OSTİM Teknik Üniversitesi Yazılım Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Meltem Eryılmaz, yapay zekânın siber saldırıları hızlandırdığını ve deepfake teknolojisinin dolandırıcılık riskini artırdığını belirterek vatandaşları uyardı. Eryılmaz, “Şifremizi değiştirebiliriz, yüzümüzü veya sesimizi değiştiremeyiz” dedi.
Yapay zekâ teknolojilerindeki gelişmeler, siber güvenlik tehditlerini de yeni bir boyuta taşıdı. Yüz, ses ve görüntülerden gerçekçi içerikler üretilebilmesi, kişisel verilerin korunmasını daha önemli hale getirirken siber saldırıların daha hızlı ve inandırıcı biçimde gerçekleştirilmesine de zemin hazırlıyor.
Sonsöz Gazetesi’nden Goncagül Konaş’ın haberine göre; OSTİM Teknik Üniversitesi Yazılım Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Meltem Eryılmaz, yapay zekâ çağında dijital güvenliğin yalnızca güçlü parola kullanmakla sınırlı olmadığını belirterek biyometrik verilerden banka hesaplarına, kritik altyapılardan kurumsal güvenliğe kadar birçok alanda önlem alınması gerektiğini söyledi.
“YÜZÜMÜZÜ VE SESİMİZİ DEĞİŞTİREMİYORUZ”
Yapay zekâ çağında yüz, ses ve fotoğrafların yeni birer şifre haline gelip gelmediğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Eryılmaz, biyometrik verilerin korunmasının önemine dikkat çekti. Eryılmaz, “Bir anlamda evet, ama burada önemli bir fark var. Şifremizi değiştirebiliriz, yüzümüzü veya sesimizi değiştiremeyiz. Bu nedenle biyometrik verilerimizin korunması bugün çok daha önemli hale geldi” ifadelerini kullandı.
Yüz, ses ve görüntülerin artık dijital kimliğin parçaları haline geldiğini belirten Eryılmaz, yapay zekânın az miktarda görüntü veya ses verisiyle bile gerçekçi içerikler üretebildiğini söyledi. Sosyal medyada paylaşılan fotoğraflar, videolar ve ses kayıtlarının bu nedenle farklı güvenlik riskleri taşıdığını vurgulayan Eryılmaz, “Dijital ortamda yüzümüzü, sesimizi ve kişisel bilgilerimizi ne kadar paylaştığımızı da düşünmemiz gerekiyor” dedi. Biyometrik doğrulamanın çok faktörlü doğrulamayla desteklenmesi gerektiğini de kaydetti.
SİBER SALDIRILAR DAHA HIZLI VE İNANDIRICI
Yapay zekânın siber saldırıları baştan yaratmadığını, mevcut yöntemlerin hızını ve etkisini artırdığını belirten Eryılmaz, “Yapay zekâ siber saldırıyı icat etmedi; phishing, zararlı yazılım, parola saldırıları veya sosyal mühendislik zaten vardı. Yapay zekânın değiştirdiği şey bunların hızını, ölçeğini ve inandırıcılığını artırması oldu” diye konuştu. Yapay zekâ sayesinde farklı dillerde ikna edici mesajlar hazırlanabildiğini, hedef kişiler hakkında açık kaynaklardan bilgi toplanabildiğini ve çok sayıda kişiye özel mesaj oluşturulabildiğini ifade eden Eryılmaz, saldırıların maliyetinin ve teknik bilgi gereksiniminin azaldığını belirtti.
Eryılmaz, “Saldırı yapmanın maliyeti ve gerekli uzmanlık eşiği düşüyor. Aynı saldırgan çok daha fazla kişiyi, çok daha kısa sürede hedefleyebiliyor” dedi. Yapay zekâ ajanlarının keşif, kimlik bilgisi elde etme ve ağ içinde ilerleme gibi saldırı aşamalarında kullanılabildiğini belirten Eryılmaz, otomasyonun saldırı sürelerini kısaltabileceğine dikkat çekti. Eryılmaz, kurumların da saldırıları gerçek zamanlı tespit edebilen ve hızlı müdahale sağlayan savunma sistemlerine yönelmesi gerektiğini söyledi.
DEEPFAKE DOLANDIRICILIĞINA KARŞI İKİNCİ DOĞRULAMA
Deepfake teknolojisiyle kişilerin yüz ve seslerinin taklit edilmesinin ciddi bir dolandırıcılık riski oluşturduğunu belirten Eryılmaz, saldırganların insanların güven duygusunu hedef aldığını ifade etti. Bir kişinin yakınının sesine benzeyen bir sesle aranarak acil para gönderme talebiyle karşılaşabileceğini belirten Eryılmaz, böyle durumlarda sesin gerçekliğine güvenerek hareket edilmemesi gerektiğini söyledi.
Haberin daha geniş ve detaylı halini Sonsöz Gazetesi’nde okuyabilirsiniz.




