Washington ile Tahran arasında süren nükleer müzakerelere rağmen ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlattığı askeri operasyonlar sonrası bölgede tansiyon hızla yükseldi. İran’ın Körfez’deki ABD üslerini hedef alan misillemeleriyle çatışmalar dördüncü gününe girerken, Tahran yönetimi enerji ticaretini doğrudan etkileyecek kritik bir adım attı.
İran Devrim Muhafızları Ordusu Genel Komutanı Danışmanı Tuğgeneral İbrahim Cebbari, 2 Mart gecesi İran devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı’ndan gemi geçişlerine izin verilmeyeceğini ve geçmeye çalışan gemilerin hedef alınacağını duyurdu.
Küresel Petrol Ticaretinin Yüzde 25’i Riskte
Basra Körfezi’ni Umman Körfezi ve Arap Denizi’ne bağlayan Hürmüz Boğazı, dünya enerji arzının en kritik geçiş noktalarından biri konumunda bulunuyor.
Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre:
-
Günlük 15 milyon varil ham petrol
-
Günlük 5 milyon varil petrol ürünü
olmak üzere toplam 20 milyon varil sevkiyat bu hat üzerinden gerçekleşiyor. Bu miktar, deniz yoluyla yapılan küresel petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 25’ine karşılık geliyor. Sevkiyatların yaklaşık yüzde 80’i Asya pazarına gidiyor.
Hürmüz’den En Fazla İhracat Yapan Ülkeler
-
Suudi Arabistan: 5,43 milyon varil ham petrol + 800 bin varil ürün
-
Irak: 3,32 milyon varil ham petrol + 310 bin varil ürün
-
Birleşik Arap Emirlikleri: 2,02 milyon varil ham petrol + 1,22 milyon varil ürün
-
İran: 1,69 milyon varil ham petrol + 720 bin varil ürün
-
Kuveyt: 1,4 milyon varil ham petrol + 970 bin varil ürün
-
Katar: 730 bin varil ham petrol + 690 bin varil ürün
Irak, İran, Kuveyt, Katar ve Bahreyn ihracatlarının neredeyse tamamını Hürmüz üzerinden gerçekleştirirken, yalnızca Suudi Arabistan ve BAE alternatif boru hattı seçeneklerine sahip.
Alternatif Boru Hatları Yetersiz Kalıyor
Suudi Arabistan – Doğu-Batı Boru Hattı (Petroline)
Suudi Arabistan’ın doğusundaki Abkayk tesislerini Kızıldeniz kıyısındaki Yenbu Limanı’na bağlayan hat:
-
Resmi kapasite: 5 milyon varil/gün
-
Artırılmış kapasite: 7 milyon varil/gün (tam test edilmedi)
-
Fiili kullanım: Yaklaşık 2 milyon varil/gün
BAE – ADCOP Boru Hattı
Habshan’dan Fuceyra Limanı’na uzanan hat:
-
Teorik kapasite: 1,5–1,8 milyon varil/gün
-
Kullanılabilir kapasite: Yaklaşık 700 bin varil/gün
Bu iki hattın toplam efektif kapasitesi 3,5 ila 5,5 milyon varil/gün arasında hesaplanıyor. Oysa Hürmüz’den geçen günlük hacim 20 milyon varil seviyesinde.
Enerji uzmanlarına göre bu alternatifler şoku hafifletebilir ancak Hürmüz’ün yerini dolduramaz.
Mısır’dan SUMED Teklifi
Alternatif arayışında Mısır da devreye girdi. Günlük 2,5 milyon varil kapasiteli Süveyş-Akdeniz Boru Hattı (SUMED) ile Suudi ham petrolünün Kızıldeniz’den Akdeniz’e taşınabileceği açıklandı. Ancak bu seçenek de Hürmüz’deki toplam hacmi telafi etmekten uzak.
LNG’de Çıkış Yolu Yok
Petrol tarafında sınırlı da olsa alternatifler bulunurken, LNG tarafında tablo daha kritik.
Geçen yıl Hürmüz’den:
-
112 milyar metreküp LNG ihracatı yapıldı
-
Bu miktar küresel LNG ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sine denk geliyor
-
Sevkiyatların yüzde 90’ı Asya’ya gitti
Dünyanın en büyük LNG ihracatçılarından biri olan Katar, ihracatının yüzde 93’ünü Hürmüz üzerinden gerçekleştiriyor. Mevcut LNG sıvılaştırma tesisleri dışında küresel pazara ulaşımı sağlayacak alternatif bir rota bulunmuyor.
Uzmanlara göre kısa süreli bir kesinti bile küresel gaz fiyatlarında ani sıçramalara neden olabilir.
Jeopolitik Riskler Artıyor
Enerji analistleri, Suudi Arabistan’ın Yenbu çıkışlarını artırmasının lojistik baskı oluşturacağını, ayrıca Bab el-Mandeb Boğazı’ndaki güvenlik riskleri nedeniyle yeni sevkiyatların da tehdit altında olabileceğini belirtiyor.
BAE’nin Fuceyra hattı da İran’ın son saldırıları sonrası riskli bölgeler arasında değerlendiriliyor.
Küresel Enerji Piyasaları Ne Bekliyor?
-
Günlük 10 milyon varilin üzerinde arz açığı oluşabilir
-
Petrol fiyatlarında sert yükseliş riski
-
LNG piyasasında ani fiyat şokları
-
Asya ülkelerinde enerji güvenliği endişesi
-
Alternatif güzergahların güvenlik tehdidi altında olması
Sonuç olarak, Hürmüz Boğazı’nın kapanması küresel enerji arzı açısından sistemik bir risk oluşturuyor. Mevcut alternatifler, devasa hacmi tamamen telafi edemiyor ve kriz derinleşirse enerji piyasalarında uzun süreli dalgalanmalar kaçınılmaz görünüyor.