Kartalkaya’da yaşanan yangın faciasının ardından hazırlanan Meclis araştırma komisyonu raporu, iş sağlığı ve güvenliği alanındaki kronik sorunları bir kez daha gündeme taşıdı.
Sonsöz Gazetesi’nden Goncagül Konaş’ın haberine göre; İSAF İş Sağlığı ve Güvenliği Dernekleri Federasyonu Başkanı Mehmet Şeyhmus Ensari, rapora ilişkin yaptığı değerlendirmede, yaşanan kayıpların önlenebilir olduğuna dikkat çekerek sistemdeki denetim, uygulama ve yaptırım eksikliklerini sert sözlerle eleştirdi.
“BU ÜLKE, İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KONUSUNDA ACI TECRÜBELERLE DOLU”
Ensari, raporu değerlendirdiği açıklamasında, yaşanan kayıpların önlenebilir olduğuna dikkat çekerek, “Raporu okuduğunuzda insanın içini yakan şey yalnızca yaşanan kayıplar değil; o kayıpların ne kadar öngörülebilir ve önlenebilir olduğu gerçeği. Çünkü bu bir felaket değil. Bu, adım adım gelen bir sonuç.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği konusundaki eksikliklerin yeni olmadığını belirten Ensari, “Bu tabloyu ilk kez mi görüyoruz? Hayır! Bu ülke, iş sağlığı ve güvenliği konusunda ne yazık ki acı tecrübelerle dolu. Her birinde ‘ders alınacak’ dendi. Ama belli ki ders alınmadı.” dedi.
“SİSTEM İŞLİYOR GİBİ GÖRÜNÜYOR AMA GERÇEKTE İŞLEMİYOR”
Meclis raporunun en çarpıcı yönlerinden birinin uygulama eksikliği olduğunu ifade eden Ensari, denetim ve mevzuatın kâğıt üzerinde kaldığını belirterek, “Sistem işliyor gibi görünüyor ama gerçekte işlemiyor. Denetimler var ama etkisi yok. Raporlar var ama uygulama yok. Mevzuat var ama yaptırım yok.” şeklinde konuştu.
Bu durumun ciddi bir sorgulamayı gerektirdiğini dile getiren Ensari, “Bir sistem kâğıt üzerinde kusursuzsa ama sahada insanları koruyamıyorsa, gerçekten var mıdır?” diye sordu.
“İSG BİR EVRAK DEĞİL, HAYAT MESELESİDİR”
İş sağlığı ve güvenliğinin çoğu zaman şekilsel bir zorunluluk olarak ele alındığını belirten Ensari, bunun ciddi sonuçlar doğurduğunu ifade etti. Ensari, “İSG bir imza, bir klasör, bir dosya değildir. İSG, bir insanın sabah evden çıkıp akşam sağ salim geri dönebilmesidir” dedi.
Kartalkaya’daki yangının bu gerçeği bir kez daha ortaya koyduğunu vurgulayan Ensari, “Yangın tüpünün dolu olması değil, o tüpün doğru yerde ve doğru zamanda kullanılabilmesi hayat kurtarır. Acil çıkış kapısının varlığı değil, o kapının gerçekten açılabilir olması önemlidir.” ifadelerini kullandı.
“SORUMLULUĞUN OLDUĞU YERDE HESAP YOK”
Faciaların ardından sorumluluğun dağıtıldığına dikkat çeken Ensari, hesap verilebilirlik eksikliğinin ihmalleri büyüttüğünü belirtti. Ensari, “Sorumluluk dağıtılıyor. İşletme ‘denetlendiğini’ söylüyor. Denetim birimi ‘görevini yaptığını’ söylüyor. Kamu ‘mevzuatın yeterli olduğunu’ söylüyor. Peki o zaman insanlar neden ölüyor? Çünkü sorumluluğun olduğu yerde hesap yok.” dedi.
Haberin daha geniş ve detaylı halini Sonsöz Gazetesi’nde okuyabilirsiniz.