Gündem

“Sevdiğimiz meslek canımıza mal olmasın”

Dozimetre susuyor, teknisyenler risk altında” Radyoloji çalışanları, denetlenmeyen cihazlar ve keyfi uygulamalarla kansere kadar uzanan bir tehlikenin gölgesinde çalışıyor.

GONCAGÜL KONAŞ

Radyoloji teknisyenleri, her gün hastalara şifa olmak için görev başında. Ancak bu kutsal görevi ifa ederken, maruz kaldıkları radyasyon, güvencesiz sistemler ve yetersiz önlemler nedeniyle kendi sağlıklarından olmakla karşı karşıyalar. Genç Sağlık Sendikası Niğde Kadın Kolları Başkanı ve 14 yıllık röntgen teknisyeni Özlem Ayhan, hem kadın sağlıkçılar için artan riskleri hem de sistemdeki yapısal sorunları gözler önüne serdi. Güvensiz dozimetreler, eksik eğitim, adaletsiz izin uygulamaları ve ekonomik zorlukların gölgesinde sürdürülen bu meslek, artık çalışanlara “yaşam maliyeti” çıkarıyor.

“HAMİLELİK DÖNEMİNDE BİLE RADYASYONA MARUZ KALIYORUZ”
“Bir kadın olarak radyasyonun en fazla olduğu alanlarda çalışıyoruz. Emzirme dönemi, hamilelik dönemi dahil bir kadının en özel hissetmesi gereken zamanlarda bile biz bu radyasyonu alıyoruz.” diyen Ayhan, yıllardır gönülden yapılan bu mesleğin artık sağlık açısından tehdit oluşturduğunu dile getirdi.

PRATİK EĞİTİM EKSİKLİĞİ HASTA GÜVENLİĞİNİ DE ETKİLİYOR
Pandemi sürecinden bu yana artan sıkıntılara dikkat çeken Ayhan, “Eğitim sürecindeki aksaklıklar nedeniyle pratik eğitim almadan işe başlamak zorunda kalınıyor. Bu durum sadece meslektaşlarımız için değil, hastalar açısından da risk teşkil ediyor.” dedi.

“DOZİMETRE CİHAZLARI GÜVEN VERMİYOR”
Radyasyon ölçüm cihazlarının güvenilirliğine dair ciddi şüpheler olduğunu belirten Ayhan, “İzinde olan arkadaşla çalışan arkadaşın dozimetresi aynı çıkıyor. Riskli bir birimde çalışıyoruz ama dozimetrelerin güvenilirliği yok. Bu durum kansere kadar gidebilecek mesleki deformasyonları düşündürüyor.” ifadelerini kullandı.

ŞUA İZİNLERİ KEYFİ HESAPLANIYOR
Şua izinlerinin hesaplanmasında adil davranılmadığını söyleyen Ayhan, “Daha önce yıllık 30 gün olan şua izinleri raporlu günlerden düşülüyor. Firma, ‘izin aldın’ diyerek düşüyor ama o zaman bu iznin bir anlamı kalmıyor.” diyerek uygulamadaki çarpıklığa dikkat çekti.

“DOZİMETRELERİ BAKANLIĞA TEKRAR DENETLEMELİ”
Dozimetrelerin özelleştirilmesiyle kontrol mekanizmasının ortadan kalktığını belirten Ayhan, “Çekmecede duran arkadaşımın dozimetresi bazen benden yüksek çıkıyor. Dozimetrelerin tekrar Bakanlık tarafından denetlenmesini istiyoruz. Çünkü bu cihazlar bizim hayatımızı doğrudan etkiliyor.” dedi.

ATAMA YOK, ÖZEL SEKTÖR KÖLELİĞİ VAR
Atama eksikliği nedeniyle birçok teknisyenin özel sektörde düşük ücret ve ağır koşullarda çalıştığını vurgulayan Ayhan, “Meslektaşlarımın yüzde 80’i ya atama bekliyor ya da özelde çalışıyor. Ancak özelde de aynı sorunlar var; dozimetre güvenilir değil, iş yükü fazla, haklar kısıtlı.” dedi.

“BİRİLERİNE HAYAT VERMEYE ÇALIŞIRKEN KENDİ SAĞLIĞIMIZDAN OLUYORUZ”
Mesleki motivasyonun giderek düştüğünü ifade eden Ayhan, “Biz bu mesleği severek seçtik ama ölmek için değil. Kendi sağlığımız hiçe sayılıyor. Bu da zamanla iş barışını bozuyor, sevdiğimiz mesleği sorgulatıyor.” dedi.

GEÇİM DE AYRI BİR SORUN: “SADECE GEÇİNEBİLMEYİ BEKLİYORUZ”
Ekonomik koşulların da zorluk çıkardığını söyleyen Ayhan, “Oturduğum ev 22 bin TL, diğer giderlerle 32 bini buluyor. Aldığım maaş 60 bin TL ama bir yaşındaki çocuğum için bakıcıya da ücret ödüyorum. Dışarıda bir hayat beklemiyoruz; sadece geçinmek istiyoruz.” diyerek sağlık çalışanlarının geçim mücadelesine de dikkat çekti.

KURŞUN YELEK ÇÖZÜM DEĞİL: “YEDİ KİLO YELEKLE SAATLERCE ÇALIŞIYORUZ”
Radyasyona karşı kullanılan kurşun yeleklerin de çözüm olmadığını belirten Ayhan, “Kurşun yelek yedi kilo. En fazla yarım saat taşınabilir. Ama biz 4 saatlik nöbetlerde kullanıyoruz. Bu ağırlık, nöbet çıkışında 30-40 kiloyu buluyor gibi hissettiriyor. Psikolojik olarak da fiziksel olarak da yoruluyoruz.” dedi.

ÇAĞRISI NET:
“Dozimetrelerimizin denetimi tekrar devletin elinde olmalı. Biz bu mesleği severek yapıyoruz, riskleri kabul ediyoruz ama ölmek istemiyoruz.”