Gündem

Kutlu Fetih: İstanbul'un Fethi

Tarihte bugün, Sultan II. Mehmed'in önderliğindeki Osmanlı ordusu, Konstantinopolis'i fethetti. Gelin birlikte bu fethe yakından bakalım.

Tam 573 yıl önce bugün, insanlık tarihi en büyük, en radikal ve geri dönülemez kırılma noktalarından birine sahne oldu. 29 Mayıs 1453 sabahının ilk ışıklarıyla birlikte, surlarda açılan gediklerden dalga dalga içeri giren Osmanlı askerleri, bin yıllık Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu’nun başkenti Konstantinopolis’i fethetti.

Henüz 21 yaşındaki genç bir padişahın dehasıyla düşen o aşılmaz surlar, sadece bir şehrin adını değiştirmekle kalmadı; Orta Çağ’ı kapatıp Yeni Çağ’ı açarak dünya jeopolitiğini kökten sarstı.

Gemilerin karadan yürütüldüğü o efsanevi geceden fetih dâhisi Sultan Mehmed’e verilen unvanlara, Avrupa saraylarını saran derin korkudan tarihin satır aralarında kalmış şaşırtıcı detaylara kadar; İstanbul’un Fethi'ni tüm yönleriyle inceliyoruz.

NEDEN KONSTANTİNOPOLİS?

Osmanlı İmparatorluğu için İstanbul, sadece topografik bir toprak parçası değil, bir varoluş ve cihan şümul (küresel) bir devlet olma meselesiydi.

  • Coğrafi Bütünlük: Osmanlı, Balkanlar’da ve Anadolu’da devasa topraklara sahipti ancak imparatorluğun tam ortasında Bizans, bir çıban başı gibi toprak bütünlüğünü bozuyordu. Rumeli’den Anadolu’ya asker geçirmek her seferinde lojistik bir krize dönüşüyordu.
  • Bizans'ın Entrikaları: Siyasi ve askeri gücünü tamamen kaybetmiş olan Bizans, hayatta kalabilmek için sürekli Osmanlı şehzadelerini kışkırtıyor, taht kavgalarını körüklüyor ve Hristiyan dünyasını yeni bir Haçlı Seferi için göreve çağırıyordu.
  • Kutsal Müjde: İslam dünyası için şehir, Hz. Muhammed’in "Konstantinopolis mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, o ordu ne güzel ordudur" hadisi şerifi nedeniyle asırlardır en büyük ülkü (Kızıl Elma) konumundaydı.

ŞAHİ DEVRİMİ

Sultan II. Mehmed, tahta ikinci kez çıktığında tek bir hedefe kilitlenmişti: İstanbul. Geçmişteki başarısız kuşatmaları analiz ederek tarihin en büyük lojistik ve teknolojik hazırlığına girişti.

  • Rumeli Hisarı (Boğazkesen): Anadolu Hisarı'nın tam karşısına, Boğaz'ın en dar noktasına sadece 4 ay gibi imkansız bir sürede Rumeli Hisarı inşa edildi. Amaç, Karadeniz’den Bizans’a gelecek Ceneviz ve yardım gemilerini tamamen engellemekti.
  • Şahi Topları: Sultan Mehmed, dönemin en iyi döküm ustası Macar Urban’ı istihdam ederek o güne kadar görülmemiş büyüklükte, tonlarca ağırlıktaki "Şahi" toplarını döktürdü. Bu topların balistik hesaplamalarını bizzat genç padişah kendisi yapmıştı. Bu hamle, askeri tarihte kalelerin ve surların yıkılamaz olduğu inancını yok etti.
  • Gemilerin Karadan Yürütülmesi (21-22 Nisan): Bizans, Haliç’in ağzını devasa demir zincirlerle kapatmıştı. Osmanlı donanmasının Haliç’e girememesi kuşatmayı zora sokuyordu. Sultan Mehmed, dünya askeri tarihine geçecek deha dolu bir planı devreye soktu: Dolmabahçe’den Kasımpaşa’ya uzanan hat boyunca ağaçlar kesildi, üzerlerine hayvan yağları sürülerek kızaklar hazırlandı. Bir gecede 70'e yakın Osmanlı gemisi karadan yürütülerek Haliç’e indirildi. Sabah gözlerini açan Bizans halkı ve İmparator Konstantin XI. Palaiologos, arkalarında Osmanlı donanmasını görünce psikolojik olarak çöktü.

AVRYPA'YI SARAN KORKU

29 Mayıs 1453 Salı günü yapılan son büyük taarruzla Topkapı ve Eğrikapı yönündeki surlar aşıldı. Şehir düştü. Bu fethin küresel sonuçları dalga dalga tüm dünyaya yayıldı:

  • Osmanlı Açısından Önemi: Osmanlı artık bir beylikten ya da bölgesel bir devletten, üç kıtaya hükmedecek küresel bir İmparatorluk evresine geçiş yaptı. İpek Yolu’nun tüm kontrolü Osmanlı’ya geçti.
  • Avrupa'da Yayılan Dehşet (Terror Turcicus): İstanbul'un düştüğü haberi Roma, Venedik ve Paris saraylarına ulaştığında adeta kıyamet koptu. Hristiyanlığın en büyük kalelerinden birinin yıkılması, Avrupa’da yüzyıllarca sürecek olan akılalmaz bir "Türk Korkusu" (Gaddar Türk imajı) başlattı. Kiliselerde günlerce yas ilan edildi, çanlar Türklerin ilerleyişini durdurmak için çalındı.
  • Coğrafi Keşifler ve Rönesans: Türklerin ticaret yollarını (İpek ve Baharat Yolları) tamamen kapatması üzerine Avrupalılar çaresizce yeni deniz yolları aramak zorunda kaldılar; bu da Coğrafi Keşifler'i başlattı ve Amerika keşfedildi. Şehirden kaçan Bizanslı bilim insanları ve sanatçılar ise İtalya’ya sığınarak burada Rönesans hareketinin fitilini ateşledi.
  • Derebeyliğin (Feodalizm) Sonu: Şahi toplarının en kalın surları bile yıkabildiğinin görülmesi üzerine, Avrupa'daki krallar kendi feodal beylerinin (şatolarının) surlarını yıkarak merkezi krallıklarını güçlendirdiler.

ÇAĞ AÇAN PADİŞAH

İstanbul'u fetheden Sultan II. Mehmed, henüz 21 yaşında olmasına rağmen tarihin en büyük unvanlarını ve saygısını kazandı:

  • Fatih: Duvarları ve çağları yıkan, açan anlamına gelen bu unvan onun birincil adı oldu.
  • Kayser-i Rûm (Roma İmparatoru): Sultan Mehmed, İstanbul’u fethederek kendisini Doğu Roma İmparatorluğu’nun da meşru tek varisi ilan etti. Vizyonu sadece Doğu ile sınırlı değildi; hedefi Batı Roma'yı (Roma’yı) da alarak iki dünyayı birleştirmekti (Otranto Seferi bu yüzdendir).
  • Ebu'l-Feth (Fetihlerin Babası): İslam dünyasında kazandığı bu unvan, onun fethin en büyük lideri olduğunu tescilledi.
  • Grand Turco (Büyük Türk): Avrupalıların, özellikle İtalyanların ve Papalık çevrelerinin ondan bahsederken kullandığı, korkuyla karışık büyük bir saygı içeren küresel lakabıydı.

AZ BİLİNENLER

Konu

Detaylar

Ayasofya'da İlk Namaz ve "Hutbe"

Fatih Sultan Mehmed şehre girdiğinde doğruca Ayasofya’ya gitti. Yapının ihtişamı karşısında büyülenen padişah, hemen tahribatın durdurulmasını emretti. Cuma günü Ayasofya camiye çevrilerek ilk cuma namazı kılındı. Namazda hutbeyi bizzat Fatih'in hocası, fethin manevi mimarı Akşemseddin okudu.

Zinciri Kıran Kaptan: Baltaoğlu Süleyman

Kuşatma sırasında Bizans'a yardım getiren 4 Ceneviz gemisi, Osmanlı donanmasını yararak Haliç'e girmeyi başarmıştı. Buna çok sinirlenen Fatih, atını denize doğru sürerek Kaptan-ı Derya Baltaoğlu Süleyman Paşa'ya öfke kusmuştu. Başarısız olan amiral, bizzat Fatih'in emriyle görevden alınmış ve tüm mal varlığına el konulmuştur.

İmparatorun Kayıp Mezarı

Son Bizans İmparatoru XI. Konstantinos Palaiologos, kuşatmanın son günü pelerinini ve imparatorluk alametlerini çıkararak sıradan bir asker gibi surlarda savaşırken öldü. Cesedi tam olarak teşhis edilemediği için mezarının yeri bugün hâlâ büyük bir tarihi muammadır.

Haliç Zincirinin Sırrı

Bizans'ın Haliç'e gerdiği devasa demir zincir, sıradan bir zincir değildi. Her bir halkası devasa boyutlarda olan ve suyun üzerinde batmadan kalabilmesi için altına özel ahşap şamandıralar yerleştirilen bu mühendislik harikası zincirin parçaları, bugün hâlâ İstanbul Harbiye Askeri Müzesi'nde sergilenmektedir.

İstanbul’un Fethi, basit bir kuşatma ve şehir ele geçirme hadisesi değildir. O, askeri teknolojinin, vizyoner dehanın, jeopolitik zekanın ve köklü bir inancın sonucudur.

Fatih Sultan Mehmed’in 575 yıl önce buraya diktiği sancak, sadece Osmanlı’nın değil, dünya medeniyetinin de rotasını sonsuza dek değiştirdi. İstanbul, o günden beri Doğu ile Batı’nın, geçmiş ile geleceğin kesiştiği dünyanın payitahtı olmaya devam ediyor.