'te kabul edilen bir yasayla Türkiye sınırları içinde bütün öğretim ve eğitim kurumları Maarif Vekâleti'ne (Eğitim Bakanlığı) bağlandı. Tevhid-i Tedrisat Kanunu'yla (Öğretimin Birleştirilmesi Yasası) dinî eğitim ya da dinsel temellere göre eğitim yapan okullar kapatıldı. Şer'iye ve Evkaf Vekâleti (Din İşleri ve Vakıflar Bakanlığı) kaldırılarak din işleriyle ilgili olarak Diyanet İşleri Başkanlığı kuruldu. Böylece Türkiye'de din hizmetleri, devlet kontrolü dışında değil, devletin denetimiyle yürütülecekti. 1924'te halifeliğin kaldırılması, 1925'te tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması, Türkiye Cumhuriyeti'nin laikleşme yolunda attığı öteki adımlardır. Yine 1926'da yürürlüğe giren Medeni Kanun ile hukuk alanında da laiklik ilkesi geçerli kılındı. Lise ders programlarından Arapça ve Farsça dersleri kaldırıldı. 1928'de çıkarılan yeni bir yasayla anayasanın ikinci maddesinde yer alan " Türk Devleti'nin dini, İslam dinidir" cümlesi çıkarıldı. Laiklik, yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin tek partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi'nin programında altı okla simgelenen ilkelerden biri olarak 1931'de yer aldı. 5 Şubat 1937 yılında yapılan değişiklikle birlikte Anayasa'ya girdi.