Gündem

“Karikatüristler yıllardır ülkemizde ince bir ip üzerinde yürüyor”

LeMan çizerlerinin tutuklanması, karikatürde ifade özgürlüğünün sınırlarını yeniden gündeme getirdi. Karikatürist Aslı Alpar, Türkiye’de karikatüristlerin durumuna dair “Türkiye’de karikatüristler yıllardır ince bir ip üzerinde yürüyor” dedi.

EBRU APALAK

Karikatür, yaşama dair tüm olayları abartı ve hicivle yansıtarak düşündüren, güldürürken eleştiren bir sanat dalı. Mizah ise baskıcı düzenlerin en çok rahatsız olduğu, çıplak gerçeği ortaya koyan ifade biçimlerinden biri. Haftalık mizah dergisi LeMan Dergisi çizer ve çalışanlarının tutuklanması ifade özgürlüğünün Türkiye’deki durumunu ve mizahın sınırlarını tartışmaya açtı. Karikatürist Behiç Ak, Aslı Alpar ve Emre Yılmaz Türkiye’de mizah alanına yönelen baskı ve tehditleri SONSÖZ’e değerlendirdi.

Behiç Ak, LeMan Dergisi karikatüristleri ve personelinin tutuklanmasını doğru bulmadığını söyledi. Ak, bugüne kadar otosansür uygulamadığını ve karikatürlerinde güncel değil, zamansız eleştiriler yapmayı tercih ettiğini ifade etti:

“Mizahta kendini ifade etmenin sonsuz yolu vardır. Otosansür uygulamadım. Güncel olandan çok her zaman güncel olanın, yani güncel olayların üzerini örttüğü gerçeklerin sosyal eleştirisini yapmaya çalıştım.”

“BU SADECE LEMAN’IN DEĞİL, HEPİMİZİN SORUNU”

muzir.org’un Genel Yayın Yönetmeni Aslı Alpar, LeMan tutuklamalarının Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının geldiği durumu gösterdiğini düşünüyor. Alpar, ifade özgürlüğünün yalnızca yasal değil, aynı zamanda kültürel olarak da daraldığını belirtti:

“Aslında sadece bir dergiye ya da birkaç karikatüriste yapılan bir müdahale değil; uzun süredir ifade özgürlüğüne yönelik baskının geldiği noktayı gösteriyor. Türkiye’de karikatüristler yıllardır ince ip üzerinde yürür gibi üretim yapıyorlar. Ona rağmen birçok ceza ve yargı tehdidiyle karşı karşıya bırakılıyorlar.

LeMan’a yapılan müdahale, ifade özgürlüğünün sadece yasal değil, kültürel olarak da daraldığının işareti. Bu sadece LeMan’ın değil, hepimizin sorunu.”

“Eleştirinin en çıplak ve doğrudan hâli” olarak tanımladığı mizahın otoriter iktidarların hoşlanmadığı bir alan olduğuna dikkat çekti. Karikatürün sadece bir resim olmadığının altını çizdi: “Karikatür çizdiğinizde sadece bir resim yapmıyorsunuz; aynı zamanda bir sistemi, bir çarpıklığı teşhir ediyorsunuz. Bu da iktidarları rahatsız ediyor.”

“BUNU BÖYLE ÇİZERSEM BAŞIMA BİR ŞEY GELİR Mİ?”

Mizahın siyasi atmosferden etkilenmesinin kaçınılmaz olduğunu vurguladı. Kimi zaman kendisine ‘Bunu böyle çizersem başıma bir şey gelir mi?’ diye sorduğunu söyledi. Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik tüm baskılara karşın kalemi eline almaktan vazgeçmediğini şu sözlerle anlattı:

“Mizahın siyasi iklimden etkilenmemesi mümkün değil. Mizah, yaşadığımız çağın bir aynası. Siz o aynayı ne kadar temiz ve büyük tutarsanız, olan biteni o kadar net gösterebilirsiniz. Ama Türkiye’de o aynaya sürekli el uzanıyor, kırılmasın diye dikkat etmek zorunda kalıyorsunuz. Siyasi iklim, sadece konuları değil, konulara yaklaşım biçimini de etkiliyor. Karikatürist olarak bazen kendinizi ‘Bunu böyle çizersem başıma bir şey gelir mi?’ diye düşünürken buluyorsunuz. Bu düşünce bile başlı başına otosansürdür. Ne yazık ki böyle anlar oldu, oluyor. Ama yine de tüm bu baskıya rağmen, hâlâ kalemi elimize alıp çizebiliyoruz.”

“*TO *ANSÜRÜ ÜRETİMLERİMİZDE YOĞUN BİR ŞEKİLDE YAŞIYORUZ”

Karikatür Atölyesi’nin Kurucusu Emre Yılmaz ise karikatürde ifade özgürlüğünün “olmazsa olmaz” olduğunu belirtti. Yılmaz, tutuklu karikatürist Doğan Pehlevan’ın karikatürünü şöyle yorumladı:

“Doğan Pehlevan simgesel bir anlatımla savaşın ne kadar kötü bir şey olduğunu anlatmak istemiş. İki dinin en çok kullanılan isimlerini simgesel olarak yazmış. Burada peygamberlerin tasvirini yapmadığını belirtmiş.”

Pehlevan’ın isim yazmasının kendi tercihi olduğunu ve onun beyanını dikkate almak gerektiğini, gösterilen tepkilerin barışçıl olmadığını kaydetti: “Tepki her konuda gösterilebilir. Lakin böyle mi olmalıydı?” Yılmaz, bugüne dek karikatürlerinde otosansür yapıp yapmadığına dair şu cevabı verdi: “Politik mizah konusunda *üşüncelerimizi *fade *de bildiğimizi bir karikatürist olarak düşünmüyorum. *to *ansürü üretimlerimizde yoğun bir şekilde yaşıyoruz.”

LEMAN: “BİZE SÜRÜLEN LEKEYİ KABUL ETMİYORUZ”

LeMan’ın Yazı İşleri Müdürü Zafer Aknar, Grafikeri Cebrail Okçu, Karikatürist Doğan Pehlevan ve Müessese Müdürü Ali Yavuz “dini değerleri alenen aşağılama” suçlamasıyla yürütülen soruşturma kapsamında 2 Temmuz’da tutuklandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı LeMan’a yönelik mali soruşturma başlattı. Hakkında gözaltı kararı verilen derginin İmtiyaz Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni Tuncay Akgün ile Yazı İşleri Müdürü Aslan Özdemir'in yurt dışında olduğu öğrenildi.

Dergi ise X üzerinden yaptığı açıklamada söz konusu karikatürde İslam Peygamberi Hz. Muhammed’i tasvir etmediğini belirterek, şu ifadelere yer verdi: “Burada karikatürün çizeri İsrail tarafından öldürülen bir Müslüman’ı konu ederek mazlum Müslüman halkın haklılığını çizmek istemiş olup dini değerleri aşağılama amacı asla bulunmamaktadır. Bize sürülen lekeyi kabul etmiyoruz zira Peygamber Efendimizin tasviri yoktur. Karikatürü böyle yorumlamak için çok kötü niyetli olmak lazım.”

YEDİ YIL ÖNCE KARİKATÜRİST NURİ KUTCEBE TUTUKLUYDU

Türkiye’de en son karikatürist Nuri Kurtcebe, “Cumhurbaşkanına hakaret” suçunu işlediği gerekçesiyle 4 Haziran 2018'de tutuklanmış, 6 Haziran 2018'de denetimli serbestlik şartıyla tahliye edilmişti. Şu anda Türkiye’de LeMan karikatüristleri dışında başka karikatüristler tutuklu bulunmuyor.

Not: Karikatür Atölyesi’nin Kurucusu Emre Yılmaz, gazetemizde verdiği demeçte bazı yerleri özellikle “*” işareti ile yayınlamamızı rica ettiğinden ötürü haberimiz bu şekilde yayınlanmıştır. Tüm okuyucularımıza önemle duyurulur.