Türkiye Cumhuriyeti’nin modernleşme sürecinde önemli bir adım olan Soyadı Kanunu, 21 Haziran 1934’te kabul edilmesinin ardından 2 Ocak 1935’te yürürlüğe girdi. Kanun, Osmanlı döneminden kalan lakap, unvan ve aile adlarıyla oluşan karmaşayı sona erdirerek, yurttaşların resmi kayıtlarda tek ve kalıcı bir soyadıyla tanınmasını amaçladı.
Cumhuriyet yönetimi, bu düzenlemeyle hem devletin nüfus ve tapu gibi resmi işlemlerini kolaylaştırmayı hem de toplumda eşitlik ilkesini güçlendirmeyi hedefledi. Ağa, bey, paşa, hacı gibi sosyal sınıf ve ayrıcalık çağrışımı yapan unvanların kaldırılması da bu anlayışın bir parçası oldu.
Soyadı Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle birlikte, aileler belirlenen süre içinde kendilerine uygun bir soyadı seçerek nüfus idarelerine bildirdi. Seçilen soyadlarının Türkçe olması ve toplum düzenine aykırı anlamlar taşımaması şartı getirildi.
Eşitlik ve Düzenleme Amacıyla Atılan Adım
Kanunun temel amacı, bireylerin devlet karşısında eşit ve açık bir kimliğe sahip olmasını sağlamaktı. Bu düzenleme sayesinde resmi yazışmalar, adli işlemler ve nüfus kayıtları daha düzenli hale geldi. Aynı zamanda Cumhuriyet’in “eşit yurttaşlık” anlayışı, günlük hayatta da somut bir karşılık buldu.
Soyadı Kanunu, bugün hâlâ Türkiye’de kullanılan aile adlarının temelini oluştururken, Cumhuriyet’in sosyal ve hukuki reformları arasında simgesel bir yere sahip olmayı sürdürüyor.