Eğitimde akademik içeriklerin yanı sıra öğrencilerin öğrenme biçimleri de yeniden değerlendirilmeye başlandı. Uzmanlar, dikkat süresi, odaklanma, çalışma belleği, işlemleme hızı ve problem çözme gibi bilişsel becerilerin, öğrencilerin akademik performansı üzerinde doğrudan etkili olduğunu belirtiyor.

Son yıllarda eğitim teknolojileri alanında geliştirilen bazı platformlar, öğrencilerin bilişsel süreçlerini analiz ederek kişiselleştirilmiş öğrenme modelleri üzerine yoğunlaşıyor. Bu kapsamda geliştirilen sistemlerde öğrencilerin dikkat süreleri, hata türleri, tepki hızları ve performans değişimleri gibi veriler değerlendirilerek bireysel öğrenme profilleri oluşturuluyor.

Bu alanda çalışmalar yürüten Cognicise Eğitim Platformu da yapay zekâ destekli analiz sistemleriyle öğrencilerin bilişsel performanslarına ilişkin verileri değerlendiren uygulamalar arasında yer alıyor. Cognicise Eğitim Platformu’nun öncülüğünde Ankara’da bir araya gelen uzmanlar, platformda dikkat, odaklanma, çalışma belleği, işlemleme hızı ve problem çözme gibi alanlara yönelik ölçüm ve gelişim odaklı çalışmalar yürütüldüğünü belirtti.

Cognicise Eğitim Platformu Kurucusu Necati Ekiz mevcut eğitim modellerinde bireysel farklılıkların yeterince dikkate alınmadığını, öğrenme süreçlerinin yalnızca sonuç odaklı değerlendirilmesinin yetersiz kaldığını söyleyerek, “Her öğrencinin öğrenme biçimi farklı. Bu nedenle yalnızca aynı içeriği sunmak değil, öğrencinin bilgiyi nasıl işlediğini anlamak da önemli hale geliyor. Her öğrencinin öğrenme yolu kendi zihinsel yapısına göre şekillenmeli” dedi.
Eğitimin bugün geldiği noktada içerik odaklı yaklaşımın yetersiz kaldığını vurgulayan Ekiz, “Eğitim, bilgiyi aktarmakla sınırlı kaldığında kalıcı bir gelişim yaratmak mümkün olmuyor. Asıl odaklanmamız gereken, bireyin bilişsel kapasitesini nasıl geliştirdiğimiz” değerlendirmesini yaptı.

Ekiz, dijital çağın öğrencilerin öğrenme alışkanlıklarını önemli ölçüde değiştirdiğini belirterek, “Bugün öğrenciler çok yoğun uyaranlarla karşı karşıya. Eğitim sistemlerinin de bu değişime uyum sağlayacak biçimde yeniden düşünülmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Disleksiye bilişsel ve veri temelli yaklaşım

Platformun kurucu ortağı Cihan Özel de disleksinin çoğu zaman yalnızca okuma ve yazma güçlüğü olarak görülse de aslında bilişsel sistemin bilgiyi işleme biçimindeki farklılıklardan kaynaklanan çok boyutlu bir durum olduğunu kaydetti. Özel şunları söyledi: “Bu nedenle çözüm tek bir yöntemle değil, veriye dayalı ve bireyin öğrenme dinamiklerini analiz eden bütüncül yaklaşımlarla mümkün olabilir. Bugün eğitimde en kritik ihtiyaç, disleksiyi yalnızca tanımlamak değil, öğrencinin bilişsel profilini doğru okuyabilmeye dayanıyor. Toplumda disleksiye dair en önemli yanılgılardan biri, bunun değiştirilemez bir ‘etiket’ olarak görülmesidir; oysa doğru analiz, uygun stratejiler ve veri temelli yaklaşımlar sayesinde bu öğrencilerin öğrenme süreçlerinde anlamlı gelişmeler sağlanabilir.”

"Sandıkta verilmeyen irade transferlerle gelmez"
"Sandıkta verilmeyen irade transferlerle gelmez"
İçeriği Görüntüle

“Disleksi yalnızca okuma problemi olarak görülmemeli”

Gazi Üniversitesi Özel Eğitim Bölümü’nden Ufuk Özkubat öğrenme güçlüklerinin yalnızca akademik sonuçlar üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Özkubat, disleksinin zekâyla ilgili değil, bireyin bilgiyi işleme biçimiyle ilgili bir durum olduğunu ifade ederek şunları kaydetti:

“Disleksi yalnızca okuma-yazma sürecine indirgenmemeli. Öğrencinin bilişsel ve üstbilişsel stratejileri nasıl kullandığı da önemli. Veri temelli ve bireyselleştirilmiş yaklaşımlar, öğrenme güçlüğü yaşayan öğrencilerin eğitim süreçlerinde daha etkili sonuçlar sağlayabiliyor.”
Özkubat, özellikle erken yaşta yapılan bilişsel değerlendirmelerin öğrencilerin ihtiyaçlarının daha doğru belirlenmesine katkı sunduğunu dile getirdi.

Bilişsel beceriler kariyer planlamasını da etkiliyor

TED Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekan Yardımcısı Olcay Yılmaz da bilişsel becerilerin yalnızca akademik başarı açısından değil, öğrencilerin karar verme, problem çözme ve uyum sağlama süreçleri açısından da önemli olduğunu belirtti.

Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik yaklaşımının öğrencinin bireysel özelliklerini anlamada önemli rol oynadığını ifade eden Yılmaz, “Öğrencinin güçlü yönlerini fark etmesi, öğrenme biçimini tanıması ve buna uygun yönlendirilmesi hem akademik süreç hem kariyer planlaması açısından belirleyici olabiliyor” dedi.
Uzmanlara göre eğitim alanında önümüzdeki dönemde yalnızca akademik başarıya değil, öğrencilerin öğrenme süreçlerini şekillendiren bilişsel becerilere yönelik çalışmaların da daha fazla önem kazanması bekleniyor.
Platformun Küresel Büyüme Stratejisi

Halihazırda birçok okul ve kurumda aktif olarak kullanılan yapısıyla Türkiye’den çıkan platform, bilişsel becerileri ölçümleyen ve geliştiren uygulamalarını farklı pazarlarda konumlandırarak küresel bir eğitim ekosistemi oluşturmayı amaçlıyor.

Başta Avrupa, MENA bölgesi ve Kanada olmak üzere farklı coğrafyalarda yaygınlaşmayı hedefleyen girişim, uluslararası büyüme stratejisini çok katmanlı bir yapılanma üzerinden yürütüyor. Bu kapsamda akademik iş birlikleri, distribütörlük anlaşmaları ve yerel pazarlara uyumlu tanıtım faaliyetleri eş zamanlı olarak devam ediyor.
Körfez ülkeleri, Avrupa ve gelişen pazarlarda stratejik çalışmaların sürdüğünü ifade eden Ekiz, bazı bölgelerde küresel gelişmelere bağlı olarak planlamaların yeniden yapılandırıldığını, ancak uzun vadeli hedeflerden sapma olmadığını vurguladı. Ekiz, 2026 yılı sonuna kadar en az 18 ülkede aktif olmayı hedeflediklerini sözlerine ekledi.

Muhabir: Haber Merkezi