Türkiye’de çocukların suça sürüklenmesi tartışmaları sürerken, çözümün yalnızca daha ağır cezalar getirilmesinden geçmediği vurgulanıyor.
Sonsöz Gazetesi’nden Goncagül Konaş’ın haberine göre;Ankara Barosu’na kayıtlı Avukat Melis Sema Ulutaş, çocuk suçluluğunun aile yapısı, eğitimden kopma, madde bağımlılığı ve sosyal çevre gibi çok sayıda faktörün etkisiyle ortaya çıkabildiğine dikkat çekerek, suç ortaya çıkmadan önce koruyucu ve önleyici politikaların güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

“CEZANIN AĞIRLIĞINDAN ZİYADE SİSTEMİN ETKİNLİĞİ ÖNEMLİ”
“Ceza hukukunun yalnızca cezalandırma amacı taşıdığını düşünmek doğru olmaz. Ceza hukukunun birden fazla amacı var. Bir tarafta işlenen suçun karşılığının verilmesi ve toplumdaki adalet duygusunun korunması, diğer tarafta suç işlenmesinin önlenmesi ve kişinin yeniden topluma kazandırılması bulunuyor” diyen Ulutaş, özellikle infaz aşamasında rehabilitasyonun önemine dikkat çekti.
Cezaların ağırlaştırılmasının suç oranlarını otomatik olarak düşüreceği yönündeki yaklaşımın doğru olmadığını söyleyen Ulutaş, suç davranışının çok sayıda faktörün etkisiyle ortaya çıkabildiğini belirtti. Ulutaş, “‘Cezayı ne kadar artırırsak suç da o kadar azalır’ şeklinde doğrusal bir ilişki kurmak doğru değil. Bence burada asıl önemli olan, suç işlendiğinde failin yakalanacağı, yargılama sürecinin etkin şekilde yürütüleceği ve hukuka uygun biçimde yaptırım uygulanacağına ilişkin güvenin oluşmasıdır” ifadelerini kullandı.
Özellikle çocuk suçluluğunda cezaların artırılmasının yanında çocuğu suça götüren koşulların ortadan kaldırılması gerektiğini vurgulayan Ulutaş, eğitim, aile yapısı, madde bağımlılığı ve sosyal çevrenin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

TUTUKLAMA, ADLİ KONTROL VE İNFAZ FARKINA DİKKAT ÇEKTİ
Kamuoyunda zaman zaman “suç işleyenlerin kısa sürede serbest kaldığı” yönünde oluşan algının hukuki kavramların birbirinden yeterince ayrılmamasından kaynaklanabildiğini belirten Ulutaş, tutuklamanın bir ceza olmadığını hatırlattı.
Ulutaş, “Kamuoyunda çoğu zaman ‘tutuklanmadıysa ceza almadı’ veya ‘tahliye olduysa beraat etti’ şeklinde bir algı oluşabiliyor. Oysa bunların her biri hukuken farklı aşamalar. Tutuklama bir ceza değil, soruşturma veya kovuşturma sırasında uygulanan bir koruma tedbiridir. Adli kontrol de tutuklamaya alternatif olarak uygulanabilen bir koruma tedbiridir” dedi. Bir kişinin soruşturma aşamasında serbest bırakılmasının suçsuz bulunduğu anlamına gelmediğini belirten Ulutaş, aynı şekilde tutuklama kararının da kişinin suçlu olduğu anlamına gelmediğini ifade etti.
Haberin daha geniş ve detaylı halini Sonsöz Gazetesi’nde okuyabilirsiniz.





