İstanbul Büyükada açıklarında meydana gelen peş peşe küçük depremler, Marmara’daki deprem tartışmasını yeniden gündeme taşıdı. Yerbilimci Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, son sarsıntıların beklenen büyük İstanbul depremiyle ilişkilendirilmemesi gerektiğini savundu.

İstanbul’da Büyükada açıklarında 19 Ağustos’ta meydana gelen küçük ölçekli depremlerin ardından gözler yeniden Marmara Denizi’ndeki fay hatlarına çevrildi. Bölgede art arda yaşanan sarsıntılar vatandaşlarda endişeye neden olurken, yerbilimci Prof. Dr. Şener Üşümezsoy’dan dikkat çeken bir değerlendirme geldi.

Üşümezsoy, Büyükada çevresindeki mikro depremlerin beklenen büyük İstanbul depreminin habercisi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti. Uzmanın açıklamaları, Marmara’daki deprem tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.

Büyükada açıklarında peş peşe depremler

19 Ağustos 2026 tarihinde Büyükada açıklarında art arda küçük ölçekli depremler meydana geldi. Kaydedilen sarsıntıların en büyüğü 3,2 olarak ölçülürken, gece boyunca bölgede çok sayıda mikro deprem yaşandı.

Sarsıntıların ardından özellikle sosyal medyada “Büyük İstanbul depremi yaklaşıyor mu?” sorusu yeniden gündeme geldi. Marmara Denizi'ndeki fay hareketliliği nedeniyle vatandaşların endişesi artarken, gözler uzmanların değerlendirmelerine çevrildi.

Şener Üşümezsoy’dan dikkat çeken deprem açıklaması

Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, Büyükada açıklarında meydana gelen sarsıntıların beklenen büyük İstanbul depremiyle doğrudan ilişkilendirilmemesi gerektiğini söyledi.

Üşümezsoy, söz konusu hareketliliğin ana fay üzerinde meydana gelmediğini savunurken, Adalar Fayı'nın büyük bir deprem üretme kapasitesine ilişkin kamuoyundaki değerlendirmelere de katılmadığını ifade etti.

“Büyük İstanbul depreminin habercisi değil”

Üşümezsoy’un değerlendirmesine göre Büyükada çevresindeki mikro depremler tek başına orta veya büyük ölçekli bir deprem beklentisi oluşturacak bir gösterge olarak görülmemeli.

Uzman, bölgedeki küçük sarsıntıların farklı bir fay sistemiyle ilişkili olduğunu ve yaşanan hareketliliğin kamuoyunda beklenen büyük İstanbul depremiyle doğrudan ilişkilendirilmemesi gerektiğini belirtti.

Marmara depremi tartışması yeniden gündemde

Marmara Denizi’nde yaşanan her sarsıntı, İstanbul’da beklenen büyük deprem tartışmasını yeniden gündeme getiriyor. Uzmanlar arasında depremin büyüklüğü, hangi fay segmentlerinin kırılabileceği ve olası senaryolar konusunda farklı görüşler bulunuyor.

Türk Mühendislerden Havacılıkta Yapay Zeka Hamlesi
Türk Mühendislerden Havacılıkta Yapay Zeka Hamlesi
İçeriği Görüntüle

Üşümezsoy da geçmiş açıklamalarında İstanbul için kamuoyunda sıkça dile getirilen 7 ve üzeri büyüklükte deprem senaryolarına katılmadığını belirtmişti. Temmuz 2026’daki değerlendirmesinde de Marmara için 7 ve üzeri büyüklükte bir deprem beklentisine karşı farklı bir görüş ortaya koymuştu.

Deprem uzmanlarının görüşleri neden farklı?

Marmara Denizi’ndeki fay sistemleri ve İstanbul’un deprem riski konusunda bilim insanları arasında farklı değerlendirmeler bulunuyor. Fayların geometrisi, geçmişte meydana gelen depremler, fayların kilitlenme durumu ve biriken gerilim gibi çok sayıda faktör olası deprem senaryolarının değerlendirilmesinde önem taşıyor.

Bu nedenle tek bir uzmanın açıklamasının İstanbul’un deprem riskinin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmediği de unutulmamalı. Deprem tehlikesinin değerlendirilmesinde resmi kurumların verileri ve farklı bilimsel çalışmalar birlikte ele alınmalı.

İstanbul için deprem hazırlığı neden önemli?

Büyük bir depremin ne zaman meydana geleceği konusunda kesin tarih vermek mümkün değil. Bu nedenle uzmanların farklı senaryolarına bakılmaksızın İstanbul’da yapı güvenliği ve deprem hazırlığı önemini koruyor.

Özellikle binaların deprem performansının değerlendirilmesi, riskli yapıların tespit edilmesi, afet sırasında kullanılacak toplanma alanlarının bilinmesi ve aile afet planlarının hazırlanması olası bir depremin etkilerini azaltmak açısından önem taşıyor.

Şener Üşümezsoy’un son açıklamaları, Büyükada açıklarında yaşanan küçük sarsıntıların ardından gündeme gelen “büyük İstanbul depremi geliyor mu?” sorusuna farklı bir perspektif sunuyor. Ancak deprem konusunda kesin öngörülerin mümkün olmadığı ve yapı güvenliğinin her koşulda öncelikli olması gerektiği unutulmamalı.

Muhabir: Haber Merkezi