31 Mart 2024 seçimlerinin ikinci yılının ardından yerel yönetimlere ilişkin gelişmeler siyasetin gündeminin birinci sırasında yer alıyor.
Sonsöz Gazetesi’nden Goncagül Konaş’ın haberine göre; Tüm Bel-Sen, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinin ikinci yılı dolayısıyla son iki yıllık sürece ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yayımladı. Genel Sekreter İzzettin Alpergin imzasıyla paylaşılan metinde, yerel yönetimlerin siyasi, idari ve ekonomik baskılarla karşı karşıya olduğu öne sürülürken; kayyum uygulamaları, yargı süreçleri ve mali politikalar üzerinden yerel demokrasinin zayıflatıldığı iddia edildi.
“31 MART SEÇİMLERİ TARİHİ BİR KIRILMA YARATTI”
Alpergin, 31 Mart 2024 seçimlerinin iktidar açısından önemli bir sonuç doğurduğunu belirterek, buna rağmen ortaya çıkan tablonun kabul edilmediğini ifade ederek, “Ülkemiz 31 Mart 2024 tarihinde tarihi nitelikte bir yerel seçim yaşadı. AKP ve MHP, iktidar olmanın bütün olanaklarını kullanmasına rağmen istediği sonucu alamadı. Ancak bu sonucu demokratik bir olgunlukla karşılamak yerine halkın iradesini tanımayan uygulamalar devreye sokuldu.” dedi. Muhalefetin büyükşehirlerdeki başarısını hatırlatan Alpergin, iktidarın bu tabloyu “toplumsal bir mesaj” olarak değerlendirmediğini ileri sürdü.
KAYYUM POLİTİKALARI: “HALKIN İRADESİNE AÇIK MÜDAHALE”
Açıklamada en dikkat çekici başlıklardan biri kayyum atamaları oldu. Alpergin, bu uygulamaların doğrudan seçme ve seçilme hakkını hedef aldığını savundu, “Kayyum atamaları sadece belediye başkanlarını görevden almak değildir; milyonlarca yurttaşın siyasal özne olma hakkının gasp edilmesidir.” ifadelerini kullandı.
Van’da yaşanan mazbata tartışmasını örnek gösteren Alpergin, halkın tepkisiyle geri adım atıldığını ancak sürecin devam ettiğini söyleyerek, “Van’da halkın iradesine sahip çıkması iktidarı geri adım attırdı ama ardından Hakkari ile başlayan yeni kayyum dalgası geldi.” şeklinde konuştu. Kayyumların belediye meclislerini işlevsiz hale getirdiğini vurgulayan Alpergin, “Seçilmiş meclisler feshediliyor, liyakatli kadrolar görevden alınıyor ve yerel yönetimler merkezi idarenin uzantısına dönüştürülüyor.” dedi.
“YEREL SİYASET ALANI DARALTILIYOR, TOPLUMSAL BARIŞ ZEDELENİYOR”
Alpergin, kayyum uygulamalarının sadece idari değil, toplumsal etkileri olduğunu belirtti:“Kayyum politikaları özellikle Kürt sorununun demokratik çözümü açısından en önemli zemin olan yerel siyaseti tahrip etmektedir.” Demokrasinin bütüncül bir yapı olduğunu vurgulayan Alpergin, “Demokrasinin askıya alındığı bir yerde ne toplumsal barıştan ne de emeğin haklarından söz edilebilir.” diye konuştu.
YARGI VE OPERASYONLAR: “SİYASİ MÜDAHALE ARACI HALİNE GELDİ”
Belediye başkanlarına yönelik yargı süreçlerini de eleştiren Alpergin, bu süreçlerin siyasallaştığını ileri sürdü, “Talimatlı yargı kararlarıyla belediye başkanlarının görevden alınması, tutuklanması ya da baskıyla parti değiştirmeye zorlanması demokratik işleyişi ortadan kaldırmaktadır.” dedi. Açıklamada çok sayıda belediyede görev değişiklikleri yaşandığına dikkat çekilerek şu ifade kullanıldı: “Bu süreç sadece kişilere değil, doğrudan demokratik sisteme yöneliktir.”
“HER 5 SEÇMENDEN 1’İNİN OYU YOK SAYILDI”
Alpergin, yaşanan sürecin nicel boyutuna ilişkin çarpıcı veriler paylaştı: “85 belediyede halkın iradesi değiştirilmiştir. Bu da 8 milyon 845 bin 767 oyun, yani toplam oyların yüzde 20,55’inin fiilen yok sayılması anlamına gelmektedir.” Bu durumun seçmen iradesine doğrudan müdahale olduğunu vurgulayan Alpergin, “Her beş seçmenden birinin iradesi kağıt üzerinde bırakılmıştır.” dedi.
Haberin daha geniş ve detaylı halini Sonsöz Gazetesi’nde okuyabilirsiniz.