Antalya

‘Nihilist Penguen’ Gerçeği Ne?

2007 yapımı bir belgeselde yer alan ve sosyal medyada “nihilist penguen” olarak yeniden gündeme gelen görüntüler, modern insanın yalnızlık ve yabancılaşma duygularının sembolü olarak yorumlandı. Uzmanlara göre ise bu yaklaşım, doğaya insani anlam yükleme eğiliminin bir yansıması.

Sosyal medyada “nihilist penguen” etiketiyle yeniden gündeme gelen Antarktika görüntüleri, milyonlarca kullanıcı tarafından modern insanın yalnızlığı ve varoluşsal bunalımının simgesi olarak yorumlandı. Ancak uzmanlara göre durum bambaşka.

Akdeniz Üniversitesi (AÜ) İletişim Fakültesi Radyo, Sinema ve Televizyon Bölümü’nden Dr. Gökhan Evecen, viral görüntülere ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

2007 Yapımı Belgesel Yeniden Viral Oldu

Söz konusu sahne, yönetmen Werner Herzog’un 2007 yapımı Encounters at the End of the World adlı belgeselinde yer alıyor. Antarktika’da sürüsünden ayrılarak tek başına yürüyen bir penguenin görüntüsü, özellikle 2025 ve 2026 yıllarında sosyal medyada yeniden dolaşıma girdi.

İnternet kullanıcıları bu sahneyi “modern insanın anlamsızlık hissi”, “yalnızlaşma” ve “nihilizm” kavramları üzerinden yorumladı. Ancak Dr. Evecen’e göre bu yaklaşım, doğaya insani anlam yükleme eğiliminden kaynaklanıyor.

“O Nihilist Penguen Modern İnsanın Ta Kendisi”

Dr. Gökhan Evecen, viral yorumları şu sözlerle değerlendirdi:

“O nihilist penguen aslında modern insanın ta kendisi. Penguenin biyolojik doğasından kaynaklanabilecek bir davranışı biz modern insan olarak başka bir çerçeveye indiriyoruz. Ona kendi yalnızlığımızı ve yabancılaşmamızı yüklüyoruz.”

Evecen, 2007 yılında sosyal medyanın henüz bugünkü kadar güçlü olmadığını hatırlatarak, günümüzde yalnızlaşan bireyin kendisini bu tür imgelerde görmeye daha yatkın olduğunu belirtti.

Antropomorfizm Nedir?

Evecen’e göre burada devreye “antropomorfizm” kavramı giriyor. Antropomorfizm; insan dışındaki varlıklara insani özellikler yükleme eğilimi olarak tanımlanıyor.

Uzman isim, sinema literatüründe yer alan “türcü kamera” yaklaşımına da dikkat çekerek şunları söyledi:

Doğaya insani bir gözlükle bakıyoruz.

Onu kendi ideolojik ve kültürel çerçevemize indiriyoruz.

Doğal davranışları varoluşsal sembollere dönüştürüyoruz.

İlk Belgesellerden Bugüne Aynı Bakış

Dr. Evecen, sinema tarihinde bu yaklaşımın yeni olmadığını belirtti. Özellikle Robert Flaherty’nin 1922 yapımı Nanook of the North belgeselini örnek gösteren Evecen, Batılı bakış açısının doğayı ve yerel halkları kendi ideolojik çerçevesiyle yeniden kurguladığını ifade etti.

“Doğa Masalsı Bir Cennet Değil”

Herzog’un bir diğer filmi olan Grizzly Man üzerinden de değerlendirmelerde bulunan Evecen, doğanın romantize edilmesine karşı uyardı.

13 yıl boyunca bozayılarla yaşayan Timothy Treadwell’in trajik sonunu hatırlatan Evecen, doğanın bir “rehabilitasyon merkezi” ya da “masalsı bir uyum alanı” olmadığını vurguladı.

Benzer bir anlatının Into the Wild filminde de görüldüğünü belirten Evecen, şehir hayatından kaçan bireyin doğada kendini bulma arayışının yine trajediyle sonuçlandığını hatırlattı.

“Vahşi Doğa” Kavramı Tartışmalı

Evecen, insan ile doğa arasında keskin sınırlar olmadığını belirterek şu değerlendirmede bulundu:

“Biz ‘vahşi doğa’ diyoruz ama neye göre vahşi? Kültür ile doğa arasındaki sınırları inşa eden biziz. Modern insan sanayileşme ve şehirleşmeyle doğadan koptu, ardından onu keşfedilecek bir nesneye dönüştürdü.”

Uzmanlara göre “nihilist penguen” olarak yorumlanan görüntüler, aslında penguenden çok modern insanın kendi varoluşsal sorgularını yansıtıyor.

Nihilist Penguen Tartışması Ne Anlama Geliyor?

Sosyal medyada hızla yayılan bu görüntüler, dijital çağın bireysel yalnızlık, yabancılaşma ve anlam arayışı tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Ancak akademik bakış açısına göre penguenin davranışı biyolojik bir gerçeklik; yüklenen anlam ise insana ait.

Kısacası, “nihilist penguen” belki de penguen değil… Modern insanın aynadaki yansıması.