Ankara

“Ormanlarda madencilik gelişigüzel yapılan bir faaliyet değil”

ETKB eski bürokratı, öğretim görevlisi, yazar ve mühendis Sevinç Engin, orman alanlarında madenciliğe yönelik tartışmaları Gazetemiz SONSÖZ’e değerlendirdi. Engin, mevzuatın sıkılığına ve denetim mekanizmalarına dikkat çekerken, kamuoyunda oluşan yanlış algıların sektörün önündeki en büyük engel olduğunu vurguladı.

Orman alanlarında madencilikten kaynaklanan tartışmalar ve kamuoyunda oluşan olumsuz algıya ilişkin ETKB eski bürokrat, öğretim görevlisi, yazar ve mühendis Sevinç Engin, gazetemiz Sonsöz’e kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.

Sonsöz Gazetesi’nden Sümer Taşkıran’ın haberine göre; madencilik faaliyetlerinin yalnızca ekonomik bir faaliyet olarak görülmemesi gerektiğini belirten Engin, sürecin hem çevresel hem de hukuki boyutlarıyla birlikte ele alınmasının önemine dikkat çekti.

Sevinç Engin, orman alanlarının madenciliğe açılmasının sanıldığı gibi kontrolsüz bir süreç olmadığını vurgulayarak şunları söyledi: “Orman alanlarının madencilik için tahsisi, günümüzün küresel iklim değişikliğini etkileyen arazi kullanımı değişikliğinin önemli bir örneğidir. Küresel iklim değişikliğinin olumsuz etkileri ciddi boyutlarda olup, madencilik yapılmasına izin verilen orman alanları da sel ve erozyona maruz kalmaktadır. Bu şaşırtıcı değildir ancak onay için hukuki alt yapının çok dikkatli oluşturulması ve onay sürecinin çok hassas bir şekilde takip edilmesi gerekmektedir.”

Türkiye’de bu alandaki izin süreçlerinin son derece detaylı olduğunu belirten Engin, “Türkiye'nin ulusal ormanlarında madencilik izinlerinin verilmesi çok detaylı ve kapsamlı yasal düzenlemelere tabidir. Bu faaliyetlerde temel amaç, orman işlevselliğinin maksimum düzeyde korunması ve oluşabilecek zararın en aza indirilmesidir” dedi.

“MADENCİLİK SONRASI REHABİLİTASYON ZORUNLU”

Madencilik faaliyetlerinin geçici olduğunu ve sonrasında alanın yeniden doğaya kazandırılmasının zorunlu olduğunu ifade eden Engin, şu bilgileri paylaştı: “Onay süresinin bitiminden sonra alanın restorasyonu 6831 sayılı Türk Çevre ve Orman Kanunu'nda ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Bu kapsamda maden ruhsatı sahibi, faaliyet yürüttüğü alanı rehabilite etmekle yükümlüdür.” Engin, özellikle düşük verimli orman alanlarının tercih edildiğini ve süreç boyunca sıkı denetimler yapıldığını da sözlerine ekledi.

“ANAYASA ORMANLARI EN ÜST DÜZEYDE KORUMA ALTINA ALIYOR”

Kamuoyundaki “ormanlar korunmuyor” algısının gerçeği yansıtmadığını belirten Engin, devletin bu konudaki sorumluluğuna dikkat çekti: “Devlet, ormanların korunması ve genişletilmesi için gerekli tüm tedbirleri almakla yükümlüdür. Ormanlar devlet güvencesi altındadır, mülkiyeti devredilemez, kamu yararı dışında kullanılamaz.” Engin, Anayasa’da ormanların yakılması, yok edilmesi veya daraltılmasının affı olmayan suçlar arasında yer aldığını hatırlatarak, “Bu bile devletin konuya ne kadar hassas yaklaştığını açıkça göstermektedir” dedi.

“İZİNSİZ TEK BİR FAALİYET BİLE MÜMKÜN DEĞİL”

Orman alanlarında faaliyetlerin sıkı kurallara bağlı olduğunu vurgulayan Engin, denetim mekanizmasının altını çizdi: “Orman Genel Müdürlüğünden izin alınmadan hiçbir faaliyette bulunulamaz. İzin ihlali durumunda hem para hem de hapis cezaları uygulanmaktadır.”

Haberin daha geniş ve detaylı halini Sonsöz Gazetesi’nde okuyabilirsiniz.