İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde üst düzey görevlerde bulunan ve bir süredir Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan Dr. Buğra Gökçe, 120 günü aşkın süredir her gün yazıyor. Sosyal medyada paylaşılan notlarında, en çok “hüzün” ve “umut” üzerine düşündüğünü söylüyor.
Cezaevindeki günlerini kaleme döken Gökçe, dört duvar arasında yaşadığı duyguları “hüznün yüreğe üşüşmesi” şeklinde tanımlıyor. Yazmanın, hüznü ölçülü bir şekilde yaşamanın ve ifadenin yolu olduğunu vurgulayan Gökçe, “Günlerdir iflah olmaz biçimde yazıyorsam bu sebeple olsa gerek” diyor.
Cemal Süreya’dan dizelere de yer veren Gökçe, “Ben de cezaevinin ve yaşatılan ‘tutsaklığın’ üzerimde denediği hüzünleri bildiğim kelimelerle bir bir deneyerek azaltmaya çalıştım” sözleriyle yazmanın onun için bir direnç aracı olduğunu anlatıyor.
Ancak yazılarında karamsarlık değil, umuda sıkı sıkıya tutunan bir ses hâkim. “Yıkılmadım öyle” diyerek öfke ve kırgınlıklarını bastırdığını ifade eden Gökçe, geleceğe dair inancını, “Düştüğümüz yerden kalkarız dedim. Kırıldığımız yerden çoğalırız diye düşündüm” sözleriyle dile getiriyor.
Yazısını şu ifadelerle tamamlıyor:
“Cezaevinde zor da olsa gördüğümüz güneşe yürüyerek… Yirmi iki metrekarelik gökyüzümüzün maviliği ve umuduyla…”