Anadolu'nun köklü kadın geleneği Bacıyan-ı Rum'dan ilhamla kaleme aldığı Bacıerenler romanıyla okurlarla buluşan yazar Güner Dinçaslan, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet'in kuruluş sürecinde önemli rol üstlenen kadın kahramanları anlattı. Sonsöz Gazetesi'ni ziyaret ederek Yazı İşleri Müdürü Murat Sururi Özbülbül'e imzalı kitabını takdim eden Dinçaslan, hem yeni eserinin çıkış hikayesini paylaştı hem de tarihi romanlarının oluşum sürecine ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
'Türk kadınlarının hikayesini yazmak zorundaydım'
Tarihi romanlarıyla tanınan yazar Güner Dinçaslan, son eseri 'Bacıerenler' ile Kurtuluş Savaşı'nda ve Cumhuriyet'in kuruluş sürecinde önemli rol oynayan kadınların hikayesini kaleme aldı. Dinçaslan, romanın kendi yazarlık serüveninde bir dönüm noktası olduğunu belirterek, “Bacıerenler benim için bir milat. Türk kadınlarının tarih içindeki mücadelesi yazılmadan eksik kalacaktı” ifadelerini kullandı.
Daha önce '22. Gün', 'Dörtnala', 'Kızılca Gün' ve Atatürk'ün yaşamını konu alan 'Son Saat' adlı eserleri kaleme alan Dinçaslan, bu dört romanın birbirini besleyen bir bütün oluşturduğunu söyledi. Yazar, 'Bacıerenler' romanının da bu tarihsel zincirin doğal bir devamı olduğunu ifade etti.
Bacıerenler Anadolu'nun kadın hafızasını anlatıyor
Anadolu'nun köklü kadın geleneği Bacıyan-ı Rum'dan ilham alınarak hazırlanan 'Bacıerenler', kadın dayanışmasını, Ahilik kültürünü ve Anadolu'nun tarihsel hafızasını konu alıyor. Ankara Kulübü Derneği Yayınları arasında yayımlanan eser, Türk kadınlarının tarih boyunca üstlendiği sosyal, ekonomik ve kültürel rolleri roman diliyle okuyucuya aktarıyor.
“Kurtuluş Savaşı'nın görünmeyen kahramanları kadınlardı”
Kurtuluş Savaşı'nın kazanılmasında kadınların rolünün yeterince anlatılmadığını savunan Dinçaslan, “Sakarya Meydan Muharebesi ve Kurtuluş Savaşı'nın kazanılmasında Türk kadınlarının payı çok büyüktür. Mermiyi taşıyan, cepheyi besleyen, evladını savaşa gönderen kadınlardı. Bir medeniyeti omuzlarında taşıdılar” dedi.
Bu düşünceye romanında da yer verdiğini belirten Dinçaslan, “Eğer Türkiye Cumhuriyeti kurulduysa, Sakarya Savaşı kazanıldıysa bunda Türk kadınlarının çok büyük payı vardır. Cephede savaşan askerler kadar cepheye mermi taşıyan kadınların da emeği vardır” ifadelerini kullandı.
Türk kadınlarının yalnızca cephe gerisinde değil, devletin ve toplumun ayakta kalmasında da kritik görevler üstlendiğini belirten Dinçaslan, bugün de Cumhuriyet'in en büyük güvencelerinden birinin kadınlar olduğunu dile getirdi.
“Atatürk kadınlara itibarlarını iade etti”
Mustafa Kemal Atatürk'ün 1934 yılında kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanımasını farklı bir perspektiften değerlendiren Dinçaslan, “Atatürk kadınlara olmayan bir hakkı vermedi, onların tarih boyunca sahip olduğu itibarı iade etti. Türk kadınlarının devlet yönetme geleneğini ve gücünü çok iyi biliyordu” diye konuştu.
Türk tarihinin farklı dönemlerinde kadınların devlet yönetiminde ve toplumsal yaşamda önemli roller üstlendiğini vurgulayan Dinçaslan, Cumhuriyet reformlarının bu tarihsel mirasın yeniden görünür hale gelmesini sağladığını ifade etti.
Romanlar için cephe cephe dolaştı
Dinçaslan, tarihi romanlarını yazmadan önce kapsamlı saha araştırmaları yaptığını da anlattı. '22. Gün' romanı için Sakarya Meydan Muharebesi'nin geçtiği Polatlı ve Haymana çevresindeki cepheleri tek tek gezdiğini belirten yazar, 'Dörtnala' romanı için ise Büyük Taarruz'un yaşandığı bölgelerde yaklaşık iki hafta boyunca incelemelerde bulunduğunu söyledi.
İzmir, Aydın, Uşak, Balıkesir, Afyonkarahisar ve çevresindeki savaş alanlarını ziyaret ettiğini anlatan Dinçaslan, tarihi mekanların atmosferini yerinde hissetmenin yazım sürecinde büyük önem taşıdığını kaydetti.
“Tarihi hissetmeden yazmıyorum”
“Tarihi alanları görmeden, dokunmadan ve hissetmeden roman yazmıyorum” diyen Dinçaslan, tarihi roman yazarlığında saha çalışmasının vazgeçilmez olduğunu vurguladı.
“Oraların manevi atmosferini hissetmeden doğru bir anlatı kurulamayacağına inanıyorum. Şehitlikleri, cepheleri ve savaşın geçtiği alanları yerinde gördüm. Tarihi roman yazmanın temel şartlarından biri, o coğrafyayı hem fiziksel hem de ruhsal olarak tanımaktır” ifadelerini kullandı.
Özbülbül'e teşekkür etti
Sonsöz Gazetesi'ni ziyaret eden Güner Dinçaslan, Yazı İşleri Müdürü Murat Sururi Özbülbül'e imzalı Bacıerenler kitabını takdim etti.
Romanlarının ortaya çıkış sürecinde kendisine destek veren isimlere de teşekkür eden Dinçaslan, Murat Sururi Özbülbül'ün çalışmalarındaki katkısına dikkat çekerek, "Romanların harcında Murat Özbülbül yatıyor" ifadelerini kullandı.
Yeni hedef: Savaşçı Türk kadınları
'Bacıerenler' romanının ardından yeni çalışmalarına da değinen Dinçaslan, sıradaki projesinin tarihteki savaşçı kadınları konu alan 'Alangoa Kadınları' olacağını açıkladı.
Yazar, kadın kahramanların Türk tarihindeki yerini daha görünür kılmayı amaçladığını belirterek, yeni romanında da güçlü kadın figürlerini merkezine alacağını söyledi.