Genel

Uygur Türkleri için Ankara’dan çağrı: “Dünya bu zulmü görmeli”

Ankara’da düzenlenen panelde Uygur Türklerinin yaşadığı insan hakları ihlalleri ve diasporanın durumu masaya yatırıldı. Konuşmacılar, Doğu Türkistan’daki gelişmelere dikkat çekerek uluslararası kamuoyuna “sessiz kalmayın” çağrısı yaptı.

Yesevi Hareketi Ankara Şubesi tarafından düzenlenen “Dünyada Uygur Türkleri ve Asya'da Uygur Türklerine Yönelik İnsan Hakları İhlalleri” başlıklı bir panel düzenlendi.

Sonsöz Gazetesi’nden Goncagül Konaş’ın haberine göre; panelde, Uygur Türklerinin dünyadaki konumu, karşı karşıya kaldıkları hak ihlalleri ve bu konuda yürütülen farkındalık çalışmaları ele alındı. Sivil toplum temsilcileri ve araştırmacıların katıldığı etkinlikte, hem Türkiye’deki faaliyetler hem de Doğu Türkistan’daki son durum çarpıcı örnekler ve kişisel tanıklıklarla aktarıldı.

“YESEVİ HAREKETİ SADECE BİR DERNEK DEĞİL, ÇOK YÖNLÜ BİR YAPI”

Gazetemiz SONSÖZ’e özel açıklamalarda bulunan Yesevi Hareketi Ankara Başkanı Miraç Gür, organizasyonun yapısını ve faaliyet alanlarını detaylı şekilde anlattı. Gür, “Derneğimiz Yesevi Hareketi Ankara Şubesi. Merkezi Kayseri’de bulunan bir derneğin aslında Ankara Şubesi’ni biz yürütüyoruz.” diyerek sözlerine başladı.

Yesevi Hareketi’nin klasik bir dernek yapısının ötesinde olduğunu vurgulayan Gür, “Yesevi Hareketi dediğimiz sadece bir dernek olmaktan ziyade; içinde arama kurtarma ekibi, insani yardım faaliyetleri, yurt dışındaki aşevleri, hastaneleri, yetimhaneleri ve öğretmen okulları olan bir yapıdan bahsediyoruz.” ifadelerini kullandı.

Türkiye genelindeki teşkilatlanmaya dikkat çeken Gür, “Türkiye’nin 70 ilinde teşkilatlarımız, 30 ilinde arama kurtarma ekiplerimiz var” dedi. Ankara’da ise daha farklı bir yapılanma yürüttüklerini belirterek, “Ankara’da bunlara ek olarak bir strateji merkezi ve düşünce kuruluşumuz bulunuyor.” diye konuştu.

GENÇLİK ÇALIŞMALARI VE STRATEJİ MERKEZİ VURGUSU

Gür, gençlere yönelik faaliyetlerin hareketin öncelikleri arasında yer aldığını belirtti. “Halihazırda ‘Genç Yesevi’ dediğimiz bir üniversite ekibimiz var ve bunu liselere yaymayı hedefliyoruz” diyen Gür, gençlerin toplumsal sorunlara çözüm üretme sürecine dahil edilmek istendiğini ifade etti.

Strateji merkezinin rolüne de değinen Gür, “Toplumu ilgilendiren özellikle gençlikle alakalı sorunlarda fikir üretmeye, yön göstermeye ve gençlere örnek olmaya gayret ediyoruz.” dedi.

GAZZE VE ULUSLARARASI İNSANİ YARDIM FAALİYETLERİ

Yesevi Hareketi’nin uluslararası insani yardım faaliyetlerine de değinen Gür, özellikle Gazze’de yürütülen çalışmaları anlattı. “Gazze’de bir okul yaptırdık, kırtasiye malzemeleri dağıttık. Aynı zamanda günlük yemek ve temiz su dağıtımı faaliyetlerimiz devam ediyor.” dedi.

Doğu Türkistan konusunda ise doğrudan yardımın mümkün olmadığını belirten Gür, bu nedenle farklı bir strateji izlediklerini söyledi: “Buraya doğrudan fiili bir yardım sokma durumu söz konusu olmadığı için en azından sessiz kalmamak adına insanları bilgilendirici, bilinçlendirici faaliyetlere önem veriyoruz.”

“AMACIMIZ UYGUR TÜRKLERİNİN SESİNİ DUYURMAK”

Daha önce düzenledikleri etkinliklere değinen Gür, “İlham Tohti’ye özgürlük toplantısı gerçekleştirdik ve Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterilmesi için faaliyetlerde bulunduk” dedi. Yeni panelin amacını ise şu sözlerle açıkladı: “Bu toplantıyı basın açıklamasından ziyade bir panel şeklinde, dünyada Uygur Türklerinin konumu ve Asya özelinde maruz kaldıkları insan hakları ihlallerini ele almak için düzenledik.” Faaliyetlerin tamamen gönüllülük esasına dayandığını vurgulayan Gür, “Hiçbir çıkar gözetmeden, hiçbir yabancı devlet tarafından finanse edilmeden sadece Allah rızası için çalışıyoruz.” ifadelerini kullandı.

UYGUR TÜRKLERİNİN TARİHİ SÜRECİ

Uygur Araştırma Merkezi İcra Kurulu Direktörü Abdulhakim İdris, Uygur Türklerinin yaşadığı süreci tarihsel bir çerçevede değerlendirdi. İdris, “Çin’in 1949’da Doğu Türkistan’ı işgal etmesiyle başlayan süreç, özellikle 1990’lardan sonra artarak devam etti ve 2017’de soykırım boyutuna ulaştı.” dedi.

Coğrafi ve siyasi koşulların Uygur Türklerinin yalnızlığını artırdığını belirten İdris, “Bölgenin dünyanın gözünden uzak olması ve Çin’in teknolojik imkanları bu süreci daha görünmez hale getiriyor” ifadelerini kullandı. Uygur diasporasının özellikle Orta Asya ülkelerinde büyüdüğünü belirten İdris, “Kazakistan, Kırgızistan gibi ülkelerde Uygur diasporasının giderek genişlediğini görüyoruz.” dedi.

“BİRLEŞMİŞ MİLLETLER RAPORLARI İNSANLIĞA KARŞI SUÇ DİYOR”

Uluslararası raporlara dikkat çeken İdris, “Birleşmiş Milletler İnsan Hakları raporlarına göre Çin, Uygur bölgesinde insanlığa karşı suç işliyor” diyerek iddiaların uluslararası düzeyde de gündeme geldiğini vurguladı.

Bu konuda yürüttükleri çalışmaları anlatan İdris, “Biz Uygur Araştırmaları Merkezi olarak belgeler, raporlar ve delillerle bu durumu dünyaya anlatmaya çalışıyoruz” dedi.

“AİLEMDEN YILLARDIR HABER ALAMIYORUM”

Konuşmasında kişisel deneyimlerine de yer veren İdris, yaşadığı trajediyi şu sözlerle anlattı: “Ben en son annemle babamla 25 Nisan 2017’de konuştum. O günden beri hiçbir haber alamadım.” Ailesine yönelik baskıları anlatan İdris, “Evimize Çinli görevliler yerleştirildi, akrabalarım gözaltına alındı. 20’den fazla yakınım kayıp” dedi. Babasının vefatını aylar sonra öğrendiğini belirterek, “Babamın nasıl öldüğünü bile bilmiyorum.” ifadelerini kullandı.

Haberin daha geniş ve detaylı halini Sonsöz Gazetesi’nde okuyabilirsiniz.