Genel

Güney Ekspresi ile zamana yolculuk

Ankara’dan Kurtalan’a uzanan Güney Ekspresi, yalnızca bir tren hattı değil; Türkiye’nin demiryolu belleğinde yaşayan bir kültür. Değişen vagonlar, dönüşen işletme anlayışı ve sadeleşen restoran konseptine rağmen bu uzun yolculuk hâlâ yolcusunu kendine çekmeyi başarıyor.

Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları’nın (TCDD) en köklü uzun mesafe hatlarından biri olan Güney Ekspresi, yıllardır Ankara’dan Kurtalan’a uzanan raylarda yalnızca yolcu taşımıyor; bir dönemin yaşam tarzını, yolculuk alışkanlıklarını ve tren kültürünü bugüne taşıyor.

Sonsöz Gazetesi’nden Sümer Taşkıran’ın haberine göre; İç Anadolu’dan Doğu ve Güneydoğu’ya açılan bu uzun yolculuk; kimi yolcular için memlekete dönüş, kimileri için asker yolu, kimileri içinse ilk tren deneyimi oldu. Zaman değişti, vagonlar yenilendi, işletme modeli dönüştü. Ancak Güney Ekspresi, tüm bu değişimlere rağmen hâlâ tercih edilen bir hat olmayı sürdürdü.

Başkent Ankara’dan hareket eden tren; Kayseri, Sivas, Malatya, Elazığ, Diyarbakır ve Batman üzerinden Siirt’in Kurtalan ilçesine ulaşıyor. Bu hat, yıllar boyunca askerleri, öğrencileri, gurbetçileri ve nice hikâyeyi taşıdı.

ANADOLU’NUN RİTMİNİ TUTAN DURAKLAR

Güney Ekspresi’nin durduğu istasyonlar, Anadolu’nun ritmini tutan duraklar gibi. Kimi yerde kısa bir soluk, kimi yerde uzun vedalar yaşanır. Elazığ Garı’nda çaylar tazelenir, Diyarbakır’da kalabalık peronlar yolcuyu karşılar, Batman’dan sonra tren artık Güney’in kokusunu taşımaya başlar. Kurtalan ise çoğu yolcu için yalnızca yolun sonu değil, başka bir hikâyenin başlangıcı...

DÜDÜK, BİLET VE ZAMANI TUTAN İNSANLAR

Trenin hafızasında yalnızca duraklar değil, insanlar da var. Lokomotifte makinist, vagonlarda yolculuğun sessiz bekçisi kondüktör… Biletleri tek tek kontrol eden, “İyi yolculuklar”ı eksik etmeyen üniformalı görevliler.

Kalkış saatinde peronda düdüğünü çalan tren şefi ya da hareket memuru, trenin sadece raylara değil zamana da bağlandığını haber verir. Öpücükler peronda kalır, yollar trene biner. O öyle bir düdük ki; vedayı da umudu da aynı anda taşır. Ne düğünün keyfi duyulur, ne ayrılığın sesi bastırılabilir...

Haberin daha geniş ve detaylı halini Sonsöz Gazetesi’nde okuyabilirsiniz.