Türkiye'de şehir içi ulaşımda kullanılan Martı TAG, sürücülerle aynı yönde seyahat etmek isteyen yolcuları bir araya getiren bir platform olarak faaliyet gösteriyor. Şirket sistemi araç paylaşımı modeli olarak tanımlarken, taksi esnafını temsil eden kuruluşlar ise hizmetin haksız rekabete yol açtığı gerekçesiyle hukuki süreç başlatmıştı.
Yaklaşık dört yıldır devam eden hukuk mücadelesinde 23 Ekim 2026'da yeni bir karar kamuoyuna yansıdı. Bölge Adliye Mahkemesi, Martı TAG aleyhine açılan haksız rekabet davalarında ilk derece mahkemesinin kararını kaldırarak davaların reddine hükmetti. Gelişme, uygulamanın hukuki durumu hakkında yeniden soru işaretlerini gündeme getirdi.
Martı TAG yasal mı, yasak mı?
Martı TAG'ın hukuki durumuna ilişkin son gelişme, şirketin faaliyetlerinin haksız rekabet gerekçesiyle mahkeme kararıyla engellenmesini amaçlayan davalarla ilgili.
İstanbul Otomobilciler Esnaf Odası ve Antalya Şoförler ve Otomobilciler Odası gibi kuruluşların taraf olduğu davalarda, ilk derece mahkemesi 24 Haziran 2026'da Martı TAG hizmetinin haksız rekabet oluşturduğuna karar vermişti. Bunun üzerine taraflar karara karşı istinaf yoluna başvurmuştu.
23 Ekim'de kamuoyuna yansıyan istinaf kararında ise ilk derece mahkemesinin hükmü kaldırıldı ve asıl dava ile birleşen davaların reddine karar verildi.
Karar, Martı TAG'ın haksız rekabet gerekçesiyle yasaklanması yönündeki talepler bakımından şirket lehine önemli bir gelişme oldu. Bununla birlikte, bu kararın kapsamı tüm taşımacılık faaliyetlerine sınırsız izin verildiği şeklinde yorumlanmamalı. Sürücülerin faaliyetleri bakımından geçerli olabilecek diğer mevzuat hükümleri ayrıca değerlendirilmelidir.

Martı TAG sürücülerine ceza kesiliyor mu?
Martı TAG sürücülerinin karşılaşabileceği yaptırımlar, yapılan yolculuğun niteliğine ve ilgili mevzuatın uygulanmasına bağlı.
Karayolları Trafik Kanunu'nun belediyeden izin veya ruhsat alınmadan gerçekleştirilen bazı yolcu taşımacılığı faaliyetlerine ilişkin hükümleri, belirli koşullarda idari para cezası ve aracın trafikten men edilmesi gibi yaptırımlar öngörebiliyor.
Ancak bir sürücünün Martı TAG üzerinden yolculuk yapması tek başına, her olayda aynı yaptırımın uygulanacağı anlamına gelmez. Yolculuğun nasıl gerçekleştirildiği, faaliyetin hangi kapsamda değerlendirildiği ve denetim sırasında tespit edilen koşullar önem taşır.
Son istinaf kararının ardından sürücülere yönelik bütün trafik yaptırımlarının otomatik olarak ortadan kalktığını söylemek de doğru olmaz. Kararın somut olaylara etkisi, ilgili mevzuat ve kararın hukuki kapsamı birlikte değerlendirilerek belirlenmelidir.

Martı TAG kullanan yolculara ceza yazılır mı?
Yolcuların en çok merak ettiği konulardan biri de uygulama üzerinden yolculuk yapmaları halinde idari para cezasıyla karşılaşıp karşılaşmayacakları.
Mevzuatta, izinsiz yolcu taşımacılığı yaptığı tespit edilen araçlardan hizmet alan yolculara yönelik yaptırımlar da belirli koşullarda gündeme gelebiliyor. Bununla birlikte, her Martı TAG yolculuğunun otomatik olarak bu kapsamda değerlendirileceği söylenemez.
Yolcuların karşılaşabileceği hukuki sonuçlar, somut olayın özelliklerine ve uygulanan mevzuat hükümlerine bağlı. Bu nedenle yalnızca istinaf kararına dayanarak yolcuların hiçbir koşulda ceza riskiyle karşılaşmayacağı sonucuna varılmamalı.
Martı TAG davasında son karar ne anlama geliyor?
İstinaf mahkemesinin 23 Ekim 2026'da kamuoyuna yansıyan kararı, Martı TAG'a karşı açılan haksız rekabet davalarının reddedilmesi bakımından önemli bir hukuki gelişme olarak öne çıkıyor.
Martı TAG'ın kurucusu Oğuz Alper Öktem de kararın ardından yaptığı açıklamada, paylaşımlı yolculuk sisteminin yasal olduğuna ilişkin değerlendirmesini kamuoyuyla paylaştı.
Bununla birlikte şirketin açıklamaları ile mahkemenin hükmünün kapsamı birbirinden ayrılmalı. Kararın tüm taşımacılık faaliyetleri için genel bir ruhsat muafiyeti oluşturduğu veya bütün idari yaptırımları geçersiz kıldığı sonucuna varmak için yeterli dayanak bulunmuyor.
Martı TAG'ın hukuki statüsüne ilişkin tartışmalarda bundan sonraki süreçte kararın tam gerekçesi, uygulanabilir mevzuat hükümleri ve yetkili idarelerin düzenlemeleri belirleyici olacak.
Sonuç olarak: Martı TAG'a karşı açılan haksız rekabet davalarının reddedilmesi, şirket açısından önemli bir gelişme. Ancak sürücülerin ve yolcuların hukuki durumunu değerlendirirken bu kararın kapsamı ile trafik ve taşımacılık mevzuatından kaynaklanan yükümlülükleri birbirine karıştırmamak gerekiyor.




