Ankara

“Mutlak butlan” kararı sonrası İstanbul Barosu’ndan sert çıkış

İstanbul Barosu, CHP hakkında verilen “mutlak butlan” kararına tepki gösterdi. Baro, kararın yalnızca bir siyasi partiyi değil, Türkiye’de demokratik siyasal yaşamı ve seçme-seçilme hakkını da hedef aldığını savundu.

Cumhuriyet Halk Partisi hakkında verilen “mutlak butlan” kararına ilişkin tartışmalar sürerken, İstanbul Barosu’ndan dikkat çeken bir açıklama geldi. Baro, söz konusu kararın demokratik siyasal düzene yönelik ağır bir müdahale niteliği taşıdığını belirterek, yargının siyasal alanı şekillendirme aracı haline getirilmesine karşı olduklarını açıkladı.

İstanbul Barosu tarafından yapılan yazılı açıklamada, siyasi partilerin kurultay süreçlerinin seçim hukuku rejiminin ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulanarak, seçim kurullarının gözetiminden geçen iradenin sonradan hükümsüz sayılmasının hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığı ifade edildi.

“Milyonların iradesi tartışmalı hale getiriliyor”

Baro açıklamasında, bir siyasi partinin kurultayının “yok hükmünde” kabul edilmesinin yalnızca parti içi mesele olarak değerlendirilemeyeceği belirtilerek, bunun milyonlarca yurttaşın siyasal tercihine doğrudan etki ettiği kaydedildi.

Açıklamada, “Bu durum yalnızca bir siyasi partinin iç meselesi değil; Türkiye’de çok partili siyasal yaşamın, hukuk güvenliği ilkesinin ve anayasal demokrasinin geleceği bakımından ağır sonuçlar doğurma potansiyeli taşımaktadır” ifadelerine yer verildi.

“Yargının görevi siyaseti dizayn etmek değil”

Demokratik toplumlarda siyasal meşruiyetin temel kaynağının halk iradesi olduğu belirtilen açıklamada, yargının görevinin siyasal alanı yeniden şekillendirmek değil, hukuku ve temel hakları korumak olduğu vurgulandı.

Baro ayrıca, bu tür kararların ilerleyen süreçte siyasi partilerin iç seçimlerinin ve geçmiş seçimlerin yıllar sonra yeniden yargı konusu yapılabilmesinin önünü açabileceği uyarısında bulundu.

“Sürecin takipçisi olacağız”

İstanbul Barosu, açıklamasının sonunda hukukun üstünlüğünü, demokratik siyasal yaşamı ve anayasal düzeni savunmaya devam edeceklerini belirterek, yargının siyasal alanı dizayn etme aracına dönüştürülmesine karşı hukuk çerçevesinde mücadeleyi sürdüreceklerini ifade etti.