Genel

“Çocukların çocukları katlettiği bir dönemdeyiz”

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullarda yaşanan silahlı saldırılar üzerinden Türkiye’de büyüyen toplumsal kriz, her kesim tarafından tepkilere yol açtı. DEVA Partisi İstanbul Milletvekili Elif Esen, gazetemiz SONSÖZ’e özel açıklamalarda bulundu.

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullarda yaşanan silahlı saldırılar, toplumda büyük bir endişe yaratırken, DEVA Partisi İstanbul Milletvekili Elif Esen bu olayların münferit değil, çok daha derin bir toplumsal krizin işareti olduğunu söyledi.

Sonsöz Gazetesi’nden Sümer Taşkıran’ın haberine göre; Esen, “Münferit diyemeyiz, vicdanen de diyemeyiz, veriler de buna izin vermiyor” diyerek son yıllarda artan okul içi şiddetin alarm verdiğini ifade etti.

2024 yılında öğretmen İbrahim Oktugan cinayetiyle başlayan zincirin Siverek ve ardından Kahramanmaraş’ta daha ağır bir tabloya dönüştüğünü belirten Esen, şu değerlendirmede bulundu: “Artık çocukların çocukları katlettiği korkunç bir rastgele kitlesel saldırı modeli ile karşı karşıyayız. Bugüne kadar hep uzaktan izlediğimiz, ‘Amerika’da olur böyle şeyler’ dediğimiz olaylar başımıza geldi.”

Esen’e göre asıl sarsıcı olan ise bu olayların kolay tetiklenebilmesi. “Toprak hazır; tohumun düşmesi yeterli” diyen Esen, Gallup’un 2025 verilerine dikkat çekerek Türkiye’nin dünyanın en az gülen, en az keyif alan ve en çok stres yaşayan toplumu olarak kayıtlara geçtiğini söyledi. TÜİK’in yaşam memnuniyeti anketinde memnuniyet oranının ilk kez yüzde 50’nin altına düştüğünü hatırlatan Esen, gençlerin yüzde 54’ünün yaşamından memnun olmadığını belirterek, “Bunlar sadece rakam değil, alarm sinyali.” dedi.

“DİJİTAL OYUNLARI SUÇLAMAK KOLAYCILIK”

Toplumda şiddetin yalnızca dijital oyunlar ve sosyal medya ile açıklanmasının yanlış olduğunu vurgulayan Esen, bunun gerçek nedenleri perdelediğini söyledi. “Hep kolay bir günah keçisi ararız. Oyun oynuyor, o yüzden şiddet uyguluyor deriz. Hayır, bu kadar basit değil” ifadelerini kullanan Esen, bu yaklaşımın sorunu çözmek yerine daha da derinleştirdiğini belirtti.

Kahramanmaraş’taki saldırı örneğini değerlendiren Esen, failin emniyet müdürü baba ve öğretmen annenin çocuğu olduğuna dikkat çekerek bunun yalnızca ekonomik yoksullukla açıklanamayacağını söyledi. “Sorun bu kez yoksulluk değil. Sorun şu: ihmal” diyen Esen, bazen aşırı korumacılığın da bir ihmal biçimi olduğunu ifade etti. “Çocuğun ruh sağlığı, kariyer kaygısına kurban ediliyor. Gelecek sicili bozulmasın diye gerekli tedavi ve destek göz ardı ediliyor” diyen Esen, bunun yalnızca bireysel değil, yaygın bir ebeveynlik anlayışının sonucu olduğunu vurguladı.

GENÇLER GELECEĞE İNANMIYOR

Türkiye’de 15-34 yaş arası yaklaşık 24 milyon genç bulunduğunu ve bunun 6,5 milyonunun ne eğitimde ne de istihdamda yer aldığını hatırlatan Esen, fırsat eşitliğinin ciddi biçimde bozulduğunu söyledi.

“Geleceğe inancını yitirmiş, kendini bir yere ait hissetmeyen, akranları arasında değersizleştirilmiş gençlere sadece ‘dijital oyun oynama’ demek sorunu çözmez.” dedi. Esen, hükümetin etkin bir koruyucu ve önleyici sistem kurmak zorunda olduğunu belirterek mevcut yapının iflas ettiğini ifade etti. “Bakanlıklar önce bu durumu kabul etmeli. Sorunu kök sebepleriyle teşhis ederek çözüm üretmeli. Ama altın kural; çocukların derin yaralarına bütçe ayırmak.” diye konuştu.

“OKUL SOSYAL HİZMETİ TÜRKİYE’DE YOK”

Başarılı ülke modellerinde okul sosyal hizmeti uygulamasının temel unsur olduğuna dikkat çeken Esen, Türkiye’de ise çocuğun yalnızca bir öğrenci numarasına indirgendiğini söyledi. “Çocuk okula geldiğinde neredeyse bir öğrenci numarasından ibaret görülüyor. Evdeki şiddet, yoksulluk, travma okul dışı mesele sayılıyor.” dedi.

Haberin daha geniş ve detaylı halini Sonsöz Gazetesi’nde okuyabilirsiniz.