MKE’nin açıkladığı yatırım planına göre, mevcut üretim tesislerine ek olarak Kırıkkale, Kırşehir ve Samsun’da üç yeni fabrika kuruluyor. Bu tesislerle birlikte enerjik malzemeler, mühimmat, silah sistemleri, roket teknolojileri, uçak bombaları ve KBRN koruyucu ekipmanlar gibi kritik alanlarda üretim kapasitesi genişletilecek.
Ayrıca kurulan yeni Ar-Ge merkezleri sayesinde yüksek teknoloji geliştirme süreçleri hızlandırılarak Türkiye’nin savunma alanındaki rekabet gücü artırılacak.
Patlayıcı Hammaddede Dışa Bağımlılık Bitiyor
Kırıkkale’de 8 milyon metrekare alan üzerine inşa edilen Hüseyin Kahya Enerjik Malzemeler Fabrikası, yatırım programının en kritik ayağını oluşturuyor. Tesiste;
- Nitroselüloz
- Barut
- Roket yakıtları
- Stratejik patlayıcı kimyasallar
üretilerek Türkiye’nin bu alandaki dışa bağımlılığı sona erdirilecek.
2026 yılında faaliyete geçmesi planlanan fabrika, yaklaşık 1000 kişiye istihdam sağlayacak. Üretime başlamasıyla birlikte roket yakıtı, barut ve patlayıcı üretim kapasitesinde 3 kat artış bekleniyor.
KBRN ve Uçak Bombalarında Yerli Üretim
Kırşehir’de kurulan altyapı ile KBRN (Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik, Nükleer) tehditlerine karşı koruyucu ekipmanlar yerli imkanlarla üretilecek. Samsun’daki yeni üretim hattı ise MK serisi uçak bombalarının kapasitesini önemli ölçüde artıracak.
Mühimmat ve Silah Sistemlerinde Rekor Artış
MKE’nin yatırım programı sadece yeni tesislerle sınırlı kalmadı. Mevcut fabrikalarda da kapasite artışı ve teknoloji yatırımları yapıldı. Bu kapsamda:
- 30’dan fazla yeni üretim hattı
- 350’den fazla yeni üretim tezgahı
devreye alındı.
Yapılan yatırımlar sonucunda üretim kapasitesindeki artışlar dikkat çekiyor:
- 155 mm obüs mühimmatı: %5400 artış
- 76 mm DENİZHAN deniz topu: %500 artış
- Roket ve 2.75 inç roket üretimi: %1900 artış
- Havan mühimmatı: %300 artış
- Tank ve obüs sistemleri: %100 artış
- Keskin nişancı fişeği: %455 artış
- Hafif silah üretimi: %50 artış
Türkiye Savunma Sanayinde Yeni Dönem
MKE’nin bu kapsamlı yatırım programı, Türkiye’nin savunma sanayinde kritik alanlarda kendi kendine yetebilmesini sağlayacak önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Yerli üretim kapasitesinin artmasıyla birlikte hem maliyetlerin düşmesi hem de dışa bağımlılığın ortadan kalkması hedefleniyor.
Bu gelişmeler, Türkiye’nin savunma sanayinde küresel ölçekte daha güçlü bir oyuncu olmasının önünü açıyor.