ABD-İran arasındaki diplomatik temaslara ilişkin çelişkili açıklamalar, küresel piyasalarda risk algısının yüksek kalmasına neden oluyor. Taraflardan gelebilecek olası barış haberlerinin risk iştahını artırabileceği değerlendirilirken, mevcut belirsizlikler yatırımcıların temkinli hareket etmesine yol açıyor.
ABD Başkanı Donald Trump, ABD/İsrail-İran savaşında saldırıların sonlandırılması için sunulan taslağa İran’ın verdiği yanıtın “kabul edilemez” olduğunu açıkladı. İran basını ise Tahran yönetiminin söz konusu öneriye ilişkin yanıtını arabulucular aracılığıyla ilettiğini duyurdu.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da İran’ın halen “ortadan kaldırılması gereken” zenginleştirilmiş uranyuma sahip olduğunu savunarak savaşın sona ermediği mesajını verdi.
Küresel piyasalarda ABD ile İran arasındaki görüşmelerin çıkmaza girdiğine yönelik işaretler, özellikle enerji arzı açısından kritik önemdeki Hürmüz Boğazı üzerindeki endişeleri artırdı. Orta Doğu’daki gerilim, son dönemde hisse senedi piyasalarında görülen güçlü yükselişleri de gölgede bıraktı.
Analistler, petrol fiyatlarının yüksek seviyelerde kalmasına rağmen küresel büyümeyi tamamen durduracak düzeyde olmadığını belirtirken, teknoloji sektörüne yönelik iyimserliğin sürdüğünü ancak jeopolitik gelişmelerin piyasalardaki olumlu havayı sınırladığını ifade etti.
Piyasaların odağında ayrıca ABD Merkez Bankası’nın (Fed) para politikası yer alıyor. Chicago Fed Başkanı Austan Goolsbee, faiz oranlarına ilişkin tüm seçeneklerin masada olduğunu belirterek, yalnızca faiz indirimi beklentisinin gerçekçi olmadığını söyledi.
Fed’in yayımladığı Finansal İstikrar Raporu’nda ise ABD finansal sistemine yönelik en büyük riskler arasında jeopolitik gelişmeler ve petrol şoklarının öne çıktığı kaydedildi.
ABD’de tarım dışı istihdam nisanda 115 bin kişi artarak beklentilerin üzerinde gerçekleşirken, işsizlik oranı yüzde 4,3 seviyesinde sabit kaldı. Güçlü istihdam verileri, enerji fiyatlarındaki yükselişe rağmen ABD ekonomisinin dayanıklılığını koruduğu yönündeki değerlendirmeleri destekledi.
Öte yandan Michigan Üniversitesi tarafından ölçülen tüketici güven endeksi mayısta 48,2’ye gerileyerek tüm zamanların en düşük seviyesine indi. Veriler, yüksek enflasyonun tüketici harcamaları ve kişisel mali durum üzerindeki baskısının sürdüğünü ortaya koydu.
Bu hafta açıklanacak ABD enflasyon verileri ile Trump’ın Çin ziyareti piyasaların yönü açısından kritik önem taşıyor. Şi Cinping’in davetiyle 13-15 Mayıs tarihlerinde Pekin’e gitmesi beklenen Trump’ın temaslarında gümrük tarifeleri, Tayvan ve Orta Doğu’daki savaşın ele alınacağı bildirildi.
Artan jeopolitik risklerin etkisiyle Brent petrolün varili yüzde 4,9 yükselişle 103,7 dolar seviyesinde işlem görüyor. ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,39’a çıkarken, dolar endeksi de yükseliş eğilimini sürdürüyor. Altının ons fiyatı ise yüzde 1 gerileyerek 4 bin 675 dolara indi.
ABD borsaları cuma gününü yükselişle tamamlarken, Avrupa piyasalarında enerji maliyetleri ve jeopolitik risklerin etkisiyle satış baskısı görüldü. Almanya’da sanayi üretiminin beklentilerin altında kalması ekonomik yavaşlama endişelerini artırdı.
Asya piyasalarında ise karışık bir görünüm öne çıktı. Çin’de enflasyonun beklentilerin üzerinde artması, enerji maliyetlerindeki yükselişin ekonomiye etkilerini gözler önüne serdi. Güney Kore borsası teknoloji hisselerinin desteğiyle yükselirken, Kospi endeksi rekor seviyeyi gördü.
Yurt içinde ise Borsa İstanbul haftayı rekor seviyelerle tamamladı. BIST 100 endeksi cuma günü yüzde 0,15 yükselişle 15.062,65 puana çıkarak tüm zamanların en yüksek kapanışını gerçekleştirdi. Dolar/TL ise haftanın ilk işlem gününde 45,3790 seviyesinden işlem gördü.
Analistler, bugün yurt içinde veri gündeminin sakin olduğunu, küresel piyasalarda ise ABD’de açıklanacak ikinci el konut satışları verisinin yakından takip edileceğini belirtti.