Siyaset

"Vatandaş Pazar Poşeti Arasında Uçurumu Yaşıyor!"

İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu, Milletin pazarda, markette, mutfakta yaşadığı gerçeklerle, TÜİK’in açıkladığı gerçekler asla aynı olmadığını, bu fark, ölçüm hatasından değil, yönetim tercihi olduğunu belirterek “Vatandaş Pazar poşeti arasında uçurumu yaşıyor” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin toplantısında yaptığı konuşmada ekonomi yönetimini ve resmî verileri sert sözlerle eleştirdi. TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamları ile vatandaşın pazarda, markette ve mutfakta yaşadığı gerçeklerin örtüşmediğini vurgulayan Dervişoğlu, bu farkın bir ölçüm hatası değil, bilinçli bir yönetim tercihi olduğunu söyledi. Dervişoğlu, “Vatandaş açıklanan rakamlarla pazar poşeti arasındaki uçurumu her gün bizzat yaşıyor” ifadelerini kullandı.

Dervişoğlu'nun tam açıklaması şu şekilde; "Her felakete, hep hazırlıksız yakalanılan bu düzende; Acılarımız ve dertlerimiz, çözülmek için değil unutulmak için yönetiliyor! Kendimize sormamız gereken ise; Gerçekten felaketlere mi üzülüyoruz? Yoksa bunlara alıştırılıyor muyuz? Çünkü alışmak, en tehlikeli ihmaldir. Kanıksamaksa, “böyle gelmiş böyle gider bahtsızlığında” debelenmek demektir. 6 Şubat 2023’te, Kahramanmaraş merkezli olarak meydana gelen depremler, Cumhuriyet tarihimizin en ağır felaketlerinden biri olarak kayıtlara geçti. Resmî verilere göre; 50 binden fazla yurttaşımız hayatını kaybetti, Hepsini rahmetle anıyorum. Yüz binlerce yurttaşımız yaralandı, Milyonlarca yurttaşımız evsiz kaldı. 11 ilimiz yıkıma uğradı. 14 milyondan fazla insanımız doğrudan etkilendi. Hepsinin acılarını yürekten paylaşıyorum. Ekonomide bütün sorun, Faizin kaç olduğu, Dövizin nerede durduğu değildir. Asıl sorun şudur: Bu ülkede rakamlarla hayat arasındaki bağ kopmuştur, Bile isteye koparılmıştır. Her ay açıklanan resmî enflasyon rakamlarıyla, Milletin pazarda, markette, mutfakta yaşadığı gerçekler Asla Aynı şeyler değildir. Bu fark, ölçüm hatası değildir. Bu fark, bir yönetim tercihidir.

Enflasyon, ekonominin bir çıpasıdır. O çıpa güvenilir değilse, Ne para politikası çalışır Ne de vatandaş geleceğini planlayabilir. Bir tahlilinin sonucuyla oynayarak Kan değerlerini kâğıt üzerinde düşürebilirsiniz. Ama o hastalık içeride ilerlemeye devam eder. Bugün yapılan tam olarak budur. Gerçek enflasyonu halının altına süpürüp, Sözde “Resmî” rakamlar üzerinden politika üretmek;-Binanın temellerindeki çatlakları boyayla kapatıp “Sağlam” raporu vermeye benzer. Bu, ekonomiyi iyileştirmez. Sadece güveni çürütür.

Vatandaş, Açıklanan rakamla pazar poşeti arasındaki uçurumu Her gün bizzat yaşıyor. Devletin kendi istatistiklerini Bir risk yönetimi aracı olmaktan çıkarıp, Bir algı yönetimi aracına dönüştürmesi; Belirsizliği artıran en büyük risktir. Şeffaflıktan ve dürüstlükten vazgeçilerek, Elde edilen her sözde kazanım, Aslında toplumun geleceğinden çalmaktır. Önce bir düzenleme fısıldanıyor. Sonra piyasaya sızdırılıyor. Millet ayağa kalkınca, Ertesi gün “gündemimizde yok” deniliyor. Suriye konusunda bugün gelinen noktada Bir gerçeği açıkça teslim edelim: Devlet, bizim dediğimize gelmiştir. Sahadaki gelişmeler, Aylardır, yıllardır uyardığımız bir hakikati Bütün çıplaklığıyla ortaya koymuştur. Şunu artık herkes görmüştür: Suriye’de sonuç üreten şey; Laf cambazlığı, Komisyon tiyatrosu. Ya da kişilere atfedilen hayali roller değildir. 1,5 yıldan fazla zamandır yaptığımız uyarılar ortadadır. Mesele terör olunca, Sonuç üretecek şey, Askerî kararlılıktır, Devlet ciddiyetidir, Ve sahayı okuyabilen güvenlik aklıdır” dedik.

İşte Durum ortadadır. Ancak, Bugün Şam yönetimiyle YPG arasında varılan mutabakatı da doğru okumalıyız.
Eğer alınan bir mesafe de varsa bu, Ne Öcalan’la kurulan muhataplığın, Ne de iç siyasete malzeme yapılan, Akla ziyan söylemlerin ürünüdür. Bu, Türk güvenlik bürokrasisinin kararlılığı Ve askerî seçeneklerin masada tutulması sayesindedir.

Buradan çok net konuşuyorum: Öcalan’ı muhatap almanın, Onu bir pazarlık unsuru gibi sunmanın, Ona siyasi bir rol atfetmenin Ne kadar akıl dışı, Ne kadar ahlaksız, Ne kadar devlet ciddiyetine aykırı olduğu Bizzat sahada görülmüştür. Türkiye’nin bekası adına, Elde edilen ve edilebilecek kazanımların, Teröristbaşının yahut yeni yetme Apocuların dahliyle Elde edilmediği ve edilemeyeceği açıktır. PKK’nın ve YPG’nin geri adımı, Askerî baskı sonucu gelmiştir. Devlet, Vatandaşına pusu kurmaz! Vatandaşıyla kedi–fare oyunu oynamaz! Ekonomi böyle yönetilmez!

Geldiler, Şimdi de vatandaşın son dayanağına, Kredi kartlarına göz diktiler. Buradan açıkça söylüyorum: Sizin ekonomi politikalarınız nedeniyle Türkiye’de kredi kartı zaruri bir tüketim aracıdır. Hayatta kalmanın bir yoludur. Onu bu hale getiren de iktidarın ta kendisidir.

Sayelerinde Kredi kartı; Marketten alınan peynir, zeytin, süt demektir. Çocuğun okul taksiti demektir. Hastane masrafı demektir. Esnaf için, Döndürdüğü sermayesi, Çiftçinin tohumluğu, mazot parasıdır. Bu ülkede milyonlarca insan, Borcu, borçla çevirerek ayakta duruyor."