EBRU APALAK
Orman Genel Müdürlüğü’nde (OGM) 40 yıl görev yapan, Ocak 2025’te Orman Yangınlarıyla Mücadele Daire Başkan Yardımcılığı görevinden emekli olan, yangınlarla mücadelede önemli sorumluluklar üstlenen İlhami Aydın, artık “yangını söndürmek”ten çok “zararı en aza indirme” hedefinin öne çıktığını söyledi. İklim krizinin etkileriyle birlikte yangınların sayısı ve şiddeti artarken, Türkiye’de yapay zekâ destekli erken uyarı sistemleri, insansız hava araçlarıyla (İHA) ve yeni yazılımlar sahaya yön veriyor. Ancak teknolojik gelişmelerin sınırları da var. Aydın’a göre, orman yangınlarının ulaştığı enerji düzeyi artık dünyanın mevcut imkânlarını zorluyor.
- Yapay zekâ ve İHA sistemleri gibi teknolojilerle orman yangınlarının önceden tahmin edilmesi ve erken müdahale edilmesi mümkün hale geldiğini 29 Ocak 2025’te Ankara Kent Konseyi’nde düzenlenen Akıllı Kentler için Yapay Zekâ Ulusal Konferansı’nda anlatmıştınız. Bu teknolojilerin sahada çalışan ekiplerin reflekslerine ve kararlarına nasıl bir etkisi oldu?
- İlhami Aydın: İkiye ayırmak lazım: Birincisi, yangın öncesi riskli bölgelerin tespiti; ikincisi ise yangınların tahmini. Nerede yangın çıkabileceğini nasıl tahmin ediyoruz? Burada yapay zekâyı biraz kullanıyoruz. İki temel noktamız var: Biri Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün (MGM) ürettiği meteorolojik risk indeksi. Bize üç günlük tahminler gelir, bu üç günlük tahminlerle hangi bölgelerimizde yangın olduğunu önceden tahmin ederek o bölgelerde ekstra önlemleri alıyoruz. Bu önlemler nedir? Ekip çıkarma. O bölgelere önceden hava ve kara aracı kaydırma gibi. İkincisi yine tahmin sistemi. Özel sektörle yaptığımız bir projede 400’e yakın değişken kullanıyoruz. Geçmiş yangınlara ve geçmiş meteorolojik şartlara bakarak gelecekte nerede yangın var bunu tahmin ediyoruz. Her ikisini birden kullanıyoruz. Her ikisi de çoğunlukla aynı noktayı gösteriyor. Yangınların tahmin edilmesinde en önemli parametre; meteorolojik şartlar ve kuraklık durumu. Buna göre tahmin ediyoruz. Tahmin ettikten sonra önlemlerimizi aldık. Yangınların erken tespiti konusunda da şunları yapıyoruz: Türkiye’de 776 kulemiz var, aynı zamanda 112’den de ihbarlar geliyor. Bazı kulelerimizde kameralar var. Bütün bunlarla yangınları yangın çıktıktan birkaç dakika içinde tespit ediyoruz. Bununla birlikte İHA’lar yangın riskinin ya da yangın çıkma ihtimalinin olduğu yazın saat 10.00’dan yaklaşık olarak 19.00’a kadar olan sürede İHA’larla yaklaşık 100 kilometre yarıçapındaki bir alanda, bir metrekarelik bir yangını tespit edebiliyoruz.
Tespitten sonra burası bir orman mı, orman dışı mı, açık arazi mi, şehir merkezi mi, yerleşim yeri mi bunlara bakıp değerlendirdikten sonra orman ya da ormana yakınsa en yakın ekiplerimizi uyarıyoruz. En yakın ekibimiz bu yangınlara müdahale ediyor. Bu müdahaleyi çevrim içi olarak bütün teşkilat görebiliyor. Genel olarak yaptığımız şey bu. Çıkan yangının nasıl davranabileceği ile ilgili bir yazılımımız var. O da çıkan yangını meteorolojik şartları çevrim içi olarak MGM’den alıyoruz. Yangının nasıl yayılacağını tahmin etmeye çalışıyoruz. Bu yangını söndürebilmek ya da enerjisini düşürebilmek için kaç tane hava ve kara aracına veya dozere ihtiyacımız var? Bu yangın hangi hızla, ne zaman, nereye gidecek? Bunları da tahmin ederek önlemler alıyoruz.
ORMAN YANGINLARINDA ORTAYA ÇIKAN ENERJİNİN ŞİDDETİ ARTIYOR
- İklim kriziyle birlikte sıcaklık artışı, nem azalması ve ekstrem hava olaylarının daha sık yaşanması orman yangınlarını nasıl etkiliyor? Türkiye’nin orman yangını stratejisi bu yeni iklim gerçekliğine göre nasıl şekilleniyor?
- İlhami Aydın: İklim değişikliğini sahada en fazla hissedenler ormanlar ve OGM. Yangının oluşabilmesi için meteorolojik şartların ve yanıcının da uygun olması gerekiyor. Biri ateş. Bunlardan biri eksikse yangın çıkmıyor. Son yıllarda iklim değişikliğiyle beraber dünya çapında birçok kuruluşun öngördüğü üzere tüm dünyada Dünya Bankası’nın (WB) 2021 Raporu, Amerikan Okyanus Araştırma İdaresi’nin Raporu, MGM’nin Raporu 2100 yılına kadar tüm dünyadaki orman yangınları sayısının artacağını öngörüyor. Sayısıyla birlikte şiddeti de artacak, burada en önemlisi bu. Şiddetiyle şunu kastediyorum: Normal bir orman yangını normal meteorolojik şartlarda bir saatte beş kilometre ilerliyorsa artık o bir saatteki beş kilometreler 20’şer dakikaya düştü ve enerjinin şiddeti çok arttı. Bilimsel makaleler şunu söylüyor: “Bir yangında ortaya çıkan enerji 10 bin kilovat saatse dünyada bu yangını söndürebilecek herhangi bir teknoloji mevcut değildir.” Stratejimizi yangınlara mümkün olduğu kadar erken müdahale etmek, az zararla atlatabilmek üzere üzerine kurduk. İHA’lar yangınlarda ne kadar etkili? Kamuoyunda çoğunlukla şöyle bir algı var: “İHA’lar yangının ilk başından itibaren müthiş derecede etkilidir ama basın yangını haber yapıyorsa İHA’ların etkisi artık son derece sınırlıdır.”
Ülkemizde son yıllarda meydana gelen yangınlarda -en son Seferihisar’daki yangında- ortaya çıkan enerji 10 bin megavattır. On bin kilovatı söndüremezken 10 bin megavatlar seviyesine çıktı ki bu son derece yüksek enerjili bir yangın demektir. Ya yanıcı madde bitecek ya da hava hâlleri ya da rüzgâr değişecek. Günün belli saatlerinde yangını ancak böyle önleyebilirsiniz. Günün belli saatlerinde yangını söndürmek daha kolaydır. Mesela öğleden sonra yangın eğer enerjisini almışsa öğleden sonraki saatlerde yangınları söndürmek son derece güç. Gece nispi nemin yükseldiği, rüzgârın dindiği saatlerde yangınları söndürmek daha kolaydır. Bu da genellikle akşam saat 21.00’den sabah 06.00’ya kadar olan süredir.
“NİTELİKLİ PERSONEL, İŞ KANUNU’NDA YAPILACAK DÜZENLEMEYLE ÇALIŞMAYA DEVAM ETMELİ”
- OGM, teknolojik altyapısını sahada etkin kullanabilecek yeterli ve nitelikli insan gücüne sahip mi? Eğitim, koordinasyon ve personel kapasitesi açısından kurumun güçlü ve zayıf yönleri neler?
- İlhami Aydın: Türkiye'nin hava ve kara araçları konusunda herhangi bir zafiyeti yok. Nitelikli insan konusunda da bir problemi yok. Yangınla mücadelede deneyimli işçiler ya da teknik personel emekli oluyor. Onların yetiştirilmesi biraz zaman alabilir. Yoksa teşkilatın herhangi bir zafiyeti yok. Nitelikli personelin, İş Kanunu’nda yapılacak bir düzenlemeyle, yenileri göreve başlayana kadar çalışmaya devam etmesi sağlanabilir.
Teknolojik olarak dünyanın birçok yerinden öndeyiz. En son haziran ayında WB’nin Ankara’da düzenlediği bir konferansta dünyanın aşağı yukarı bütün büyük firmaları buradaydı. Eksiğimiz çok değil ama tamamlamamız gereken şeyler var. Çok iyiyiz ama daha iyi olmamız gerekiyor. Çünkü yetmiyor. Bunların başında da uydu teknolojilerini daha etkin kullanmak gibi bir öneride bulunabilirim. Teşkilat buna da hazırlık yapıyor.
- Akıllı Kentler için Yapay Zekâ Ulusal Konferansı’nda “Helikopter ve uçak, yangının başında çok tehlikeli ama devamında etkisi çok tartışılır.” demiştiniz. Bunu biraz açar mısınız?
- İlhami Aydın: İlk olarak ortaya çıkan enerjiden bahsetmek gerek. Çünkü orman yangınlarını kontrol altına almak, esasen bu enerjiyi kontrol etmekle mümkündür. Eğer yanmadan dolayı ortaya çıkan enerjiyi kontrol edebilirseniz yangını kontrol altına alabilirsiniz. Bazı yangınlar, yanıcı maddenin, rüzgârın ve topoğrafyanın cinsine bağlı olarak çok hızlı ilerler. Özellikle yangına hassas bölgelerde Türkiye’nin konuşlanması mesela Antalya'dan bir saatte yaklaşık 20 İHA’yı Muğla'nın herhangi bir yerinde toplayabiliyoruz. Bu, bölgelerin hassasiyetine göre değişiyor. Yılda ortalama 2500 yangın çıkıyor. Kamuoyu, bu yangınların 2400’ünü hiç duymuyor; kalan yaklaşık 100 yangından ise sadece 40 kadarını duyuyor. Mevsime göre yanıcı maddenin ilk başta karbon ve kızgın kor olduğunu kabul ederseniz bunun üzerine attığınız su kimyasal tepkimeye girerek karbonmonoksit ve hidrojen gazı açığa çıkarıyor. Bir yangına yeteri kadar su atamıyorsanız bu da su buharı patlamasına neden oluyor. Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ertuğrul Bilgili, geçmişte yaptığı açıklamalarda büyük yangınlarda her birkaç saatte bir, atom bombası büyüklüğünde enerji açığa çıktığını belirtmişti. Ertuğrul Hoca’nın özellikle 2021 yangınlarında araştırması olmuştu. Kamuoyunda yanlış bilinen şey şu; yangın büyüdükten sonra siz oraya mevcudun 10 katını getirseniz de herhangi bir faydası yok. Sadece bizim değil tüm dünyanın problemi bu. Kanada’ya en son baktığımda yanan alan 4,5 milyon hektara yaklaşmıştı. Amerika Birleşik Devletleri’nde yılbaşından bugüne kadar çıkan yangınlarda yanan alan 800 bin hektara yaklaşmıştı. Buralar teknolojinin merkezi. Artık çok yüksek enerjili yangınlar çıkmaya başladı. Bu yangınların belli bir aşamasından sonra ortaya çıkan enerjinin miktarından dolayı kontrol etmek çok da mümkün olmuyor. Bu durum yeni çözümler gerektiriyor. Örneğin, bazı ülkelerde test edilen ‘yangın bombası’ benzeri yeni söndürme teknolojileri ya da su ve köpük dışında farklı kimyasal söndürücüler gibi. Dünya artık bunları araştırmaya başladı. Biz de buna başladık.