Deprem uzmanı Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, Marmara Denizi’ndeki fay hatlarına ilişkin yaptığı açıklamada, Adalar segmentinde büyük deprem oluşturacak enerji birikimi olmadığını, olası sarsıntının 6.0 ila 6.5 büyüklüğünde gerçekleşebileceğini belirtti.
İstanbul Depremi Üzerine Yeni Açıklamalar
Kahramanmaraş merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremlerin ardından İstanbul’da beklenen olası deprem yeniden gündeme geldi. Bu kapsamda Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, Marmara Denizi’ndeki fay hatlarına ilişkin yeni değerlendirmelerde bulundu.
Adalar Segmenti Üzerine Görüşler
Üşümezsoy, Adalar segmentinde büyük deprem oluşturacak düzeyde enerji birikimi olmadığını ifade etti. Bölgedeki fay hattının 7 ve üzeri büyüklükte bir deprem üretmeye yeterli stres taşımadığını vurgulayan uzman, olası bir sarsıntının 6.0 ila 6.5 büyüklüğünde gerçekleşebileceğini dile getirdi.
Silivri-Kumburgaz Hattına Dikkat
Üşümezsoy ayrıca Silivri ile Kumburgaz arasındaki 25 kilometrelik hattın yakından incelenmesi gerektiğini belirtti. Bu alanın 2009 yılından bu yana potansiyel risk barındırdığını söyleyen uzman, burada meydana gelebilecek bir depremin büyüklüğünün 6.0 ila 6.5 aralığında olabileceğini ifade etti.
Büyük İstanbul Depremi Senaryosu
Üşümezsoy, kamuoyunda sıkça dile getirilen “büyük İstanbul depremi” senaryosunun artık geçerli olmadığını savundu. Depreme dayanıklı yapıların inşasının mühendislik alanına girdiğini, fay hatlarının doğru analiz edilmesinin ise bilimin görevi olduğunu belirtti.
Türkiye’de yaşanan büyük depremler sonrası İstanbul’da olası deprem senaryoları sıkça gündeme geliyor. Özellikle Marmara Denizi’ndeki fay hatlarının durumu, uzmanlar tarafından farklı görüşlerle değerlendiriliyor. Prof. Dr. Üşümezsoy’un açıklamaları, bu tartışmalar içinde dikkat çeken bir yaklaşımı ortaya koyuyor.
Prof. Dr. Şener Üşümezsoy’un açıklamaları, İstanbul’da beklenen olası depremin büyüklüğüne ilişkin farklı bir bakış açısı sunuyor. Uzmanın değerlendirmeleri, kamuoyunda sıkça dile getirilen 7 ve üzeri büyüklükte deprem senaryolarına karşı daha düşük ölçekli sarsıntı ihtimalini öne çıkarıyor. Bu görüşler, deprem riskinin doğru anlaşılması ve yapıların dayanıklılığının artırılması açısından önem taşıyor.