Gündem

“Prof. Sami Şekeroğlu Sinema-TV Merkezi yıkılamaz!”

Mimar Sinanlılar, Türkiye’nin ilk sinema okulu olan Prof. Sami Şekeroğlu Sinema-TV Merkezi’nin yıkım tehdidi altında olduğunu açıkladı. Kamuoyunu dayanışmaya çağırdı.

EBRU APALAK

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi (MSGSÜ) Güzel Sanatlar Fakültesi bünyesindeki Sami Şekeroğlu Sinema-Televizyon (TV) Uygulama ve Araştırma Merkezi, Türkiye’de altmış üç yıldan beri sinemacı yetiştiriyor. Merkez, film koruma odaları, laboratuvarları, sinema salonları ve arşiviyle sinema için tasarlanmış tek bütünlüklü mimari yapı olma özelliği taşıyor.

MSGSÜ Sinema-TV öğrencileri, mezunları ve mensupları, Prof. Sami Şekeroğlu Sinema-TV Merkezi’nin önünde 29 Ağustos’ta bir basın açıklaması yaptı. Açıklamaya yönetmen Ezel Akay, oyuncular Ahmet Mümtaz Taylan, Cengiz Bozkurt ve Halil Ergün, Sinema Yazarları Derneği üyesi Olkan Özyurt, Sinema Emekçileri Sendikası’ndan Galip Görür ve Yeliz Vurgun katıldı.

Açıklamayı okuyan Sümeyye Köse, Merkez’in “usulsüz bir yıkım tehdidi altında” olduğunu belirtti. Altı yıldan beri Merkez’in “bütüncül niteliğinin adım adım zayıflatıldığına” dikkat çekti. Merkez’in yıkımını “bilimsel ve sanatsal bir mirasın kaybı, öğrencilerin eğitim ve sanat üretme haklarının gaspı” olarak niteledi.

KAMUSAL BİR DEĞERİN DÖNÜŞÜMÜ

Köse, kamusal bir değer taşıyan bir eğitim ve sanat kurumunun yıkımını şöyle eleştirdi:

“Önce usulsüz atamalarla kurumun işlevleri aşındırılmış, ardından bina boşaltılarak eğitim ve üretim imkânları dağıtılmıştır. Şimdi ise bu sürecin son adımı olarak, merkez binasının yıkılması ve ortadan kaldırılması hedeflenmektedir. Eğitim ve sanat alanında kamusal değer taşıyan bir kurum ticari bir arsaya ya da hurdaya indirgenmektedir.”

“BU YIKIMDAN DERHAL DÖNÜLMELİDİR”

Mimar Sinanlılar, Merkez’in restore edilerek gelecek kuşaklara aktarılmasını, öğrencilerin eğitim, üretim ve mekân haklarının güvence altına alınmasını ve film arşivinin yerinde yaşatılmasını yönetimden talep ettiler. Rektörlüğe şöyle seslendiler:

“Bu yıkımdan derhal dönülmelidir; aksi hâlde, sanatsal, kültürel ve toplumsal tarihe bir utanç vesikası olarak geçecektir.”

Kamuoyunu ise yıkıma karşı durmaya ve dayanışmaya çağırdılar:

“Yalnızca bugünün değil, geleceğin sinemacıları adına da verdiğimiz bu mücadelenin her zeminde süreceğini kamuoyuna duyuruyoruz. MSGSÜ Prof. Sami Şekeroğlu Sinema-TV Merkezi yıkılamaz!”

VASİYET HATIRLATMASI

Açıklamada konuşan Mimar Sinanlı Süleyman Şenvardar, Merkez’in kurucusu ve emektarı Prof. Dr. Sami Şekeroğlu’nun 2019’da açıkladığı vasiyetini hatırlattı. Vasiyet, kurumda dönüşümün başladığına işaret ediyordu:

“‘Derde uğrar kim sadâkat etse elbet devlet'e / İstikâmet mahz-ı cinnetdir bu mülk ü millete. Biri mezar taşıma bunu yazsın…”

REKTÖRLÜK: “SÜREÇ ŞEFFAF, İHALE HUKUKA UYGUN”

Mimar Sinanlılar basın açıklamasını duyurduktan sonra Rektörlük, web sitesinde yazılı bir açıklama yayınladı. Türk Film Arşivi’nin durumu, yıkım ihalesi ve hukuki sürece dair rapor ve fotoğrafları paylaştı. 2023’te Bomonti Yerleşkesi’ne taşınan arşivin Balmumcu’da “uygun koşullardan yoksun biçimde saklandığını” ve Sayıştay’ın 2021’de bunu tespit ettiğini kaydetti. Arşivin, Şekeroğlu’nun yetiştirdiği Merkez’in Bilim Kurulu’ndaki uzman ekipler tarafından incelendiğini ve Uluslararası Film Arşivleri Federasyonu’nun standartlarına uygun şekilde taşındığını ifade etti. Dijital kataloglama, düzenli bakım protokolleri ve uygun iklimlendirme sistemleriyle arşivin korunduğunu belirtti. Şeffaflığı artırmak amacıyla meslek birliklerinin temsilcilerini arşivin mevcut durumunu yerinde görmeleri için en kısa sürede davet edeceklerini açıkladı. Rektörlük, sürecin “şeffaf” bir şekilde yönetildiğine, ihalenin ise “usule ve hukuka uygun” olduğuna dikkat çekti. Arşivin yok edildiği yönündeki iddialara ilişkin “Gerçeği yansıtmamaktadır” dedi.

“YALAN SÖYLEMEYİ ÜNİVERSİTE YÖNETİMİNE YAKIŞTIRMIYORUZ”

Mimar Sinanlılar, basın açıklamalarında rektörlüğün açıklamasını da yanıtladı. Raporlardan haberdar olduklarını belirterek, Rektörlüğe şu cevabı verdi:

“Hâlâ ‘şeffaflıktan’ söz etmenizin, gerçeği inkâr etmekten öteye gitmediğini biliyoruz. Üniversite yönetimine, rektörlük makamına yalan söylemeyi yakıştırmıyoruz. Bu kurumu bu kadar küçültmenizi yalnızca acınası buluyoruz.”

MİMAR SİNANLILAR REKTÖRLÜĞE SORDU: “NEDEN?”

Yönetimin “binayı çürümeye terk ettiğini, raporları eksik hazırlattığını, yıkım kararının hukuksuz olduğunu, fotoğraflar ve teknik müdahalelerle yanlış algı yarattığını” öne sürdü. Sürecin baştan sona “ihmal, manipülasyon ve hukuksuzlukla” yürütüldüğünü vurgulayarak, Rektörlüğe şu soruları yöneltti:

“Öğrencilerin yıllardır kullandığı stüdyoları, sinema salonlarını, derslikleri neden gizliyorsunuz?

Neden yalnızca işinize gelen birkaç rapor ve fotoğrafla konuşuyorsunuz?

Neden kendi yıllardır süren ihmallerinizi binanın üzerine yıkmaya çalışıyorsunuz?”

Mimar Sinanlılar, “Biz gerçeği biliyoruz, binamızı geri istiyoruz. Yıkımlarla, rapor oyunlarıyla, yalan açıklamalarla bizi susturamayacaksınız” dedi.