Lidya Kralı Krezüs (Croesus) ile özdeşleşen, dillere destan Karun Hazinesi'ni inceliyoruz.
Tarihin en büyük arkeolojik skandallarından birinin ve Batı Anadolu'nun kadim zenginliğinin somut bir sembolü olan bu M.Ö. 6. yüzyıla ait eşsiz eserler topluluğu, sadece estetik değerleriyle değil, aynı zamanda uluslararası hukuk mücadelesi, kaçakçılık skandalları ve nihayetinde ait olduğu topraklara dönüş hikayesiyle de büyük önem taşır.
"Karun kadar zengin olmak" deyiminin ilham kaynağı olan bu hazinenin tarihi önemi, ilginç detayları ve az bilinen yönleri, antik çağın ihtişamını günümüze taşır.
TARİHİN EN ZENGİN ADAMI
Karun Hazinesi, adını Lidya Kralı Krezüs'ten (Türkçe ve Arapça kaynaklarda Karun) alır. Lidya Krallığı, Batı Anadolu'da, özellikle Gediz ve Küçük Menderes nehirlerinin geçtiği verimli topraklarda M.Ö. 7. ve 6. yüzyıllarda hüküm sürmüş güçlü bir devletti.
- Paktolos (Sart) Nehri'nin Altınları: Lidya Krallığı'nın başkenti Sardes (Sard), zenginliğiyle ünlüydü. Bu zenginliğin ana kaynağı, başkentten geçen Paktolos Nehri'nin (Sart Çayı) alüvyonlarında bulunan altınlardı. Bu doğal altın yatakları, Lidya'nın ekonomik gücünü zirveye taşıdı.
- Para (Sikke) İcadı: Lidya Kralı Krezüs'ün babası Gig, madeni parayı icat etti ve bu da Lidya'nın ekonomik gücünü katladı. Ancak paranın sistemli bir şekilde kullanılmasını ve geniş kitlelere yayılmasını sağlayan asıl kişi Kral Krezüs oldu. Paranın icadı, ticaretin gelişmesini sağladı ve Lidya'yı antik dünyanın en zengin krallıklarından biri haline getirdi. "Karun kadar zengin" deyimi, Krezüs'ün bu eşsiz serveti nedeniyle doğmuştur.
İlginç Bir Bilgi: Krezüs'ün parayı icat etmesi, sadece ekonomik bir devrim değil, aynı zamanda devletin kontrolünde bir para birimi oluşturarak ticaret ağını genişletmesini ve vergilendirmeyi kolaylaştırmasını sağlamıştır. Lidya paraları, dönemin uluslararası ticaretinde önemli bir yer tutmuştur.
- Krezüs'ün Sonu ve Perslerin İstilası: Krezüs'ün zenginliği ve gücü, Pers Kralı Büyük Kiros'un dikkatini çekti. M.Ö. 547 yılında Büyük Kiros, Lidya'yı fethederek Krezüs'ün hükümranlığına son verdi. Hazinenin de bu dönemde Pers İmparatorluğu'nun eline geçtiği düşünülmektedir.
Az Bilinen Bir Gerçek: Bazı antik kaynaklarda, Krezüs'ün Persler tarafından yakılmak istendiği ancak son anda yağmurun başlamasıyla kurtulduğu ve daha sonra Kiros'un danışmanlarından biri olduğu anlatılır. Bu hikaye, onun sadece bir zenginlik sembolü olmadığını, aynı zamanda dönemin siyasi entrikalarının da bir parçası olduğunu gösterir.
KARANLIK BİR HİKAYE
Karun Hazinesi'nin modern dünyaya tekrar açılması, ne yazık ki bir arkeolojik keşiften ziyade, yasa dışı kazılar ve uluslararası kaçakçılıkla gerçekleşti.
- Uşak-Güre'deki Kazılar (1965-1968): Hazinenin en önemli parçaları, 1965-1968 yılları arasında Uşak'ın Güre Köyü yakınlarındaki Toptepe, İkiztepe ve Aktepe Tümülüsleri'nde yasa dışı kazılar yapan defineciler tarafından bulundu. Bu tümülüsler, Lidya asillerine ait mezar odalarıydı. Defineciler, yüzlerce altından, gümüşten ve elektrumdan (altın-gümüş alaşımı) yapılmış takılar, kaplar, heykeller ve diğer objeleri buldu.
- Metropolitan Sanat Müzesi'ne Satış (1966-1970): Bulunan eserler, Türkiye'den yasa dışı yollarla çıkarıldı ve New York'taki ünlü Metropolitan Sanat Müzesi'ne (Met) satıldı. Müze, eserlerin Lidya dönemine ait olduğunu bilerek ve bunların yasa dışı yollardan geldiğini gösteren güçlü kanıtlar olmasına rağmen, satın alma işlemini gerçekleştirdi.
Az Bilinen Bir Bilgi: Müze yetkilileri, eserlerin "antik bir yerden" geldiğini belirtmiş ancak tam olarak neresi olduğunu açıklamamıştır. Hatta eserin orijini hakkında yalan beyanlarda bulunulmuştur. Müzenin, yasa dışı yollarla elde edilmiş eserleri satın alma konusunda kasıtlı davrandığı, daha sonra açılan davalarda ortaya çıkmıştır.
- Skandalın Ortaya Çıkışı ve Hukuki Süreç (1980'ler): Hazinenin Metropolitan Müzesi'nde sergilendiği ortaya çıktıktan sonra Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı harekete geçti. Özellikle dönemin Kültür Bakanlığı yetkilisi Özgen Acar'ın yoğun çabalarıyla, hazinenin Türkiye'ye iadesi için uluslararası bir hukuk mücadelesi başlatıldı. Acar, eserlerin fotoğraflarını, tanık ifadelerini ve belgeleri toplayarak müzenin karşısına çıktı.
İlginç Bir Bilgi: Özgen Acar, hazinenin izini sürerken, definecilerden birinin verdiği ifadelerde, eserlerin bulunduğu yerin ve nasıl çıkarıldığının detaylarını öğrenmiştir. Hatta bazı defineciler, eserlerin gerçek değerini bile bilmediklerini, altın olduğu için sattıklarını söylemişlerdir.
ZAFERİN SEMBOLÜ
Uzun ve çetin geçen hukuki mücadelenin ardından, Karun Hazinesi'nin en önemli parçaları nihayet ait olduğu topraklara döndü.
- Metropolitan'ın İadesi (1993): 1993 yılında New York mahkemesinde görülen dava sonucunda, Metropolitan Sanat Müzesi, eserlerin yasa dışı yollardan elde edildiğini kabul etmek zorunda kaldı ve Karun Hazinesi'nin en önemli 363 parçasını Türkiye'ye iade etti. Bu, uluslararası kültür varlığı kaçakçılığına karşı kazanılan en büyük hukuk zaferlerinden biri olarak tarihe geçti.
- Uşak Arkeoloji Müzesi: İade edilen eserler, Karun Hazinesi'nin çıktığı topraklara yakın olan Uşak Arkeoloji Müzesi'nde özel bir bölümde sergilenmeye başlandı. Bu müze, hazinenin korunması ve tanıtılması için önemli bir merkez haline geldi.
- "Kanatlı Denizatı Broşu" ve İkinci Skandal (2000'ler): Hazinenin en değerli parçalarından biri olan "Kanatlı Denizatı Broşu"nun 2000'li yılların başında müzedeki sahtesiyle değiştirildiği ortaya çıktı. Bu ikinci skandal, Türkiye'de büyük bir tartışma yarattı ve müze yönetimindeki ihmalleri gözler önüne serdi. Broş, 2012 yılında Almanya'da bulunarak tekrar Türkiye'ye iade edildi.
Az Bilinen Bir Gerçek: Kanatlı Denizatı Broşu'nun çalındığı ve sahtesiyle değiştirildiği, müze envanter kayıtları arasındaki tutarsızlıklar ve broşun renk tonundaki farklılıklar sayesinde fark edilmiştir. Bu olay, Türkiye'deki müzecilik anlayışının ve güvenlik önlemlerinin sorgulanmasına yol açmıştır.
HAZİNENİN TARİHSEL ÖNEMİ
Karun Hazinesi, sadece maddi değeriyle değil, aynı zamanda Lidya medeniyetinin sanatsal ve kültürel zenginliğini göstermesi açısından da paha biçilmez bir öneme sahiptir.
- Lidya Sanatının Doruk Noktası: Hazinedeki eserler, Lidya sanatının altın işleme, kuyumculuk ve metal işleme alanındaki ustalığını gözler önüne serer. Altın, gümüş ve elektrumdan yapılmış kaplar, takılar, figürinler ve süs eşyaları, dönemin estetik anlayışını ve teknik becerisini yansıtır.
- Antik Dönem Ticaret ve Zenginlik Sembolü: Karun Hazinesi, antik dünyanın en büyük ekonomik güçlerinden biri olan Lidya Krallığı'nın ulaştığı zenginliği somutlaştırır. Bu hazine, dönemin ticaret yollarının ve ekonomik ilişkilerinin anlaşılmasına da yardımcı olur.
- Kültür Varlığı Kaçakçılığına Karşı Mücadele Sembolü: Hazinenin Türkiye'ye iadesi, uluslararası alanda kültür varlığı kaçakçılığına karşı verilen mücadelede emsal teşkil eden önemli bir başarıdır. Bu dava, başka ülkelerin de çalıntı eserlerini geri alması için ilham kaynağı olmuştur.
Karun Hazinesi, bir yandan insanlık tarihinin ortak mirasının zenginliğini temsil ederken, diğer yandan da kültür varlığı kaçakçılığının karanlık yüzünü ve bu tür suçlarla mücadelenin zorluklarını gözler önüne sermektedir.
Uşak Arkeoloji Müzesi'nde sergilenen bu eşsiz eserler, Lidya Krallığı'nın ihtişamını ve bir milletin kültürel mirasına sahip çıkma azmini gelecek nesillere aktarmaya devam edecektir.