Kapadokya’nın tarihi ve kültürel mirasıyla öne çıkan Mustafapaşa beldesinde, geçmişten günümüze ulaşan taş konaklar ve tarihi yapılar dijital teknolojiyle geleceğe aktarılıyor. Kapadokya Üniversitesi (KÜN) tarafından yürütülen proje kapsamında, beldedeki kültürel varlıkların belgelenmesi, korunması ve turizme kazandırılması hedefleniyor.
Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü tarafından 2021 yılında “En İyi Turizm Köyü” seçilen Mustafapaşa’da, tarihi yapıların girişlerine karekod içeren tabelalar yerleştirildi. Ziyaretçiler, telefonlarıyla karekodları okutarak hazırlanan internet sitesi üzerinden yapıların tarihçesine ve mimari özelliklerine ulaşabiliyor.
55 NOKTADA DİJİTAL TANITIM
KÜN Kapadokya Kültür Araştırmaları Merkezi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Şükran Ünser, Mustafapaşa’daki tarihi yapılar üzerine yürütülen araştırmaların 2020 yılından itibaren yoğunlaştığını belirtti. Çalışmalar kapsamında oluşturulan dijital veri tabanında taş konakların yanı sıra kilise, cami, medrese ve çeşme gibi tarihi yapılar da yer alıyor.
Mustafapaşa’nın sivil mimari mirası açısından önemli bir konumda bulunduğunu vurgulayan Ünser, özellikle gündelik yaşamın bir parçası olan tarihi konakların korunmasının önemine dikkati çekti.
Sivil yapıların yaşam biçimindeki değişimlerle birlikte dönüşüme uğrayabildiğini belirten Ünser, Mustafapaşa’daki konakların önemli bir kültürel miras oluşturduğunu ifade etti. Hazırlanan envanterin yalnızca kayıt amacı taşımadığını kaydeden Ünser, yapıların ziyaretçiler tarafından keşfedilmesini ve turizme katkı sunmasını da amaçladıklarını dile getirdi.
RESTORASYON ÇALIŞMALARINA KAYNAK OLACAK
Dijital envanterin, ileride gerçekleştirilecek restorasyon çalışmalarına da katkı sağlaması bekleniyor. Tarihi yapıların eski fotoğrafları ve mimari özelliklerinin kayıt altına alınması sayesinde, restorasyon projelerinde yapıların geçmişteki durumlarının referans alınabilmesi amaçlanıyor.
Ünser, Mustafapaşa’daki konakları her biri kendine özgü karakter taşıyan portrelere benzetti. Yapıların topografyaya ve doğal çevreye uyum sağlayacak şekilde biçimlendiğini belirten Ünser, bu mimari özelliklerin korunmasının önemini vurguladı.
Mübadele döneminde Yunanistan’a giden Serafim Rizos’un fotoğrafları ve notlarının da beldenin mimari geçmişinin belgelenmesinde önemli bir kaynak oluşturduğunu aktaran Ünser, bu belgeleri bir araya getirmek için çalışmaların sürdüğünü söyledi.
“KÜÇÜK BİR AÇIK HAVA MÜZESİNE DÖNÜŞSÜN İSTİYORDUK”
Dijitalleştirme projesi kapsamında beldenin 55 noktasına yerleştirilen karekodlarla tarihi mekanlara ilişkin bilgilere kolayca ulaşılabildiğini belirten Ünser, Mustafapaşa’nın küçük bir açık hava müzesine dönüşmesini hedeflediklerini ifade etti.
Ünser, bölge halkının kültürel varlıklar konusunda bilinçlenmesi amacıyla eğitim seminerleri ve çeşitli etkinlikler de düzenlediklerini kaydetti.
MUSTAFAPAŞA’DA 400 TAŞ KONAK BULUNUYOR
Mustafapaşa Belediye Başkanı Mustafa Özer ise beldede yaklaşık 400 taş konak bulunduğunu, bunlardan 140’ının tescilli olduğunu belirtti. Manastır Vadisi başta olmak üzere çeşitli turistik alanlara sahip olan Mustafapaşa’da, tarihi konakların bir bölümü ziyaretçilere konaklama imkanı sunuyor.
Konaklardan 55’inin turistlere konaklama hizmeti verdiğini aktaran Özer, bazı yapıların restore edilerek otel olarak kullanıldığını, birçoğunun ise bölge halkının yaşamını sürdürdüğü evler olduğunu söyledi.
Tarihi yapıların korunarak yeniden işlevlendirilmesinin önemine değinen Özer, belediye, üniversite, sivil toplum kuruluşları ve yatırımcıların iş birliğiyle kültürel mirası gelecek kuşaklara aktarmayı hedeflediklerini belirtti.
Mustafapaşa’da yürütülen dijital envanter çalışmasıyla, tarihi yapıların geçmişine ilişkin bilgilerin kayıt altına alınması, ziyaretçilerin kültürel mirası daha yakından tanıması ve beldenin turizm potansiyelinin güçlendirilmesi amaçlanıyor.





