Spor

Pickleball İle Toplumsal Dönüşümün Hikâyesi

Uluslararası Pickleball Federasyonları Türkiye Temsilcisi Davut Güngör, Pickleball’un Türkiye’de yalnızca yeni bir spor dalı değil; deprem bölgelerinden köylere, rehabilitasyon merkezlerinden yerli üretime uzanan büyük bir toplumsal dönüşüm hareketine dönüştüğünü açıkladı. “Kimse Geride Kalmasın” mottosuyla 81 ile yayılan bu seferberlik, spor aracılığıyla fırsat eşitliği ve sosyal iyileşme hedefliyor.

Uluslararası Pickleball Federasyonları Türkiye Temsilcisi Davut Güngör, Türkiye’de hızla yayılan Pickleball sporunun sadece bir oyun değil; eğitimden rehabilitasyona, yerli üretimden fırsat eşitliğine uzanan devasa bir toplumsal hareket olduğu bilgisini aktardı.

Sonsöz Gazetesi’nden Sümer Taşkıran’ın haberine göre; Güngör, Sonsöz Gazetesi’ne yaptığı özel açıklamalarda, Pickleball’un Türkiye’deki serüvenini ve bu sporun toplum üzerindeki dönüştürücü gücünü paylaştı. Davut Güngör, Pickleball’un Türkiye’de sadece yeni bir spor branşı olarak değil, güçlü bir toplumsal dönüşüm hareketi olarak büyüdüğünü vurguladı.

81 İLDE "KİMSE GERİDE KALMASIN" SEFERBERLİĞİ

Yıllara yayılan büyük bir emek ve adanmışlıkla yürütülen çalışmalar sayesinde sporun ülkenin dört bir yanında erişilebilir hale geldiğini ifade eden Güngör, bu sürecin bir sporun gelişiminden öte bir "toplumsal dönüşüm hikâyesi" olduğunu belirtti. Güngör, “Bu süreçte yüz binlerce kilometre yol kat ettik; 81 ilde binlerce okul, üniversite, kamu kurumu ve özel sektör kuruluşuyla iş birlikleri gerçekleştirdik. Her şehirde, hatta köylerde bile bu sporun umut ışığını yakmak için çalıştık” dedi.

Çalışmaların temelinde “Kimse Geride Kalmasın” mottosunun ve bir "Deniz Yıldızı" hikâyesine olan adanmışlığın yattığını belirten Davut Güngör, yaklaşımını şu sözlerle özetledi: “Bizim yaklaşımımız çok net: Herkes spor yapabilmeli. Şehir merkezlerinde değil sadece; köylerde, dezavantajlı bölgelerde, depremden etkilenen şehirlerde de spor yaşamın bir parçası olmalı.”

SOSYAL YARALARI SARAN BİR ARAÇ: REHABİLİTASYON VE SPOR

Pickleball’un sadece fiziksel bir aktivite olmadığını, aynı zamanda bir iyileşme aracı olduğunu vurgulayan Davut Güngör, projenin sosyal boyutlarını şu başlıklarla detaylandırdı: Deprem Bölgeleri ve Köyler: Özellikle deprem bölgelerinde kurulan sahalar ve köylere kadar ulaşan çalışmalar, sporun bir umut ve yeniden ayağa kalkma aracı olduğunu kanıtladı.

Suçla Mücadele ve Rehabilitasyon: Okullarda akran zorbalığı ile mücadele, suça bulaşmış ya da eğilimli bireylerin rehabilitasyonu gibi kritik alanlarda önemli projeler yürütülüyor.

Dezavantajlı Gruplar: Engelli bakım merkezleri, yaşlı bakımevleri ve yetiştirme yurtlarında hayata geçirilen programlar, bireylerin hayata yeniden bağlanmasını sağlıyor.

YERLİ ÜRETİMDE " DROPİCK" DÖNEMİ: SPOR BAĞIMSIZLIĞI DÖNEMİ

Haberin en dikkat çekici noktalarından biri de yerli spor endüstrisinin gelişimi oldu. Davut Güngör, Dropick markasının kuruluşunu tarihi bir dönüm noktası olarak tanımlayarak şöyle devam etti:

İlk Yerli Marka: Dropick, Türkiye tarihindeki ilk yerli raket sporları markasıdır.

Stratejik Bağımsızlık: Bu girişim sadece ticari değil, Türkiye’nin spor alanındaki bağımsızlık vizyonunun bir sembolüdür.

Erişilebilirlik: Yerli üretim gücüyle Türk sporcuları, dünya standartlarındaki ekipmanlara ekonomik engellere takılmadan, makul fiyatlarla ulaşabiliyor.

Sosyal Misyon: Marka aracılığıyla dezavantajlı bölgelere on binlerce ücretsiz ekipman desteği sağlandı.

Türkiye Pickleball ve Uluslararası Raket Sporları Derneği’nin yürüttüğü çalışmaların en önemli çıktılarından birinin yerli spor endüstrisinin gelişimi olduğunu vurgulayan Davut Güngör, Dropick markasının kuruluşunun bu yolculukta tarihi bir dönüm noktası olduğunu ifade etti.

Haberin daha geniş ve detaylı halini Sonsöz Gazetesi’nde okuyabilirsiniz.